
Cumhuriyet Gazetesi’nde köşe yazarlığı yapan Örsan K. Öymen, 23 Mart 2024 tarihinde gerçekleştirilecek olan ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olan Ekrem İmamoğlu’nun tek aday olarak gireceği Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) Cumhurbaşkanı adaylığı önseçimine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulunmuştur. Öymen, bu önseçime katılım oranının düşük kalması durumunda, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın, “kendi partisinin bile desteklemediği adayı milletin karşısına çıkartıyorlar” söylemiyle, Ekrem İmamoğlu ve CHP aleyhinde yoğun bir propaganda yürüteceğini belirtmiştir.
Öymen’in yazısından birkaç önemli başlık şu şekildedir:
Önseçime tek aday olarak CHP’li İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu girecek.
Düşük katılım için AKP, Ekrem İmamoğlu’na karşı kullanabileceği bir argüman olarak “kendi partisinin bile desteklemediği adayı milletin karşısına çıkartıyorlar” söylemini öne çıkaracaktır.
İmamoğlu hakkında açılan dava kumpasları, çalışma ekibine yönelik banka hesapları ve tapularının el konulması gibi yargı baskıları, CHP’nin 38. Olağan Kurultayı ve İstanbul İl Kongresi hakkında açılan soruşturmalar önemli örneklerdir.
CHP, son aylarda iktidar tarafından uygulanan en güçlü baskılarla karşı karşıyadır. Bu tür baskılar daha önce 1950’lerin Demokrat Parti döneminde ve 1980’lerin askeri darbe döneminde görülmüştü.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu partisi CHP’ye yönelik bu baskılar, ulusal ve uluslararası pek çok olağanüstü siyasi gelişme göz önüne alındığında, Türkiye’nin laik ve üniter yapısına tehdit oluşturmakta ve emperyalizme hizmet etmektedir.
Bu bağlamda, önseçime katılımın yüksek olması ve Ekrem İmamoğlu’na destek verilmesi adına CHP’nin geçmiş dönem genel başkanları ve SHP’nin yaşayan eski genel başkanlarının kamuoyuna etkili açıklamalarda bulunması gerekmektedir.
Bunun yanı sıra, Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul Üniversitesi’nden aldığı diploma iptali girişimi de, yaşanan hukuksuzlukların bir diğer örneğidir. Hükümetin İstanbul Üniversitesi üzerinde kurduğu baskı ile, daha önce yasal çerçevede alınmış olan bir diplomanın iptali söz konusu olmaktadır.
İstanbul Üniversitesi’nin bu baskıya boyun eğmesi durumunda, bunun üniversitenin tarihinde kalıcı bir lekelenme oluşturacağı ve sorumluların bir gün hukuk önünde hesap verecekleri aşikardır.
Hükümetin, daha önce var olan raporla çelişen yeni bir rapor istemesi ve dekanın istifa ettirilmesi, bunun yanı sıra üniversite öğretim üyelerinin sessiz kalması, akademik özgürlük ve dürüstlüğü ciddi şekilde zedelemektedir.
Bu gelişmeler, sadece hukuka aykırı olmakla kalmayıp, aynı zamanda emeğin çalınması ve halkın yöneticilerini seçme özgürlüğünün gasp edilmesi anlamına da gelmektedir.
Sonuç olarak, AKP’nin attığı adımlar, özgür seçimlerle iktidara gelmesine rağmen artan baskı ve kayıtlara dayanmayan müdahaleleri ile, yasaların ve demokrasinin rafa kaldırılmasını sağladığını ortaya koyar.
<a rel="nofollow" href
Okuyucu Yorumları0Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın! Yeni Bir Yorum Bırakınİlginizi Çekebilecek Diğer Bloglar Gündem HaberleriErzurum’da Kadın Sağlığı Seminerleri Eğitici Eğitimi BaşladıHaber Merkezi22 Eki 2026 Gündem HaberleriMuğla’da Saklıkent Bölgesine 8 Bin 500 Metrelik Yol YatırımıHaber Merkezi22 Eki 2026 Gündem HaberleriYıldırım’da Parklar Kışa HazırlanıyorHaber Merkezi22 Eki 2026 Gündem HaberleriKonya’da 12 Kilometrelik İçme Suyu Hattı YenileniyorHaber Merkezi22 Eki 2026 |



