İçişleri Bakanı: Göçmenler Değil Kaçakçılar Hedefte!

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
İçişleri Bakanı: Göçmenler Değil Kaçakçılar Hedefte!

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Türkiye’nin göç politikasının insani, vicdani ve hukuki temellere dayandığını vurgulayarak düzensiz göç konusundaki açıklamalarında, “Mücadelemizin hedefinde göçmenler bulunmuyor. Biz, insanların çaresizliğini kazanca çeviren göçmen kaçakçılığı organizasyonlarını hedef alıyoruz” ifadelerini kullandı.

Bakan Çiftçi, Yeni Şafak’a verdiği demeçte, düzensiz göçle mücadele, sınır güvenliği, geçici koruma statüsünün geleceği ve gönüllü geri dönüşler gibi konularda kapsamlı bilgiler sundu. Göçün yalnızca Türkiye sınırları içinde bir sorun olarak ele alınamayacağını belirten Çiftçi, kaynağından geri dönüşe kadar tüm sürecin birlikte yönetileceğini ifade etti. Düzensiz göçle mücadelenin amacının göçmenler değil, çaresizlikten yararlanan kaçakçılık ağları olduğunu dile getiren Çiftçi, sınır güvenliğinde teknolojik altyapının güçlendirildiğini aktardı.

iahaber’E ABONE OL,
BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞİ DESTEKLE!

ABONE OL

Bakan Çiftçi, göç yönetimindeki yeni hedefleri, düzensiz göçle mücadelede atılacak adımları, geçici koruma statüsünün geleceğini ve Suriyelilerin gönüllü dönüş süreçlerini detaylandırdı. Çiftçi’nin Türkiye’nin göç politikasıyla ilgili sorulara verdiği yanıtlar arasında şunlar yer aldı:

– Göç İdaresi Başkanlığı’nın yeni dönem vizyonu kapsamında, düzensiz göçün kaynağında engellenmesinden gönüllü geri dönüşlerin teşvik edilmesine kadar hangi uygulamalar hayata geçirilecek?

Türkiye’nin göç politikası, insani, vicdani ve hukuki üç temel üzerine inşa edilmiştir. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, medeniyet değerlerimizi esas alarak, kamu düzenini ve vatandaşlarımızın huzurunu gözeten bir yaklaşım sergiliyoruz. Göç politikamız, bu üç temelin ayrılmaz bir bütün halinde ele alınmasıyla yürütülmektedir. Yeni yönetimle birlikte, göçü yalnızca sınırlarımız içinde bir sonuç olarak değil, kaynak ülkeden geri dönüş aşamasına kadar bütüncül bir süreç olarak yönetiyoruz. Stratejimiz, göçü kaynağında önlemek, sınır güvenliğini sağlamak, içerde düzensiz göçü tespit etmek, kayıt dışı istihdam ve göçmen kaçakçılığıyla mücadele etmek ve gönüllü geri dönüşleri güvenli bir şekilde organize etmek üzerine kurulmuştur.

“Mücadelemizin hedefinde göçmenler bulunmuyor”

– Düzensiz göç ve göçmen kaçakçılığıyla mücadelede, ayrıca sınır güvenliğinde ne gibi adımlar atıyorsunuz?

Öncelikle belirtmek isterim ki, mücadelemizin hedefinde göçmenler yok. Biz, insanları çaresizlikten yararlanan kaçakçılık organizasyonlarını hedef alıyoruz. Göçmenleri değil, insan hayatını riske atan kaçakçılık ağlarını hedef alıyoruz. Sınırlarımızı en ileri teknoloji ile korumaktayız. Bugün, sınır hattımızda 1.349 kilometre güvenlik duvarı, 362 elektro-optik kule ve dronlar gibi teknolojik sistemler bulunmaktadır. Göçmen kaçakçılığına karşı bugüne kadar 4 bin 94 operasyon gerçekleştirdik. Ülkemizde yasal kalış hakkı bulunan yabancı sayısı ise 3 milyon 623 bin 608’dir. Düzensiz göçü, sınır kapısında değil, göç rotası daha oluşmadan durdurmayı hedefliyoruz.

“Geçici koruma, kalıcı ikametin başka bir adı değil”

– Geçici korumanın geleceği ve Suriye’ye gönüllü dönüşler hakkında ne düşünüyorsunuz?

Suriye’de güvenlik, kamu düzeni ve devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi sürecinde, geçici koruma uygulamasının geleceğine dair hukuki ve idari çalışmalar yürütmekteyiz. Geçici koruma, savaş ve kitlesel tehdit koşullarına bağlı bir istisnai mekanizmadır. Durumların değişmesiyle bu statünün de yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir. Geçici koruma, kalıcı ikamet anlamına gelmemektedir. Bu süreci ani ve keyfi kararlarla yönlendirmeyeceğiz. İnsan onurunu, hukuki güvenliği, kamu düzenini ve Türkiye’nin milli menfaatlerini birlikte gözeterek hareket edeceğiz. Hiç kimseyi zorla ölüm, zulüm veya güvensizlik ortamına göndermeyeceğiz. Ancak geçici koruma mekanizmasının süresiz belirsizliğe dönüşmesine de izin vermeyeceğiz. Şartlar değiştiğinde statü de değişir; fakat bu her zaman hukuk çerçevesinde ve insan onuruna saygılı bir şekilde gerçekleşecektir. Zorla gönderme veya süresiz belirsizlik söz konusu olmayacaktır.

Rakamlar da bu yaklaşımın bir yansımasıdır. Bugün, Türkiye’de geçici koruma altında bulunan Suriyeli sayısı 2 milyon 235 bin 988’dir. 2016 ile 31 Temmuz 2026 arasında 1 milyon 462 bin 947 Suriyeli; 8 Aralık 2024 tarihinden bu yana ise 722 bin 944 Suriyeli, gönüllü, güvenli ve onurlu bir şekilde ülkelerine dönmüştür. Bu dönüşleri, Suriye makamlarıyla yürüttüğümüz iş birlikleriyle güvenlik, barınma, kimlik, tapu ve resmi belgeler gibi sorunları çözerek sağlıyoruz. İnancımız merhameti, devlet sorumluluğumuz güvenliği ve hukukumuz adaleti emreder.

“Vatandaşımızın huzurundan da insan onurundan da taviz vermeyiz”

– Kamuoyunda zaman zaman “Suriyeliler kalıcı mı olacak?” kaygısı dile getiriliyor. Bu durumu toplumsal uyum ve kamu düzeni açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?

Vatandaşlarımızın bu kaygısını anlıyor ve ciddiye alıyoruz. Meseleyi ne duygusallıkla ne de günü kurtaran söylemlerle ele alıyoruz. Gerçeklerle ve uzun vadeli bir devlet aklıyla bu konuya yaklaşıyoruz. Ülkemizdeki Suriyelilerin yaklaşık üçte biri Türkiye’de doğmuştur. Bu durum, göçü sadece geçici bir nüfus hareketi olarak değil, uzun vadeli sosyal ve demografik boyutları olan bir mesele olarak ele almamız gerektiğini göstermektedir.

Politikamızı, kamu düzenini korumak ile insani sorumluluğumuzu yerine getirmek arasında sağlam bir denge üzerine kuruyoruz. Vatandaşımızın huzurundan ve insan onurundan asla taviz vermeyeceğiz. Kamu düzenini koruma ve insani sorumluluğumuzu yerine getirme hedeflerimiz birbirinin karşıtı değildir. Sözlerimi şu şekilde tamamlamak istiyorum: Göç politikamızın yönü açıktır. Sınırlarımızı koruyacak, kaçakçılığı önleyecek, kayıt dışılığı engelleyecek ve gönüllü geri dönüşü destekleyeceğiz. Attığımız her adımı hukuk, akıl ve vicdan çerçevesinde gerçekleştireceğiz. Sınırı koru, kaçakçıyı çökert, kaydı tut, dönüşü

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın