
“İlber, yalnızca bir tarihçi değil, aynı zamanda bir entelektüeldi. Bana soracak olursanız, Türkiye’nin en büyük entelektüelidir.” Bu sözler, Prof. Dr. İlber Ortaylı ile uzun yıllar birlikte çalışan Prof. Dr. Celal Şengör’e ait.
İlber Ortaylı, Türkiye’de tarih anlatımını “sıkıcı” olarak nitelendirilen bir konudan, kitaplar, makaleler, YouTube videoları ve televizyon programlarıyla geniş kitlelerin ilgisini çekmeyi başaran bir isimdi.
Farklı ülkelerde arşivlerde ve saha çalışmalarında bulunmuş, birçok uluslararası yayını olan bir tarihçi olarak tanınmaktaydı.
Kendisiyle Galatasaray Üniversitesi’nde öğrenciyken tanışmış, ardından birkaç yıl boyunca Atlas Tarih dergisinde birlikte çalışmıştık.
Her anında yeni bilgilerle karşılaşmak mümkündü.
Bir cümledeki en küçük hatayı bile günler sonra fark edip düzeltmek için sizi uyarırdı.
Hayata dair hikayeleri de oldukça severdi.
Prof. Dr. Celal Şengör, BBC Türkçe’ye verdiği bir röportajda, “İlber Hoca’ya merhaba dediğinizde, her zaman yeni bir bilgi edinmiş olurdunuz.” ifadelerini kullanmıştır.
İlber Ortaylı ve Prof. Yasemin İnceoğlu bir konferansta. Haziran 2022
‘Her misafiri kendi dilinde karşılardı’
Ortaylı, özellikle Habertürk televizyonunda yayımlanan Tarihin Arka Odası programındaki tarih sohbetleri ile geniş izleyici kitlesine ulaştı.
Arşivciliğin, dil öğrenmenin ve kitap okumanın önemini, kendine özgü üslubuyla izleyicilere aktardı.
Birçok araştırmayı dikkatle incelemiş ve orijinal belgeler üzerinde yoğunlaşmış bir tarihçi olarak akla gelen ilk isimlerden biriydi.
“Ben İlber düzeyinde bir insanı memleketimizde görmedim.” diyen Şengör, anılarını paylaşarak, “Avusturya’da Prinz Eugen’ın kütüphanesi üzerine bir sergiye gittim. Harika bir katalog hazırlamışlar. Satın aldım, açtım ki ilk makale İlber Ortaylı’ya ait. Türkiye’nin belki de dünya çapındaki tek tarihçisiydi. Yerini doldurmak çok zor.” şeklinde devam etti.
Ortaylı, Celal Şengör’le Bakü’de
Şengör, İlber Ortaylı ile çalışmanın “büyük bir zevk” olduğunu belirtirken, “İlber her zaman neşeli bir insandı. Girdiği her yere mutluluk getirirdi. Gerçekten müthiş bir insandı.” dedi.
İlber Ortaylı’nın ders verdiği okullar ve izleyicileri arasında kaç dil bildiğine dair pek çok efsane bulunmaktadır.
On iki, on üç, hatta on beş dil bildiği söylenirdi.
Kendisi, röportajlarında bu sayıların abartılı olduğunu ifade ederdi.
Rusça, İngilizce, Almanca ve Farsça’ya olan hakimiyetinin yanı sıra, önündeki İtalyanca, Fransızca ve Almanca kitaplardan anlık çeviriler yapabilme yeteneğiyle de dikkat çekmiştir.
Şengör’ün benzer anıları da bulunmaktadır:
“Topkapı Müzesi’nin başında iken, ona yabancı jeologlar götürdüm. Kimi götürdüysem, onların kendi dillerinde karşılardı ve sohbet ederdi. Bunu yapabilen insan sayısı gerçekten çok az.”
‘Onu farklı kılan tarihle coğrafyayı birleştirmesiydi’
İlber Ortaylı’nın yayın kurulunda yer aldığı Atlas Tarih dergisinin genel yayın yönetmeni Cem Fakir, hocayı iyi tanıyan bir isimdir.
Son beş yıldır her ay birlikte çalıştıklarını ve çeşitli projeler gerçekleştirdiklerini hatırlatıyor.
BBC Türkçe’ye verdiği bir röportajda Fakir, “Beklenmedik anlarda beklenmedik bir bakış açısı sunardı.” diyor ve ekliyor:
“Dergi yazıları üzerinde çalışırken, en ince detaylarına kadar sayfaları inceliyordu. İki yıl önce İran ile ilgili bir yazı hazırlarken, bir yer ismi üzerinde saatlerce çalıştık. Doğru cümleyi yazabilmek için… Günün sonunda, onun verdiği bilgi yazının bütün yapısını değiştirdi.”
İlk, orta ve lise öğrenimini İstanbul Avusturya Lisesi ve Ankara Atatürk Lisesi’nde tamamlayan Ortaylı, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümü’nde lisans eğitimi aldı.
Fakir, İlber Ortaylı’nın akademik kariyerinin yanı sıra popüler tarihe yaptığı katkılara da dikkat çekiyor:
<p class="css-s4cjt0 eea635z0" dir="ltr" style=" </p>Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



