
Haber: Zuhal ÇİLOĞLAN
(İSTANBUL) – CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, tutuklu sanıklar arasında yer aldığı 414 sanıklı İBB Davası’nın 25. duruşmasında, İBB Boğaziçi İmar Müdürü Elçin Karaoğlu’nun savunmasını tamamlamasının ardından söz aldı. İmamoğlu, yaptığı açıklamada, “İstanbul Boğazı’ndaki yağma ve rant sürecinin 1994-2019 yılları arasında, AKP’nin fetret devri sırasında yaşandığını” belirtti. Ayrıca, 2009 yılından itibaren yapılan yapıların Boğaz hattını doldurduğunu ifade etti. İmamoğlu, geçmişte kaçak yapıların yıkımına yönelik girişimlerin engellendiğini hatırlatarak, “Boğaz kıyısındaki yapıları yıkmaya çalıştığımızda, dönemin İçişleri Bakanı ve İstanbul Valisi tarafından önümüze yüzlerce polis dizildi ve yıkımlar engellendi” dedi.
İBB Davası’nın 25. duruşması, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nun karşısındaki 1 No’lu salonda devam ediyor. Beyoğlu Belediyesi’ne ilişkin, görevden uzaklaştırılan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’in de aralarında bulunduğu 7 sanık hakkındaki dosyanın bu davayla birleştirilmesiyle, sanık sayısı 92’si tutuklu olmak üzere 414’e yükselmiş durumda.
Duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Emrah Resul Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu ve diğer tutuklu sanıklar katıldı.
Elçin Karaoğlu’nun savunmasına başladığı günden beri, İmamoğlu da duruşmalara aktif katılım gösteriyor. İmamoğlu, yargılama sürecinin delil eksikliğinden kaynaklandığını ve bürokrasi üzerinde baskı yaratma amacı taşıdığını savunarak, “Bu tür bir iddianame anlayışı ve bürokratların bu şekilde tutuklu yargılanması devam ederse, Türkiye’de görevde kalan hiçbir belediye başkanı, bürokrat veya meclis üyesi kalmaz” dedi.
İmamoğlu, yargılamanın usulüne ilişkin eleştirilerini sürdürdü ve mevcut sürecin hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmadığını öne sürdü. Kamu görevi yapan herkesin hesap verebilir olduğunu, ancak bunun belli usuller çerçevesinde olması gerektiğini vurguladı. “Tutuklama en son başvurulacak tedbirdir. Ancak bizim yaşadığımız süreçte önce tutuklama yapılıyor, sonra yargılama geliyor. Bu durum hukuka ve vicdana aykırıdır” şeklinde konuştu.
İmamoğlu, dosya kapsamındaki bazı teknik raporların ve kurumsal görüşlerin manipüle edildiğini iddia etti. Özellikle şehircilik alanındaki değerlendirmelerin siyasi saiklerle hazırlandığını belirtti. Karaoğlu’nun savunmasını “teferruatlı ve mesleki açıdan doyurucu” bulduğunu ifade eden İmamoğlu, Karaoğlu’nu “başarılı bir bürokrat” olarak nitelendirdi.
İmamoğlu, Karaoğlu’na yönelttiği sorularda iddianamenin temelini oluşturan “talimat” iddialarına odaklandı. “Size doğrudan ya da dolaylı, gayrimeşru, hukuka aykırı bir talimatım oldu mu?” diye soran İmamoğlu, Karaoğlu’nun “Olmamıştır Sayın Başkanım” yanıtını almasıyla ilgili memnuniyetini dile getirdi.
Boğaziçi hattında yürütülen çalışmalara ilişkin sorularını detaylandıran İmamoğlu, yapılan çalışmaların kamu yararı odaklı olup olmadığını sorguladı. “Bu alanlarda birebir sahaya çıktık, toplantılar yaptık. Bu süreçlerde herhangi bir kişiye özel uygulama veya hukuksuz bir yönlendirme yapıldı mı?” diye sordu. Karaoğlu, bu soruya verdiği yanıtta, çalışmaların tamamen kamu yararı doğrultusunda yürütüldüğünü ifade etti.
Duruşma esnasında İmamoğlu, mahkeme heyeti ile zaman zaman tartışmalara girdi. İmamoğlu, dosyada yer alan suçlamaların ciddiyetine dikkat çekerek, “Şehri kirletmeden, çevreyi korumaya yönelik yapılan çalışmalar üzerinden 2 bin 500 yıla varan cezalarla yargılanan bir tabloyla karşı karşıyayız. Bu durumun mutlaka açıklığa kavuşması gerekir” dedi.
Yıkım süreçlerinde yaşanan engelleri örnek gösteren İmamoğlu, Üsküdar’daki bir yapı hakkında kaymakamlık tarafından verilen “müdahalenin men’i” kararını gündeme taşıdı. Bu tür idari müdahalelerin yıkım süreçlerini engellediğini belirten İmamoğlu, bu durumu “ayrıcalıklı bir işleyiş” olarak nitelendirdi.
İmamoğlu, Boğaziçi hattındaki yapılaşmaya da eleştirilerde bulundu. “İstanbul Boğazı’nda asıl yağma ve rant süreci 1994-2019 arasında, AKP’nin fetret devri sırasında yaşanmıştır” dedi. İmamoğlu, geçmişte kaçak yapıların yıkımına yönelik girişimlerin engellendiğini hatırlatarak, bu süreçte yaşananları da eleştirdi.
Duruşmanın ilerleyen kısmında, İmamoğlu, 2019 sonrası döneme dair, “Bizim dönemimizde usulsüz bir yapı yapılmasına göz yumulmuş mu?” diye sordu. Karaoğlu, bu soruya net bir yanıt vererek, “Benim dönemimde böyle bir durum söz konusu olmamıştır” dedi. İmamoğlu, aldığı yanıtın ardından, “Cevabımı aldım, kayıtlara geçti” diyerek konuşmasını sürdürdü ve davanın siyasi bir nitelik taşıdığını vurguladı. “Bu davanın tek bir amacı vardır; siyasi bir davadır” ifadelerini kullandı.
Duruşma, Karaoğlu’nun avukatının savunmasıyla devam ediyor.
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



