İlkay Nişancı’nın ‘Yavaş Ölüm’ü Ekolojik Yıkımı Anlatıyor

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
İlkay Nişancı’nın ‘Yavaş Ölüm’ü Ekolojik Yıkımı Anlatıyor

Haber: Hilal SOLMAZ

(İSTANBUL) – Türkiye’de belgesel sinemanın önde gelen isimlerinden biri olarak tanınan yönetmen İlkay Nişancı, yeni çalışması “Yavaş Ölüm” ile Afşin-Elbistan bölgesindeki ekolojik yıkıma dikkat çekiyor.

Uzun yıllardır ekolojik ve emek temalı belgeseller üreten Nişancı, “Hamallar”, “Kamilet” ve “Eko Eko Eko” serisi ile dikkatleri üzerine çekti. Yönetmenin en son eseri “Zamanın Kıyısında Sınav”, Adana Altın Koza Film Festivali’nde “En İyi Belgesel” ödülünü kazandı.

“Yavaş Ölüm”, TEMA Vakfı’nın katkılarıyla hazırlanan bir belgesel olarak, Afşin-Elbistan Termik Santralleri’nin neden olduğu ekolojik yıkım ve halk sağlığı üzerindeki etkileri mercek altına alıyor. Belgesel, 45. İstanbul Film Festivali’nde izleyiciyle buluştu. Nişancı ve belgeselin anlatıcılarından Aslı Odman, filmin ortaya çıkış sürecini ve bölgedeki durumu ANKA Haber Ajansı’na aktardı.

Nişancı, Afşin-Elbistan’ın yalnızca bir örnek olmadığını vurgulayarak, “Bu durumun küçüğü büyüğü yok, hepsi birbiriyle bağlantılı. Elbistan’da gördüğümüz, sistemsel bir sorunun en görünür hali” diye belirtti. Santralin yanındaki bir kasabanın varlığının, yıllara yayılan tahribatı gözler önüne serdiğine dikkat çeken Nişancı, bölgeyi “bir çöküşün izlerini takip edebildiğimiz bir yer” olarak tanımladı.

Nişancı, termik santralin sadece çevreyi kirleten bir yapı olmadığını, aynı zamanda bütün bir yaşamı değiştiren bir mekanizma olduğunu ifade etti. Kömür çıkarma sürecinin, ovanın suyunu çektiğini ve toprak yapısını bozduğunu belirten yönetmen, bu süreç boyunca doğanın sürekli tahrip edildiğini söyledi. Ortaya çıkan durumu “doğa, insan ve tüm ekosistemin birlikte zarar gördüğü bir sistem” şeklinde özetledi.

Belgeselin bir diğer anlatıcısı Aslı Odman, sahadaki ilk deneyimini “ölçekle yüzleşme” olarak tanımladı. Daha önce ağır sanayi bölgelerinde bulunmuş olmasına rağmen, Elbistan’daki yıkımın boyutunun çok farklı olduğunu dile getiren Odman, “Bir ovanın tamamına yayılan bir üretim ve yıkım süreci var. Kömür çıkarılıyor, bantlarla taşınıyor, santralde yakılıyor ve zehirli bir madde olarak doğaya geri dönüyor” ifadelerini kullandı.

Odman, bu sürecin yalnızca çevresel değil, aynı zamanda yaşamsal bir yıkım yarattığını da vurguladı. Ovada su kaynaklarının çekildiğini ve havanın sürekli kirli olduğunu belirten Odman, “Bu sadece bir santral değil, üretimle yıkımın aynı anda işlediği bir sistem. Ve biz bunu ilk kez bütünlüklü olarak görebiliyoruz” dedi.

Yapılan söyleşide en dikkat çekici konulardan biri halk sağlığı oldu. Odman, bölgede neredeyse her hanede birden fazla ölüm vakasının görüldüğünü, “Kanser, kalp krizi, beyin kanaması… Bunlar artık olağanlaşmış durumda. Çocuklar ve hayvanlarda sakat doğum oranları oldukça yüksek” şeklinde ifade etti. Bu durumu “yavaş ilerleyen bir yok oluş” olarak tanımlayan Odman, insan sağlığı ile çevresel tahribatın birbirine bağlı olduğunu vurguladı.

Nişancı ise belgeselde dikkat çekici bir sahneye vurgu yaparak, çekim sırasında bir bölge sakininin, “Bu kül 40 yıldır yağıyor, şimdi mi geldiniz?” sözlerini aktardı. Bu ifade, yaşanan yıkımın uzun süredir devam ettiğini ve ne kadar görünmez hale geldiğini ortaya koyuyor.

Her iki isim de “Yavaş Ölüm”ün sadece bir belgesel olmadığını, aynı zamanda bir yüzleşme alanı sunduğunu belirtti. İstanbul’daki gösterimlerinin ardından farklı festivallerde de izleyiciyle buluşacak olan “Yavaş Ölüm”, Elbistan Ovası’ndaki sessiz yıkımı kayıt altına alan güçlü bir tanıklık olarak öne çıkıyor.

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın