İmamoğlu Davası: Lula ile Yargı Sürecinde Benzerlikler!

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
İmamoğlu Davası: Lula ile Yargı Sürecinde Benzerlikler!

Haber: Zuhal ÇİLOĞLAN

(İSTANBUL) – CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da yer aldığı 414 sanıklı İBB Davası’nın 26. gününde, İmamoğlu’nun tutuklu avukatı Mehmet Pehlivan, savunmasında Brezilya Devlet Başkanı Lula da Silva hakkında yürütülen yargı sürecinin İBB dosyasıyla olan paralelliklerini vurguladı. Pehlivan, “Savcılar suçlama yaparken, Yargıç Sérgio Moro da basına verdiği demeçte, Lula’ya karşı yürütülen soruşturmayı ‘yüzyılın en büyük yolsuzluk soruşturması’ olarak tanımladı. Aşırı sağcı Bolsonaro, Lula’ya yönelik yargı sürecinin başındaki Yargıç Moro’yu Adalet Bakanı atadı… Lula’nın avukatı da suçlamalardan nasibini aldı; evet, o da tutuklandı” şeklinde konuştu.

İBB Davası’nın duruşması, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki 1 No’lu salonda devam ediyor.

“Siyaset değil, adeta bir saray entrikası hikâyesi yazıldı”

Duruşmada savunma yapan İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehlivan, cezaevindeyken yazdığı “Yargı Silahı” adlı kitabından örnekler vererek Brezilya’daki “lawfare” sürecini anlattı. Pehlivan, Lula da Silva’nın karşılaştığı yargı sürecinin, İBB dosyasıyla olan benzerliklerine dikkat çekerek, bunun yalnızca tarihsel bir vaka olmadığını, benzer yargı yöntemlerinin farklı ülkelerde de uygulandığını ifade etti.

Pehlivan, “Lula’nın maruz kaldığı yargı sürecinin siyasi bir komplo olduğu herkes tarafından kabul edilen bir gerçektir. Lula, 2002 yılında Brezilya Devlet Başkanı seçildi ve 2010 yılına kadar bu görevi sürdürdü. Ancak 2016 yılında, 2018’deki Başkanlık seçimlerine yeniden aday olacağını açıkladıktan sonra ona yönelik bir yargı kuşatması başladı. Bu kuşatma, 2016 yılı Mart ayında Yargıç Sérgio Moro’nun Lula’nın gözaltına alınmasına karar vermesiyle doruğa ulaştı. Lula’ya yöneltilen ilk suçlama ise Brezilya’da ‘üç villa davası’ olarak biliniyor. İddiaya göre, Lula, kamu ihalelerinden elde ettiği suç gelirleriyle üç villa satın almış. Bu suçlamanın siyasi bir komplo olduğu ise ispatlandı. Lula’ya yöneltilen bir diğer suçlama ise, mensubu olduğu Brezilya İşçi Partisi’ni yolsuzluk gelirleriyle kontrol ettiği ve perde arkasından yönettiği iddiasıydı. Bu suçlamanın arka planında ise Lula’nın oğlunun kurduğu şirkete yatırdığı paranın suçlama konusu yapılması vardı.

“Lula’ya karşı yürütülen soruşturmayı, ‘yüzyılın en büyük yolsuzluk soruşturması’ olarak tanımladı”

Lula’nın avukatı da suçlamalardan nasibini aldı ve itirafçılara baskı yapmakla suçlandı. Lula’nın üniversite diplomasının akıbeti ise bir başka merak konusu oldu; neyse ki iptal edilmedi, ancak Lula’nın üniversite diplomasının olmadığı öne sürüldü. Lula’ya hakaret, ihale, rüşvet, kara para gibi 20’den fazla suçlama yöneltildi. Son suçlama ise, Lava Jato operasyonunun savcısı Delta Dallagnol tarafından kamuoyuna duyuruldu. Dallagnol, Lula’yı bir suç örgütünün lideri olarak tanıttı ve ona ‘suç örgütü kurmak ve yönetmek’ suçlamasında bulundu. Yargıç Sérgio Moro, Lula’ya karşı yürütülen süreci ‘yüzyılın en büyük yolsuzluk soruşturması’ olarak tanımladı.

“Aşırı sağcı Bolsonaro ilk iş olarak, Lula’ya yönelik yargı taarruzunu yöneten Yargıç Sergio Moro’yu Adalet Bakanı atadı…”

Lula’ya ‘ahtapot’ denilerek, devletin tüm kurumlarına sızmış karanlık bir yaratık gibi tarif edildi. Suçlamaların zamanlaması ve detayları, mevcut davayla benzerlikler taşıyor. Lula’ya yöneltilen suçlamaların dayanağı ise, itirafçı beyanlarıydı. Lula ve arkadaşları yalnızca bu beyanlarla suçlandı. Yargıç Sergio Moro, yalnızca itirafçı beyanlarına dayanarak Lula’yı yargılayıp mahkum etti ve Lula, 2018 seçimlerine katılamadı. Bu seçimleri Trump’ın desteklediği aşırı sağcı Bolsonaro kazandı. Bolsonaro, Lula’ya yönelik yargı sürecinin başındaki Yargıç Moro’yu Adalet Bakanı olarak atadı…

“Günün sonunda bütün yargı sürecinin siyasi bir komplo olduğu ortaya çıktı”

Binlerce kilometre uzakta yaşanan bu süreç, tanıdık bir durumu gözler önüne seriyor. Karl Marx’ın, “Anlatılan senin hikayendir.” sözünü hatırlatmakta fayda var. Anlattıklarım, herkesin hikayesi. Brezilya’da bu süreçte enseyi karartmayanlar, bir avuç azınlığın yargıyı ele geçiremediğini hızla gördüler. Brezilya Yüksek Mahkemesi, Moro’nun Adalet Bakanı olarak atanmasının Lula’ya karşı yürütülen yargısal sürecin bir ‘ödülü’ niteliği taşıdığına karar verdi. 2019 yılında yayımlanan bir yazı dizisinde, Yargıç Sergio Moro ve Lava Jato savcıları arasındaki yazışmalar ifşa edildi. Bu belgelerde, Lula’ya komplo kurduklarına dair itiraflar yer aldı.

Bu yazışmalarda, savcılar ve bağımsız olması gereken yargıçlar arasında koordinasyon olduğuna dair kanıtlar ortaya kondu. Ayrıca tanıkların savcılar tarafından nasıl yönlendirildiği ve baskı altında tutulduğu da belgelerle kanıtlandı. Medyaya bilgi sızdırıldığına dair deliller de mevcuttu. Savcılar, Lula’nın masumiyetinin farkında olduklarını ifade eden mesajlar gönderdi. En önemlisi, gözaltına almaların ve tutuklamaların, kişileri ‘diz çöktürmek’ ve itirafa zorlamak amacıyla işkence olarak kullanıldığı ispatlandı. Bu süreç, Lula’nın seçimlere katılmasını engellemek amacıyla bir grup yargı mensubu tarafından gerçekleştirilen siyasi bir komplodan başka bir şey değildir.

“Gerçekler ortaya çıktı mahkumiyet kararları bozuldu”

Gerçeklerin ortaya çıkmasıyla birlikte verilen bütün mahkumiyet kararları da bozuldu. Yüksek Mahkeme hakimi Mendes, bu durumu ‘büyük bir yüz karası’ olarak nitelendirerek, “Bu insanların suç ortağıyız. Bu itirafları biz geçerli saydık.” şeklinde ifade etti. Yüksek Mahkemenin mahkumiyeti bozma kararında, “Suç isnat eden savcılık makamı, bizzat suç teşkil eden davranışlara yönelmiştir.” denildi.

Yolsuzluk, rüşvet ve kara para gibi suçlamalardan hapsedilen Lula da Silva, 2022 yılında Brezilya halkının yarısından fazlasının oyunu alarak yeniden Devlet Başkanı seçildi ve halen görevini sürdürmektedir. Brezilya örneği, yargı silahının pratikte nasıl kullanıldığını göstermektedir.

“Bu iddianamenin yazarlarının işlediği suçları teşhir edeceğim”

Avukat Mehmet Pehlivan, bu yargı stratejisinin ve taktiklerinin, bu dosyadaki karşılıklarını da açıklayacağını belirterek, “Ortaya atılan iddiaların sahteliğini ortaya çıkarmakla kalmayacağım, bu iddianamenin yazarlarının işlediği suçları da teşhir edeceğim. Sözüm bittiğinde, dünya ve ülke tarihindeki siyasi hesaplaşmaların mahkemeler önünde görülme örneklerinin birebir mahkemeniz dosyasına uygulandığını göreceğiz. Bu dosyayı kurgulayanlar, tarihin bakiyesindeki tüm suçları, tüm yasak usulleri ve hukuk ihlallerini heybelerine atarak bu dos

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın