İbrahim Kaboğlu’ndan Silivri’de Hukuk Eleştirisi

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
İbrahim Kaboğlu’ndan Silivri’de Hukuk Eleştirisi

4 Mart 2026 19:05

Güncelleme: 4 Mart 2026 19:11

İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu, Silivri’de yaptığı açıklamada, “Hukuk güvenliği, hukuk devletinin temel bir ilkesidir. Ancak burası belirsizliklerle dolu bir ortamdır ve bu belirsizliklerin hakim olduğu yerde keyfilik ön plana çıkmaktadır. Tutuklular, özel ve aile fotoğraflarını dahi elde edememektedir. Suçsuz olanlar haksız yere burada bulunurken, suçlular rahatça dolaşmaktadır” dedi.

İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu ve Yönetim Kurulu üyeleri, Silivri Cezaevi önünde düzenledikleri basın toplantısında, ülkedeki hukuksuzlukların giderek derinleştiğine dikkat çekti. Kaboğlu, “Silivri Hapishanesi’nden yeni çıktık. 20 tutuklu ve az sayıda hükümlüyü ziyaret ettik. Belediye başkanları, avukatlar, gazeteciler ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin üst düzey yöneticileri arasında yer alan kişilerle bir araya geldik. İstanbul Barosu olarak düzenli olarak bu tür ziyaretler gerçekleştiriyoruz. Gözaltına alma, tutuklama aşamalarında başlayan hukuka aykırılıklar, infaz aşamasında da devam etmektedir” şeklinde konuştu.

Kaboğlu, tutuklular arasında ayrımcı muameleler yapıldığını vurguladı. “Mahpuslar arasındaki ayrımcılık, tutukluluk nedenine göre değişiklik göstermektedir. Hapiste olmanın, kişinin özgürlüğünden yoksun kalması anlamına geldiğini unutmamak gerekir. Ancak bu, kişinin haklarının sürekli ihlal edilmesi anlamına gelmez. Silivri hapishanesinde tutukluların kişiliklerine ve kimliklerine göre ayrımcılık yapılmaktadır” dedi.

“Keyfilik ve ayrımcı işlemler sürüyor”

Kaboğlu, iddianamelerin hazırlanma süreçlerini eleştirerek, “Sayın İmamoğlu ve yakınları hakkında hazırlanan iddianame, yaklaşık bir yıl gecikmeyle ortaya çıkmıştır. 9,5 aydır tutuklu bulunan 5 belediye başkanının iddianamesi hâlâ hazırlanmadı. Oysa kendilerinden daha sonra tutuklanan kişiler hakkında iddianameler hazırlanmış durumda. Bu gecikmeler, bu kişilerin belli bir siyasal görüşe sahip olmaları nedeniyle tutuklandıklarını göstermektedir. Dolayısıyla hukuk dışı alanda ayrımcı işlemlerin yapıldığı ve bunun düzenli hale geldiği açıktır” ifadelerini kullandı.

Kaboğlu, “Suç örgütü” olarak adlandırılan durumun aslında, tutukluların mahkumiyetinden önce bile haklarının ihlaline neden olduğunu belirtti. “Anayasa gereği suçsuz sayılma hakkı, savaş ortamında dahi korunmalıdır. Ancak bu hak, tutuklu bulunan belediye başkanları ve üst düzey yöneticiler için geçerli değildir” şeklinde konuştu.

“Alican Uludağ örneği ve hukuksuzluklar”

Kaboğlu, dosya birleştirme ve ayrım süreçlerinin belirsizliğine dikkat çekerek, “Tutuklamalar, kişilerin fiillerine göre değil, aidiyetlerine göre gerçekleşmektedir. Bu durum, Silivri’deki tutuklu kişiler hakkında kitlesel bir suç üretimi sürecini işaret ediyor. Gazeteciler de tutuklama koşulları bulunmadığı halde burada yer alıyor. Alican Uludağ örneği, hukukun ne kadar genişlediğini gösteriyor. Alican Uludağ, mesleğini Ankara’da yapıyor; ancak neden buraya getirildi? Hangi hukuki temele dayanarak getirildi? Bu soruların yanıtları belirsiz” dedi.

Kaboğlu, eşitsiz ve ayrımcı muamelelerin devam ettiğini vurgulayarak, “Belediye yöneticileri, kentsel kamu düzenini ihlal ettikleri için değil, bu düzeni korudukları için burada bulunmaktadırlar. Ayrıca son haftalarda avukatlarla görüşme kısıtlamalarının gündeme geldiğine tanık olmaktayız” ifadelerini kullandı.

Kaboğlu, “Hukuk güvenliği, hukuk devletinin temel bir ilkesidir. Ancak mevcut durum, belirsizliklerle doludur ve bu belirsizlikler içinde keyfilik ağır basmaktadır. Tutuklular özel fotoğraflarına bile ulaşamamakta, suçsuzlar haksız yere burada tutulmaktadır. Geçtiğimiz günlerde bir öğretmenin öldürülmesi de bu durumu gözler önüne sermektedir. Tüm yetkilileri, anayasanın amir hükümlerine bağlı kalmaya ve mevcut hukuksuzlukları sona erdirmeye davet ediyorum” diyerek sözlerini tamamladı.

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın