İmamoğlu Danışmanından Çarpıcı Mektup Açıklaması

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
İmamoğlu Danışmanından Çarpıcı Mektup Açıklaması

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik başlatılan soruşturma çerçevesinde tutuklanan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun kampanya direktörü ve danışmanı Necati Özkan, Kocaeli Kandıra F Tipi Cezaevi’nden “Hakikat Mektupları” başlıklı bir mektup yazdı.

Özkan, mektubunda şu sözlere yer verdi:

“Değerli basın mensupları, Aralık ayı sonunda size ilettiğim ilk mektubumda, İBB’ye yönelik olarak 19 Mart 2025 tarihinde başlatılan operasyonlarda neden hedef alındığımı ve hangi asılsız iddialarla iki kez tutuklandığımı özetlemiştim. Bu mektubumda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ceza hukukunun kesin kriterlerine aykırı olarak nasıl suç ve suçlu yaratmaya çalıştığını örneklerle açıklayacağım. ‘İstanbul Senin’ isimli örnek eylem, aleyhimdeki suçlamaların somut bağlantısını gösteren bir kanıt olmadan nasıl bir yargı zulmü ile karşı karşıya kaldığımı anlamanıza yardımcı olacaktır.

“HAYATTA TANIMADIĞIM ŞAHISLARLA MÜŞTEREKEN BU SUÇLARI İŞLEMEKLE İTHAM EDİLİYORUM”

‘Yüzyılın yolsuzluğunu temizlemek’ amacıyla hazırlandığı iddia edilen İBB iddianamesinin 192. sayfasında başlayan ve 68 sayfa boyunca bahsedilen EYLEM 13, aleyhimdeki iki isnattan birini kapsamaktadır. ‘Kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme’ suçunun işlendiği iddia edilen ‘İstanbul Senin’ adlı mobil uygulama hakkında bana soru sorulmamış, üstelik hayatta tanımadığım kişilerle birlikte bu suçları işlemekle itham ediliyorum. E-Devlet uygulamasında olduğu gibi, 16 milyon İstanbullunun belediye hizmetlerine cep telefonlarıyla kolayca erişebilmesi için İBB tarafından 2021 yılı Kasım ayında hayata geçirilen ‘İstanbul Senin’ uygulamasının yazılımı, çalışma metotları ya da güvenlik yapısı hakkında hiçbir bilgim yok.

“SUÇLANAN DİĞER KİŞİLER İÇİN DE HAKİKAT OLMASI MÜMKÜN DEĞİLDİR”

Ne tür verilerin toplandığı, nereden alındığı ya da nerede saklandığı hakkında bir bilgim bulunmuyor. Teknoloji konusundaki yeterliliğim bu detayları anlamaya yetmediği gibi, ‘İstanbul Senin’ projesinin hiçbir aşamasında idari ya da her hangi bir yetkim bulunmamaktadır. Üstelik Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 68 sayfalık anlatımında aleyhime tek bir tanık ifadesi, rapor veya kanıt yer almamaktadır. Buna rağmen savcılık, birdenbire ‘… İstanbul Senin uygulamasıyla kişisel verilerin işlenip, örgütsel amaçla toplumu manipüle etmeye çalışan ve elde edilen verileri yurt dışına sızdıran…’ sanıklardan biri olduğuma dair bir sonuca vararak, 12 ayrı maddeden ağır bir ceza talep edebiliyor. İddianamedeki isnatların benim için geçerli olmadığı gibi, suçlanan diğer kişiler için de gerçek olması mümkün değildir.

Ekrem İmamoğlu’nun seçim kampanyasını dışarıdan yöneten bir profesyonel olarak benim görevim yalnızca ‘İstanbul Senin’ adında bir reklam filmi çekmekten ibarettir. Şubat 2019’da yayınlanan bu video klibin ana teması demokratik katılım vaadidir. Bir mobil uygulamanın ismine ilham veren bu reklam filmi çekmek, kanunen suç teşkil etmez. Bu iş, yalnızca işimi düzgün yapmaktır. İddia edilen suçla herhangi bir bağlantı olmadan sanık sandalyesine oturtulmamda, savcılık benim İBB çalışanı olmadığımı, İBB veya iştirak şirketlerinde herhangi bir pozisyonumun, kadromun, sorumluluğumun ya da imza yetkim olmadığını göz ardı ediyor. 2014-2025 yılları arasında Beylikdüzü Belediyesi, İBB ve iştirak şirketlerinin ihalelerine katılmadığımı, teklif vermediğimi dikkate almıyor. Ayrıca, savcılık soruşturma dosyasında bulunan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu raporunda yer alan ‘… Öykü Reklam’ın banka hesaplarına bakıldığında İBB grubu ile olan bir hesap hareketine rastlanılmamıştır.’ ifadesini gözden kaçırıyor.

“İDDİANAME FİİLE DEĞİL FAİLE BAKARAK YORUM VE HÜKÜM KURUYOR”

Bu iddianame ve ‘İstanbul Senin’ uygulamasıyla ilgili yöneltilen asılsız suçlamalar, soruşturmayı yürüten ekibin tarafsız davranmadığını açıkça göstermektedir. İddianamedeki yaklaşımın amacı, adaleti sağlamak ve toplumu yolsuzluklardan korumaktan ziyade farklı bir şeydir. Ne yazık ki bu iddianamede suçun ve suç delillerinin olmaması bir istisna değil, neredeyse bir kural haline gelmiştir. Bu sebeple, iddianamede hukukta temel olan nedensellik, tutarlılık ve kanıta dayalı adalet aramak imkânsızdır. İddianame, fiile değil faile bakarak yorum ve hüküm kurmaktadır. Ayrıca, karşı karşıya olduğum iddianame, beni vatandaş olarak gören ve bu nedenle hukukun temel prensiplerine saygı gösteren bir zihniyetle değil, adeta bir düşman olarak algılayan bir zihniyetle yazılmıştır. Vatandaş düşman olarak görülemez; vatandaş, ülkenin sahibi ve devletin temel taşlarından biridir. Bu nedenle, hukuk devleti içerisinde tek bir vatandaşa yapılan en küçük bir haksızlık, tüm millete, devlete ve kamu düzenine yapılmış sayılır. Montesquieu’nün de belirttiği gibi, ‘Kesin kanıta dayanmayan her ceza (her tutukluluk) zorbalıktır.’ Zorbalığa karşı mücadele, hepimiz için hayati bir meseledir. Zorbalık kazanırsa, insanlık kaybeder. Buna izin vermeyelim. Ne bu davada, ne de diğerlerinde… Saygılarımla.”

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın