İmamoğlu: ‘Zalimin zulmüne karşı dimdik duracağız’

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
İmamoğlu: ‘Zalimin zulmüne karşı dimdik duracağız’

(İSTANBUL) – Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Bir daha asla milletin gönlüne giremeyeceklerini biliyorlar. Bu yüzden, siyasi rakiplerini yargı eliyle saf dışı bırakma çabasına girişip, milli iradeyi baskı altına almak için her geçen gün zalimleşiyorlar. Zalimin zulmü varsa, bizim de aslan gibi yüreğimiz, dağ gibi dimdik duruşumuz ve seçimlerde bükemedikleri bileğimiz var. Demokrasinin ve aydınlık geleceğimizin önüne dikilmek istenen her türlü engeli aşan, ateş gibi gençlerimiz var. Zalimin zulmü varsa, darbelere karşı durarak, milletin evi Saraçhane’ye sahip çıkan milyonlarca hemşehrimiz var. Zalimin zulmü varsa, adalete susamış milletimizin engin vicdanı, haysiyeti ve feraseti de var” ifadelerini kullandı.

CHP’nin, Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun serbest bırakılması ve erken seçim talebiyle düzenlediği “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinginin 99’uncusu, İmamoğlu’nun tutukluluk sürecinin birinci yıl dönümünde İBB binasının bulunduğu Saraçhane’de gerçekleştirildi.

Ekrem İmamoğlu, Silivri Marmara Cezaevi’nden mitinge bir mektup gönderdi. Mektubu, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik paylaştı. İmamoğlu mektubunda şu sözlere yer verdi:

“Merhaba Saraçhane, merhaba dünyanın en güzel şehri, canım İstanbul. Silivri Zindanı’ndan milletin evi Saraçhane’ye yürek dolusu selamlarımı gönderiyorum. Değerli İstanbullular; onurlu, yiğit, güzel yürekli hemşehrilerim, hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. Hasretle kucaklıyorum. Bu mübarek ayın sonuna gelirken, Ramazan Bayramınızı kutluyor, ülkemize adalet, bereket ve huzur getirmesini diliyorum.

Bir yıldır büyük bir adalet ve demokrasi mücadelesi veriyorsunuz. Cumhuriyet’in vatandaşa sağladığı tüm hak ve hürriyetlere göz diken, millet iradesini hiçe sayan bir avuç insana karşı hukuku ve demokrasiyi, milli iradenin onurunu savunuyorsunuz. Yüz yıl önce Gazi Mustafa Kemal Atatürk ne dediyse, bugün siz de aynısını söylüyorsunuz: Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Sizlerle gurur duyuyorum. Her birinize yürekten teşekkür ediyorum, sağ olun, var olun.

“Bir daha asla milletin gönlüne giremeyeceklerini biliyorlar”

Her türlü zulme rağmen içimiz umut ve iyilik dolu; sevgi ve hoşgörü ile doluyuz. Ülkeyi yoksulluğa, adaletsizliğe ve umutsuzluğa sürükleyenlerin akılları kötülük, yürekleri korku ile sarılmış durumda. Serbest ve adil şartlarda bir daha asla seçim kazanamayacaklarını biliyorlar. Çeyrek asırdır kendilerine verilmiş olan tüm kredileri tükettiler. Bir daha asla milletin gönlüne giremeyeceklerini biliyorlar. Bu nedenle, siyasi rakiplerini yargı eliyle saf dışı bırakmaya ve milli iradeyi baskı altına almaya çalışarak zalimleşiyorlar. Zalimin zulmü varsa, bizim de aslan gibi yüreğimiz, dağ gibi dimdik duruşumuz ve seçimlerde bükemedikleri bileğimiz var. Demokrasinin ve aydınlık geleceğimizin önüne dikilmek istenen tüm engelleri aşan, ateş gibi gençlerimiz var. Zalimin zulmü varsa, darbeye karşı durarak, milletin evi Saraçhane’ye sahip çıkan milyonlarca hemşehrimiz var. Zalimin zulmü varsa, adalete susamış milletimizin engin vicdanı, haysiyeti ve feraseti de var.

“Her tarafı dökülen, dikiş tutmayan, bu sözde hukuki kılıfla hiçbir kötülüğü örtemezsiniz”

Bu ülkede her iktidar, milletten aldığı yetkiyi millete teslim etmekle yükümlüdür. Hükümetler gelir geçer, milletin iradesi ise baki kalır. Silivri Zindanı’nda kurulmuş, özel maksatlı bir mahkeme ile tarihin akışını tersine çeviremezsiniz. Gözlerden uzak tutulmaya çalışılan bir yargılamayla, milletin egemenlik hakkını tutsak edemezsiniz. ‘Silivri Zindan Mahkemesi’, millet adına karar verme sorumluluğuyla kurulmuş, adaletin tecelli edeceği bir yer değildir. Bu mahkeme, serbest ve adil seçimlerden korkarak, siyasi rakibini yok etmek için yargının arkasına sığınmış bir kötü aklın eseridir. Orada yürütülen dava, ülkemize zarar veren ve geleceğimizi riske atan büyük bir siyasi hırsı gizlemek için oluşturulmuş bir kılıftır. Her tarafı dökülen, dikiş tutmayan bu sözde hukuki kılıfla hiçbir kötülüğü örtmek mümkün değildir.

“Bu ülkeyi her türlü kötülükten, her nevi badireden yine milletin azim ve kararı kurtaracak”

Bu davanın amacı gerçeği aramak veya adaleti sağlamak değil, seçim yenilgisinden kaçma telaşından ibarettir. Ancak, böyle davalarda son sözü millet sandıkta söyler. 19 Mart 2025 günü bir zafer kazandıklarını düşünenler, bugün daha büyük bir korku ve çaresizlik içindeler. Çünkü hesapları milletten döndü. Millet bu kötülüğü, bu adaletsizliği kabul etmedi. Şimdi aziz milletimiz, son sözü söylemek için gününü bekliyor. O gün gelecek ve millet ne derse o olacaktır. Bu ülkeyi her türlü kötülükten, her nevi badireden yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır. Her şey çok güzel olacak.”

“Çanakkale’yi anlamak bugün kim olduğumuzu ve yarın nasıl ayakta kalacağımızı da anlamaktır”

İmamoğlu’nun, yapay zeka tarafından seslendirilen 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü mesajı da dinleyicilere sunuldu. İmamoğlu mesajında şunları ifade etti:

“Aziz milletim, bugün bu toprakların hafızasına cesaretle, sabırla ve imanla kazınmış büyük bir destanın yıl dönümünde sizlere sesleniyorum. Çanakkale Zaferi, sadece bir savaşın kazanılması değil; Türk ordusunun ve iradesi sarsılmaz milletimizin boyun eğmeyeceğinin, pes etmeyeceğinin ve kanının son damlasına kadar bu vatanı koruyacağının ilanıdır. Çanakkale’yi anlamak, geçmişi anmanın ötesinde; atalarımızın bize bıraktığı mirası, bugün kim olduğumuzu ve yarın nasıl ayakta kalacağımızı anlamaktır. Çünkü Çanakkale’de savunulan sadece bir boğaz değil, aynı zamanda bir milletin şerefi, haysiyeti, iradesi ve istikbaliydi. Yedi düvelin karşısında yoklukla, yoksullukla, acıyla ama sarsılmaz bir kararlılıkla duran atalarımız, bize şunu öğretti: Bu milletin asıl gücü silahında değil, inancında. Servetinde değil, vicdanındadır. Makamında değil, yüksek şahsiyetindedir.

Anafartalar’da, Conkbayırı’nda, siperlerin içinde ölümle burun buruna gelen o kahramanlar, bu ülkeyi kendileri için değil, kendilerinden sonra gelecek milyonlar için savundular. Biz bugün bağımsız yaşayabilelim diye toprağa düştüler. Biz bugün başı dik bir millet olabilelim diye şehit oldular. Gözünü bile kırpmadan toprağa düşenler, yalnızca düştükleri toprağa değil, aynı zamanda umudu, imanı ve geleceğe olan inancı da savundular. O büyük mücadelenin bağrından bir irade doğdu.

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın