
Ekrem İmamoğlu, savunmasında CHP’nin 38’inci Olağan Kurultayı sürecinde Divan Başkanlığı görevini Kemal Kılıçdaroğlu’nun teklif ettiğini ifade ederek, “Bu süreçte adaylara yönelik herhangi bir telkinim veya iradeyi etkilemeye yönelik bir tutumum olmamıştır” şeklinde konuştu.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Kasım 2023’te gerçekleştirilen CHP kurultayıyla ilgili iddialara dair yürütülen soruşturmayı tamamlayarak dava açtı. İddianamede, İmamoğlu’nun divan başkanlığı yaptığı kurultayda bazı delegelere para verilmesi, adaylık ve iş vaadinde bulunulması, market kartı dağıtılması, oy pusulası fotoğraflarının istenmesi gibi eylemler yer aldı. Tüm bu iddialar doğrultusunda sanıkların ‘Seçim kanununa muhalefet’ suçundan 3 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması talep edildi.
Ankara 26’ncı Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın 2’nci duruşmasına, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu, Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat ve CHP Parti Meclisi üyesi Baki Aydöner, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katılırken, Bursa Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş ve İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik duruşma salonunda hazır bulundu. Diğer sanıklar ise duruşmaya katılmadı.
‘BU TÜR KİŞİLERİN İFADELERİNİ KAİDEYE ALINMASI UTANÇ VERİCİDİR’
İmamoğlu, savunmasında, “Sözde tanık olarak sunulan ancak gerçekte tanıklık vasfı taşımayan birkaç ismin sürekli sahneye çıkarıldığını gözlemliyoruz. Bu kişiler ya şahsıma ya da partime yönelik yeni iftiralar üretmekle görevlendiriliyor. Aynı senaryo farklı dosya numaralarıyla tekrar tekrar gündeme getiriliyor. Bu akıl dışı beyanları kimlerin ezberlettiği ve hangi odakların yönlendirdiği sorgulanmıyor. Bu durum, günün birinde sorgulanacaktır. Yüce Türk yargısının bu kişileri, hiçbir maddi delil olmaksızın tanık olarak kabul etmesi, hukuk anlayışıyla bağdaştırılamaz. Sayın hakim, hukuk bir ülkenin onurudur. İftirayı, dedikoduları ve siyasi siparişleri adaletin terazisine koymak, sadece değerlere değil, aynı zamanda milletin iradesine ve demokrasimize de ciddi bir saldırıdır. İddia makamının bu tür kişilerin ifadelerini kaideye alması utanç vericidir. Yargının, akıl ve izan dışı bu senaryoların figüranı haline getirilmesi, toplumun adalet duygusuna karşı açık bir ihanet niteliğindedir. Bu süreçte hukuku siyasetin aleti haline getirenler ve buna sessiz kalan herkes, rol almadıkları bir suçun ortağı olmaktan kaçınmalıdır” dedi.
‘DİVAN BAŞKANLIĞINI TEKLİF EDEN KILIÇDAROĞLU’DUR’
İmamoğlu, kurultay sürecinin parti tüzüğü, ilgili mevzuat ve siyasi etik kurallar çerçevesinde şeffaf bir şekilde yürütüldüğünü belirterek, “Bu süreçte adaylara yönelik herhangi bir telkinim olmadığını yinelemek isterim. Divan Başkanlığı, kurultayda delegeler tarafından seçilen bir görevdir ve geçici bir süreçtir. Görevim boyunca oylama zamanı geldiğinde bu görevi seçim kuruluna devretmişimdir. Divan başkanlığı teklifini, önceki dönem Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu yapmıştır. Oy birliğiyle seçilerek bu onurlu görevi üstlendim ve bu benim için çok değerlidir. Cumhuriyet Halk Partisi, mahalle kongrelerinden kurultaya kadar süreçle beraber en yüksek düzeyde parti içi demokrasiyi temsil eden bir siyasi partidir. 38’inci kurultay sürecinde en ufak bir çatışma yaşanmadan, saygı içerisinde bir araya gelinmesi büyük bir başarıdır” dedi.
İmamoğlu, “Kurultayın ikinci turuna ilişkin olarak tarafıma atfedilen iddialar, Sayın Kılıçdaroğlu ile yapılan görüşmelerin kamuoyuna yansıdığı gibi, herhangi bir çekilme yönlendirmesi içermediğini göstermektedir. Bu durum, iddiaların gerçekte bir kanıtının olmadığını açıkça ortaya koymaktadır. Bu mahkemeyi, siz değerli yargı mensuplarını mecbur edecek seviyesizlikte iddialar olduğunu belirtmek isterim. İftiraya ve kurgulara dayanan hukuki nedenlerden yoksun suçlamaları kesin bir şekilde reddediyoruz. Gerçeğin karşısında hiçbir senaryonun ayakta kalma şansı yoktur” ifadelerini kullandı.
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



