
28 Mart 2026 14:15
Güncelleme: 28 Mart 2026 14:43
iahaber Haber Merkezi
Tutuklu cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, partisinin Çanakkale’de gerçekleştirdiği “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinginin 100’üncü yılına gönderdiği mesajında Adalet Bakanı Akın Gürlek’i eleştirdi. İmamoğlu, İBB davasındaki “tanık krizi” konusuna dikkat çekerek, “Aleyhime açılan davalarda sürekli aynı bilirkişinin atanmasını sağladılar. Mahkemeleri düzenlediler, yargılandığım davalarda istedikleri gibi davranmayan hakimleri sürgüne gönderdiler. Davaya başlayan ve bitiren hakimler her zaman farklıydı. Gizli tanıkları organize ettiler. Tanıklıktan çekilen tanığın gerçek dışı ifadesini alarak, başka bir gizli tanık varmış gibi gösterdiler. Bir davanın hangi mahkemeye düşeceği önceden bilinemese de bizim davamız en başından itibaren hangi mahkemede görüleceği belirlenmişti. Çünkü bunu öyle organize etmişlerdi. Yeterli kalmayarak, kendi belirledikleri mahkemeyi de yeniden düzenlediler ve ikinci bir heyet atadılar. Organize işlerini daha iyi yürütmek için bize dava açan başsavcıyı bakan olarak atadılar. Bu atanmış kişi, Adalet Bakanı mıdır, Organize İşler Bakanı mıdır, milletimiz bunu çok iyi biliyor” ifadelerini kullandı.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinginin 100’üncüsünü Çanakkale’de düzenledi. Cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, mitinge Silivri’deki hücresinden bir mektup gönderdi.
İktidarı ve Adalet Bakanı Akın Gürlek’i eleştiren İmamoğlu, şu sözleri sarf etti:
“Büyük destanların aziz şehri Çanakkale! Merhaba! Benim değerli vatandaşlarım; kıymetli hanımefendiler, beyefendiler, yiğit gençler, güler yüzlü çocuklar… Hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum, sizleri hasretle kucaklıyorum. Çanakkale, millet olma bilincimizi en güçlü şekilde hissettiren eşsiz bir coğrafyadır. Bu topraklarda huzur içinde yatan şehitlerimiz, vatan uğruna canlarını feda ederken bir an bile tereddüt etmediler. Onların tek arzusu vatanın birliğini ve bölünmez bütünlüğünü korumaktı; hep birlikte özgür ve onurlu bir yaşam sürmekti. Bu nedenle yalnızca bu toprakların değil, tüm insanlığın onurunu savundular. Çanakkale, barışın değerini öğreten bir direnişin simgesidir; mazlum milletlerin bağımsızlık umudunun sembolüdür. Bu şehir, tarihin kıymetini öğretendir. Cumhuriyet Halk Partisi’nin halkçı ve icraatçı uygulamalarını hayata geçirmek için durmadan çalışan Muharrem Erkek başkanıma teşekkür ediyorum. Örgütümüzün güçlü ve kararlı iradesini temsil eden İl başkanımız Levent Gürbüz nezdinde tüm örgütümüze şükranlarımı sunuyorum.
“Koltuklarını korumak için, işi gücü bırakmış, organize işlerle seçim kazanma derdine düşmüş haldeler”
Hep birlikte, şeref ve cesaret dolu bir yılı geride bıraktık. 19 Mart 2025 günü siyasi hayatımı bitirdiklerini düşünenlerin hayalleri suya düştü. Milletimiz kumpas siyasetine ve milli iradeyi yok sayma girişimlerine geçit vermedi. On milyonlar, şehir şehir, meydan meydan büyüyen bir dirençle haksızlığa, adaletsizliğe itiraz ediyor. Sizler, iradenize sahip çıkıyor, her koşulda demokrasiden, cumhuriyetten yana tavır alıyorsunuz. Sizinle gurur duyuyorum. Millet, yoksulluğa, adaletsizliğe, güvencesizliğe karşı iktidarı sandığa davet ediyor ama onlar köşe bucak kaçıyorlar. Koltuklarını korumak için, işi gücü bırakmış, organize işlerle seçim kazanma derdine düşmüş durumdalar. Önce, bir siyasinin, Adalet Bakan Yardımcısının, İstanbul’a başsavcı olarak atanmasını organize ettiler. O başsavcı, siyasi maksatlı soruşturmalar düzenlemekle kalmadı, benim diplomam konusunda üniversiteye baskı yaptı. Üniversitede bir kurul organize ettiler ve o yetkisiz kurul diplomamın iptaline karar verdi.
“Adalet Bakanı mıdır, Organize İşler Bakanı mıdır…”
Bunların organize işleri saymakla bitmez. Aleyhime açılan davalarda sürekli aynı bilirkişinin atanmasını sağladılar. Mahkemeleri düzenlediler, yargılandığım bütün davalarda istedikleri gibi davranmayan hakimleri sürgüne gönderdiler. Davaya başlayan ve bitiren hakimler her zaman farklıydı. Gizli tanıkları organize ettiler. Tanıklıktan çekilen tanığın gerçek dışı ifadesini alarak, başka bir gizli tanık varmış gibi gösterdiler. Bir davanın hangi mahkemeye düşeceği önceden bilinemez ama bizim davamız hangi mahkemede görüleceği en baştan belirlendi. Bununla da yetinmediler, kendi belirledikleri mahkemeyi yeniden organize ettiler ve ikinci bir heyet atadılar. Organize işlerini daha iyi yürütmek için bize dava açan başsavcıyı bakan olarak atadılar. Bu atanmış kişi, Adalet Bakanı mıdır, Organize İşler Bakanı mıdır, milletimiz bunu çok iyi biliyor.
“Kaybettikleri meşruiyeti onlara ne Trump verebilir ne başka bir dış güç”
Tapularının hesabını veremeyenler ve onları bir aparat olarak kullananlar iyi bilsinler ki milletin iradesi kimsenin tapulu malı değildir. Beni ve arkadaşlarımı kumpas davalarıyla hapsederek, sadece kendi siyasi sonunuzu hızlandırıyorsunuz. En çok da milletin refahına, huzuruna, ülkenin ekonomik ve siyasi gücüne zarar veriyorsunuz. Demokratik, erdemli bir iktidar, herkesin adil bir biçimde yargılanmasını sağlamakla yükümlüdür. Çünkü mahkemelerde adalet yoksa, hayatın hiçbir alanında adalet olmaz. Türkiye bugün ne yazık ki bu durumdadır. Siyasi rakibini saf dışı etmek için bu kadar kumpasa, bu kadar organize işe tevessül eden iktidar, ülkedeki tüm adaletsizliklerin kaynağıdır. Kaybettikleri meşruiyeti onlara ne Trump verebilir ne başka bir dış güç. Meşruiyeti yalnızca millet verir. İktidar için başka bir yol yoktur. Ya tüm bu yaptıklarına milletten onay alacaklar ya da millet kime verirse, yetkiyi ona devredecekler. Bunun ortası yoktur. Bunun gecikmeye tahammülü yoktur.
Türkiye, acil ve büyük sorunlarını ancak özgür ve adil bir seçimle çözebilir. O sandık gelecek. Adaletiyle, bereketiyle gelecek. Bu topraklarda adalet içinde, özgür ve eşit yaşayacağız. Birliğimizi, kardeşliğimizi, bu topraklar uğruna hep beraber can vermişliğimizi unutmadan yaşayacağız. Çanakkale’deki birlik ruhuna, Kurtuluş Savaşı’ndaki bağımsızlık tutkusuna, Cumhuriyet’in yüksek ideallerine sahip çıkarak yaşayacağız. Çanakkale kahramanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün işaret ettiği yönde ilerleyerek yaşayacağız. Türkiye’yi birlik ve beraberliğin, kardeşliğin ve barışın, adaletin ve hürriyetin merkezi yapana kadar durmadan çalışacağız. Bu
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



