
İlkokul yıllarımı hatırlıyorum; oturma odamızın bir duvarında, Jurassic dönemine ait bir su canavarı fosilinin kabartma resmi sergilenirdi. Babam, bu eserin, 1930’lu yıllarda Nazi Almanya’sını terk ederek ülkemize gelen hocası Wilhelm Liepmann’ın hediyesi olduğunu ifade ederdi. Ord. Prof. Liepmann, o zamanlar Türkiye’ye gelen Yahudi kökenli akademisyenlerden biri olarak, sadece ders verdiği konuları değil, aynı zamanda ilgi alanları olan çeşitli konuları da derinlemesine inceleyen bir kişiydi. Babam, hocasının, İchthyosaurus adı verilen ve dev bir timsaha benzeyen yaratığın yavrularını önce yumurtladığını, ancak bu yumurtaları bir süre bedeniyle taşıdığını, ardından da belli bir boyuta ulaştıklarında doğurduğunu keşfettiğini söylerdi. Kütüphanesinde, bu önemli bilim insanının İchthyosaurus’un doğurmasıyla ilgili 1926 yılında basılmış bir kitabı da bulunuyordu.
Chris Smith ve Bec Evans, bilim insanlarının yaratıcı hobilere neden ihtiyaç duyduğunu ele aldıkları bir makalede, hobilerin onlara yeni perspektifler kazandırdığını ve karmaşık fikirleri daha iyi anlamalarına yardımcı olduğunu belirtmişlerdir. Nobel ödüllü kimyager Roald Hoffmann’ın “Çevremdeki dünyaya nüfuz etmek ve ona tepkilerimi anlamak için şiir yazıyorum.” şeklindeki sözleri bu durumu pekiştirmektedir.
Tanıdıklarım arasında bu özelliklere sahip olanlardan biri de Dr. İkna Sarıaslan’dı. Hem mesleğinde yetkin bir isim, hem de yetenekli bir şair olarak dikkat çekiyordu. Aynı zamanda geniş kültürüyle beni etkileyen bir meslektaşım olan Sarıaslan, dostum A. Marcelli ile birlikte Tokat seramikleri üzerine kitap yazarken, konuyla ilgili derin birikimlerinden yararlandığımız bir kaynak oldu.
Dr. İkna Sarıaslan’ı kaybettik; 18 Şubat 2026 Çarşamba günü Beyoğlu’ndaki Üç Horan Kilisesi’nde düzenlenen özel bir törenle son yolculuğuna uğurlandı.
Cenaze töreni, Dr. Sarıaslan’ın Ermeni cemaatindeki yeri ve erdemleri doğrultusunda Türkiye Ermenileri Patriği II. Sahak’ın riyasetinde gerçekleşti. Törende hem Ermeni Gregoryen hem de Katolik din adamları yer aldı.
“Ermeni Edebiyatının Bugünü” başlıklı yazısında Sevan Değirmenciyan, İstanbul Ermeni edebiyatının önde gelen yazarları ve şairleri arasında Rober Haddeciyan, Vart Şigaher, Zareh Khrakhuni, Mıgırdiç Margosyan, Pakrad Estukyan ile birlikte İkna Sarıaslan’ı da anmaktadır.
Bu yazarlar arasında adı geçen Haddeciyan, Sarıaslan’ın “Kırılma” başlıklı şiirini önemli bulduğunu ifade etmiştir:
“Bir ışık demeti, yönünü değiştirirse kırılır.
Biz ışık demetleriyiz; biz şairler – sevginin neferleri –
bir an için rotamızı değiştirirsek,
özgürlükten saparsak, kardeşlikten uzaklaşırsak,
fırtınalarda boğulur, çöllerde yanarız.”
Haddeciyan, bu dizelerin Sarıaslan’ın şiirinin gücünü açıkça yansıttığını vurgulamıştır.
Sarıaslan’ın şiirleri 14 dile çevrilmiş ve pek çok ülkede yayımlanmıştır. 1962 yılında, daha 17 yaşındayken Sarkis Boghossian Şiir Ödülü’ne layık görülmesi, onun bu alandaki yetkinliğini göstermektedir.
1973 yılında Ermeni Genel Hayırseverler Birliği tarafından Alek Manoukian adına düzenlenen ilk edebiyat yarışmasında şiir dalında birincilik kazanmış ve eserleri 1974’te İstanbul’da yayımlanan “Lo” adlı kitapta toplanmıştır. Bu eser, 1985 yılında Erivan’da “Diaspora Ermeni Edebiyatı” yıllıklarının ilk cildi olarak tekrar basılmıştır. “Marmara” gazetesinin edebiyat sayfalarında yayımlanan şiirleri, 1994’te “Dörtnala Sevgilerle” adıyla kitaplaşmış ve Beyrut merkezli Tekeyan Kültür Derneği tarafından Haykashen Uzounian Edebiyat Ödülü’ne layık görülmüştü. 1998’de “Sevginin Rengi” adlı eseri İstanbul’da, 2010’da ise Erivan’da yayımlanmıştır.
İkna Sarıaslan’ın İstanbul Ermeni basınında denemeler, makaleler, edebi ve sanatsal incelemeler, eleştiriler ve çeviriler yayımladığını, Papa II. John Paul, Anna Aslan, Sylvie Vartan, Salvatore Adamo, Yaşar Kemal ve Fazıl Hüsnü Dağlarca gibi önemli isimlerle röportajlar gerçekleştirdiğini biliyoruz.
2009 yılında, yazarın sahnelerde birçok kez sergilenen “Gün Batımında Todori” adlı oyunu yayımlanmıştır. Dr. Sarıaslan, 1998 yılında Türkiye Yazarlar Birliği’ne ve ertesi yıl PEN Yazarlar Derneği’ne üye seçilen ilk Ermeni vatandaşımızdı. Dr. Sarıaslan, Kafa dergisinde yayımlanan “İz” adlı şiirinde şu ifadeleri kullanmıştır:
“Nice ama amansız kavgalardan,
alkışlardan,
mutluluklardan, gözyaşlarından…
nice yengi ve yenilgilerden,
bitmek ve tükenmek bilmeyen nice özverilerden
hiçbir şey kalmadı bugün avuçlarımda.
Her şey kayıp gitti, eridi, buharlaştı;
her şey unutuldu
ya da kasten unutturuldu.
Hiçbir şey kalmadı bugün, hiçbir şey.”
Şiirini şu cümleyle tamamlar:
“Sadece dudaklarının izi kaldı dudaklarımda.”
Bu şiir, yitirdiklerimizin izlerini güçlü bir şekilde dile getirirken, yalnızca bireysel kayıpları değil, toplumsal hafızanın da eksikliği üzerine derin bir bakış sunmaktadır. İkna Sarıaslan’ın eserlerini ve yaşam öyküsünü incelediğimizde, bu topraklarda üretilen sanat eserlerini yeterince değerlendirmediğimizin kültürel yorumlarımızda yarattığı boşluklar bir kez daha gün yüzüne çıkıyor.
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



