

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un İstanbul’un deprem riski ile ilgili yaptığı açıklamalara yanıt verdi. Bakan Kurum, yaptığı açıklamada, İstanbul’un yeni bir depremi kaldıramayacak durumda olduğunu belirtmiş, şehirdeki 7,5 milyon konut ve iş yerinin 1,5 milyonunun yüksek risk altında olduğunu vurgulamıştı. Ayrıca, İstanbulluların her an yıkılabilecek 600 bin riskli evde yaşadığına da dikkat çekmişti.
Bu bağlamda İmamoğlu, Murat Kurum’un açıklamalarına sert bir karşılık vererek ülkeyi yöneten siyasi iradenin geçmişteki başarısızlıklarını öne çıkardı. İmamoğlu, “Çeyrek asırdır ülkeyi yöneten, deprem vergileriyle yol yaptığını söyleyen, ekonomiyi berbat hale getirip vatandaşları evlerini yenileyemez hale getiren, KİPTAŞ gibi İstanbul’daki kentsel dönüşümün motoru olan güce kredi verilmesini bile engelleyen, tüm yetkileri elinde tutan ama hiçbir şeyden sorumlu olmayan, yangın, sel, deprem gibi afetlerde ortalıklarda görünmeyen aklın, yerel yönetimleri ‘silkelemeye’ çalışan aklın bu ülkeye katacak, bu ülkeyi zor zamanlarda ayakta tutacak, afetlere hazırlıklı kılacak durumu kalmamıştır.” şeklinde konuştu.
“MİLLETİN SABRI KALMADI, SEÇİM HEMEN ŞİMDİ”
İmamoğlu, bu durumu eleştirerek, ülkenin deprem ve afetlere hazırlık gibi acil bir sorunu olduğunu belirtti. Ülkede hızlı, akılcı çözümler üretme konusunda yeni bir zihniyetin gerekli olduğunu ifade eden İmamoğlu, “Bu ülkenin kaybedecek vakti kalmadı. Sorunlar giderek büyüdü, milletin sabrı kalmadı. Seçim hemen şimdi.” dedi. Bu sözleriyle, mevcut yönetimin sorunları çözme konusundaki yetersizliğine dikkat çekerek, yeni bir yönetim anlayışının gerekli olduğunu savundu.
İlginç bir biçimde, İstanbul’daki yapıların güvenliğinin sağlanması ve kentsel dönüşüm projelerinin hızlandırılması için hükümetin üzerinde daha fazla sorumluluk alması gerektiğini belirten İmamoğlu, bu konuların sadece yerel yönetimlerin sırtına yüklenemeyeceğini ifade etti. Yerel yönetimlerin yetkilersiz bırakılması ve kaynakların kısıtlanması, büyük bir kentsel dönüşüm ihtiyacını birlikte getirdiği gibi, mevcut yöneticilerin de görevlerini yerine getirmelerini zorlaştırıyor. Bu durum, İstanbul başta olmak üzere Türkiye’nin büyük şehirlerinde ciddi bir yapı güvenliği sorunu doğurmakta.
İmamoğlu’nun eleştirileri, sadece binaların depreme dayanıklılığı ile sınırlı kalmayıp sosyal hizmetler, altyapı sorunları ve şehir yönetimi konularında da yoğunlaşmıştır. Bu bağlamda, İstanbul’un bir metropol olarak karşılaştığı sorunların çözümünde daha proaktif ve etkili bir yaklaşım sergilenmesi gerektiğini vurgulamıştır. Bu tür sorunlar; ulaşım, kamu güvenliği, çevre kirliliği gibi geniş bir yelpazeye yayılmaktadır. Ayrıca, afet yönetimi konusundaki yetersizlikler de toplumda bir korku ve güvensizlik üretmekte.
İmamoğlu, Türkiye’de yaşayanların güvenli bir ortamda yaşama hakkının bulunduğunu hatırlatarak, mevcut iktidarın sorumluluk almaktan kaçındığını ve bu yüzden halkın büyük bir tehlikeyle karşı karşıya olduğunu dile getirdi. Şehirlerin güvenliği ve sürdürülebilir bir şekilde yönetilmesi için yeni bir siyasi iradeye ihtiyaç olduğunu; bunun ancak seçimle mümkün olabileceğini savundu. Bu noktada, halkın sesine kulak veril
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



