
Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) tutuklu Cumhurbaşkanı Adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, cumhurbaşkanı adaylığı hakkında önemli açıklamalarda bulundu.
Silivri Cezaevi’nden T24’ten Cansu Çamlıbel’in sorularını yanıtlayan İmamoğlu, “Adaylığım kesin biçimde devam etmektedir” ifadesini kullandı.
İmamoğlu, katılamadığı ve özgür bir şekilde yarışamadığı bir seçimin, “Cumhurbaşkanı’nın meşruiyetinin bittiği” bir seçim olacağını savundu.
Röportajda hem kendi siyasi geleceği hem de Türkiye’nin genel durumu hakkında değerlendirmelerde bulunan İmamoğlu, diploma davası ile ilgili görüşlerini aktardı.
“DİPLOMA DAVASI” AÇIKLAMASI
Hakkındaki diploma davasını “hukuk tarihinin kara lekesi” olarak tanımlayan İmamoğlu, devlet kurumlarına duyduğu güvenin kötüye kullanıldığını belirtti.
İmamoğlu şunları ifade etti:
“Diploma davası, hukuk tarihimizin gördüğü en büyük kara lekelerden biridir. Devlet kontenjan açıyor; belgelerimi eksiksiz ibraz ediyor ve yatay geçiş hakkı kazanıyorum. Bırakın lisansı, aynı üniversitede yüksek lisans bile yapıyorum. Tüm bunları yaparken devletin kurumlarına ve adaletine güvendim. 19 yaşında bir genç olarak, devletin ilanına, evraklarına ve onayına güvenmeyip kime güvenelim? Biz devleti hep güvenilir bildik; vatandaşını, gencini, yaşlısını korur kollar diye öğrendik.
Fakat maalesef ki bugün bir avuç muhteris, devletimizin yargısını ve kurumlarını istismar ederek 35 yıllık diplomamı almaya çalışıyor. Anlaşılan o ki Cumhurbaşkanı adayı olduğunuzda, helal olan haram edilmek isteniyor. Bu kumpas, net bir kara lekedir. Yalnız benim haklarım değil, devletin yargısının ve kurumlarının şeref ve namusu, güvenilirliği de söz konusudur. Biz inşallah siyasi tarihimize ve hukukî değerlerimize bu kara lekenin sürülmesine izin vermeyeceğiz.”
“BİZİM KİM ADAY OLACAK GİBİ BİR ENDİŞEMİZ YOK!”
İmamoğlu, adaylığının kişisel bir tercih değil, milyonlarca yurttaşın iradesi olduğunu vurgulayarak, diploma davasının henüz sonuçlanmadığını ve sürecin devam ettiğini belirtti.
İktidarın anayasal dönem sınırlamasını nasıl aşmayı planladığını sorgulayan İmamoğlu, sandıktan kaçılmaması gerektiğinin altını çizdi:
“Adaylık meselesine gelince, ben kendi irademle değil, 15,5 milyon vatandaşımızın iradesiyle Cumhurbaşkanı adayı oldum. Yetkiyi millet verir, millet alır. Diploma davası henüz sonuçlanmamıştır. Adaylığım kesin bir biçimde devam etmektedir. Ancak sonuç ne olursa olsun Cumhuriyet Halk Partisi, milletin iktidarını kurmak için üzerine düşen vazifeyi yapacaktır.
Yol arkadaşım Sayın Genel Başkanım Özgür Özel ve Sayın Başkan’ım Mansur Yavaş, Türkiye’nin önemli değerleridir. Cumhuriyet Halk Partisi, birçok Cumhurbaşkanı adayı çıkarabilecek kalitede bir partidir.
İnanın bizim kim aday olacak gibi bir endişemiz yok! Fakat iktidardakilerin Anayasa’daki dönem şartını nasıl aşacağını çok merak ediyorum. Eğer adaylıkta ısrar ediyorsa; 15,5 milyon insanımızın iradesine halel getirmemeliydi, sandıkta karşıma çıkmaktan korkmamalıydı.”
‘400 MİLLETVEKİLİ HÜLYASINA KAPILIRLARSA, ÇOK BEKLERLER’
İmamoğlu, 400 milletvekili hülyasına kapılmaları halinde çok bekleyeceklerini belirtti. Milletin önüne referandum sandığının konulacağı günü heyecanla beklediklerini vurguladı. Ekrem İmamoğlu’nun katılamadığı ve özgür bir şekilde yarışamadığı bir seçim, Cumhurbaşkanı’nın meşruiyetinin bittiği bir seçim olacaktır; bu durum on milyonların, Ekrem İmamoğlu yerine adaylaştığı bir seçime dönüşecektir.
Olası bir seçim senaryosu ile ilgili yol haritasını paylaşan İmamoğlu, 2023 seçimlerinden sonra kapsamlı bir hazırlık sürecine girdiklerini söyledi.
Türkiye’nin temel sorunlarına dair yüzlerce uzmanla çalışmalar yapıldığını aktaran İmamoğlu, iktidara gelinmesi halinde adalet, ekonomi ve eğitimi öncelikli üç alan olarak belirleyeceklerini ifade etti.
İmamoğlu, yargı bağımsızlığının ilk günden itibaren tesis edileceğini, yoksullukla mücadele için vatandaşlık geliri programının hayata geçirileceğini ve nitelikli eğitimin ülke genelinde sağlanacağını dile getirdi. “Türkiye’yi yönetmeye hazırız, sadece seçimleri bekliyoruz” şeklinde konuştu.
İmamoğlu şu ifadeleri kullandı:
“2023 seçimlerinde alınan sonuç üzerine, partimden ve yakın çalışma ekibimden arkadaşlarımla birlikte işlerin eskisi gibi yürümesine seyirci kalmamaya ve hızla bir sonraki seçimler için kapsamlı bir hazırlık yapmaya karar verdik. Bu çerçevede, partimizi 2028 seçimlerine hazırlamak için adımlar attık ve Türkiye’nin tüm temel sorunlarının röntgenini çekip, bu sorunları çözüme kavuşturmak için politika önerileri geliştirmeye başladık.
Partide attığımız adımların sonucunu biliyorsunuz: Yönetim değişikliğinin ardından 2024 yerel seçimlerinde açık ara birinci parti olduk ve güvenilir kamuoyu yoklamalarına göre birinci parti olmaya devam ediyoruz. Türkiye’nin nasıl yönetilmesi gerektiğine ilişkin çalışmamızsa 2023 seçimlerinden hemen sonra başladı. Yüzlerce uzman ve akademisyenle bir araya gelerek Türkiye’nin sorunlarına kalıcı çözümler getirecek öneri ve projeler geliştirdik. Çalışmalarımız Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi çatısı altında devam ediyor. Demek istediğim, 2023’ten beri çalışıyoruz. Türkiye’nin sorunlarını, nasıl yönetilmesi gerektiğini biliyoruz. Türkiye’yi yönetmeye hazırız. Sadece seçimleri bekliyoruz.”
“KALICI ÇÖZÜMLER GELİŞTİRMEMİZ GEREKEN ALANLARIN İLK ÜÇÜ…”
İmamoğlu şöyle devam etti:
“İktidara geldiğimiz ilk günden itibaren, iktidarın en çok mağdur ettiklerini, özellikle dar gelirlileri, emeklileri, gençleri ve kadınları biraz olsun rahatlatacak adımları atacağız. Ancak herkesin şundan emin olmasını isterim; Türkiye’nin zamanını, sorunlarımıza yalnızca pansuman yapmak için değil, kalıcı biçimde çözmek için harcayacağız. Sorunuza bu açıdan cevap verecek olursam, acilen ele almamız gereken, köklü reformlar yaparak kalıcı çözümler geliştirmemiz gereken alanların ilk üçüne adaleti, ekonomiyi ve eğitimi koyarım.
Bu çerçevede, iktidara geldiğimiz ilk günden itibaren, bu ülkede adaleti yeniden tesis etmek, yargımızı bağımsız ve tarafsız kılmak için harekete geçeceğiz. İktidara geldiğimiz ilk gün, yapacağım ilk konuşmada, hâkim ve savcılarımıza seslenip, şunları söyleyeceğim: “Hukuk devletine, hukukun üstünlüğüne sahip çıkıyoruz. Kararlarınızı alırken, kanunlardan ve vicdanınızdan başka bir referansınız olmasın!” Konuşmakla kalmayacağız, elbette. Yargıyı bağımsız, adaleti erişilebilir kılmak için HSK’nın yapısını değiştirecek, davalar devam ederken hâkim ve savcıların görev yerlerinin değiştirilmesine son vereceğiz.
Ülkemizin en derin problemi yoksulluktur. Milletimizin hiçbir ferdi açlık sınırı altında yaşamayı hak etmiyor. Yine iktidara geldiğimiz ilk
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



