
İstanbul’un seçilmiş Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelik olarak, gelecekteki Cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılmasını engellemeyi amaçlayan bir casusluk davası açıldı. Bu davanın merkezinde ise Hüseyin Gün isimli bir şahıs yer alıyor.
Söz konusu davada gazeteci Mercan Yanardağ ile İmamoğlu’nun danışmanı Necati Özkan da yargılanan isimler arasında bulunuyor.
İddianameye göre, bahsi geçen “siyasi casusluk” eyleminin amacı, 2019 yerel seçimlerini manipüle ederek İmamoğlu’nun Türk siyasetinde etkin bir rol elde etmesini sağlamaktı.
Gerçekten de oldukça “iddialı bir iddianame” söz konusu!
İmamoğlu’nun daha küçük bir ilçenin belediye başkanıyken, geleceği hedeflemiş olması da dikkat çekici.
Bu bağlamda, 17 İBB çalışanının e-posta adresleri ve şifreleri, savcının dahi kim olduğunu bilmediği yurt dışındaki kişilere sızdırılmış.
İddianameyi incelediğimde, Türkiye’nin ciddi bir organizasyona ve köklü kurumlara sahip bir devlet olduğunu düşünüyordum. Ancak durumun böyle olmadığı anlaşılıyor.
Düşünün ki, 17 İBB çalışanının e-posta şifreleri, Türkiye’nin siyasi geleceğini etkilemeye yeterli görülebiliyor!
Küçük bir Kızılderili kabilesini bile devirebilecek bilgi, Türkiye’de siyasetin değişimini sağlıyorsa, bu durumdan bir ders çıkarmalı.
İddianame, bu “ciddi delil” ile başlıyor, başka somut bir delil ise mevcut değil.
İşin ilginç yanı, Hüseyin Gün’ün “casus” olarak tanımlanması!
Duruşmada, Hüseyin Gün’ün Erdoğan’ın Başbakanlık Müsteşarı tarafından “devlet için” çalışması için yetkilendirildiği öğrenildi.
Gün, duruşmada bu belgenin varlığını gösterdi, ancak dönemin müsteşarı ve günümüz AKP Milletvekili Fuat Oktay, hala ortada yok.
Oktay, “konuşur konuşur unuturlar” düşüncesiyle mi hareket ediyor, yoksa bu sessizlikle başka bir mesaj mı vermeye çalışıyor?
Eğer Hüseyin Gün yabancı devletler adına çalışan bir kişi ise, Oktay bu belgeyi nasıl temin etti?
Gün, casus olarak Oktay’ı kandırarak bu belgeyi aldıysa, kendisinden başka hangi bilgilerin sızdırıldığı da merak ediliyor.
Bu durum, Oktay’ın da casusluk suçunun bir parçası olup olmadığını sorgulatıyor.
Bu soruların yanıtları belirsizliğini koruyor.
Savcılar da bu konuları merak ediyor gibi görünmüyor.
Eğer merak etselerdi, TBMM Başkanlığına en azından bir fezleke ile başvuracaklardı.
Savcıların ilgisizliği bir kenara, kamuoyu bu konuyu sorgulamaktan geri durmayacaktır.
Fuat Oktay, konuştuğunda savcıları zor duruma mı düşüreceğini düşünmekte, yoksa bu sessizliğiyle bize başka bir şey mi anlatmaya çalışıyor?
*
Erdoğan’ın yeniden seçilme çabalarının arkasında, CHP’nin erken seçim talebine karşı çıkamayacak olması mı yatıyor?
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan
AKP’li Şamil Tayyar, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda, “siyaset Temmuz ayından itibaren yeni bir kulvara girecek gibi gözüküyor. Gündemin sıcaklığı içinde Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan en rahat durumda. Yeniden adaylığı için gerekli desteği bulabileceği birçok planı olduğu anlaşılıyor” ifadelerini kullandı.
Ancak, “gündemin harareti” içinde Erdoğan’ın kendini nasıl bu kadar rahat hissettiğini anlayabilmiş değilim.
Normalde, bu “hararetin” en çok etkilemesi gereken isim Erdoğan olmalı.
İran’daki savaş, artan enflasyon, geçim zorluğu ve yaklaşan gıda krizinin yarattığı kaygılar, onun için ciddi bir tehdit oluşturmalı.
Ancak Tayyar’ın bakış açısı, benim gördüğümle örtüşmüyor.
Erdoğan, TBMM’den “erken seçim kararı” çıkararak yeniden aday olmayı hedefliyorsa, 360 milletvekilinin onayına iht
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



