İstanbul’daki Bilirkişi Tercihleri ve Ekrem İmamoğlu
Kaleme alınan yazıda, İstanbul Başsavcılığı’nın İstanbul’daki 8 bin 806 bilirkişi arasından sürekli aynı kişinin, S.B adı verilen bilirkişinin tercih edilmesi üzerinde duruluyor. Karar yazarı Elif Çakır, Ekrem İmamoğlu’nun basın toplantısında “turpun büyüğü” olarak nitelendirdiği bu bilirkişi için, sürekli aynı kişiyle çalışmanın ardındaki mantığın açıklamasını talep ediyor.
Elif Çakır, İmamoğlu’nun İstanbul’da 8 binden fazla bilirkişi bulunmasına rağmen neden S.B’nin tercih edildiğini sorguladı. İmamoğlu’nun “Hep bizim dosyalara bakması tesadüf olabilir mi?” sorusunun yanıtsız kaldığı belirtiliyor. İmamoğlu, Beylikdüzü Belediye Başkanı iken, bir davada olmayan bir raporun savcının iddianamesine girdiğini ve bu noktada avukatlarının itirazlarının dikkate alınmadığını ifade ediyor. Bu durum, adil yargılamayı doğrudan etkileyecek bir durum olarak görülüyor. Çakır, yargı sisteminin güvenilirliği ve işleyişindeki aksaklıkları vurgulamakta.
İstanbul Başsavcılığı’nın Rolü
Yazıda, İstanbul Başsavcılığı’nın bu durumu “jet hızıyla” ele alarak, dosyalara itiraz edenler hakkında soruşturma başlatması gerektiği ifade ediliyor. Bu durum, başsavcılığın S.B’nin “çok ama çok kıymetli” olduğuna dair bir izlenim ortaya koyduğunu düşündürmekte. Ayrıca, Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun bu konudaki süreç başlatıp başlatmayacağı, sürecin ne yönde ilerleyeceği bir belirsizlik olarak kalmaktadır.
Sayıştay’ın Rolü ve Başka Davalar
İmamoğlu’nun eleştirdiği bilirkişi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin dengeleri üzerinde büyük bir etkiye sahip olduğu için önem arz ediyor. Örneğin, İETT hakkında yürütülen davada yine aynı bilirkişi atanmış, itirazlar dikkate alınmamış. Sayıştay denetçileri tarafından düzenlenen raporların, mahkemeye sunulan bilirkişi raporları ile çeliştiği, fakat mahkemenin ilk raporu görmezden geldiği kaydediliyor.
Yazıda 2024 Eylül ayında İSFALT ile ilgili soruşturmada da aynı bilirkişi tercih edildiği belirtiliyor. Beşiktaş ve Esenyurt belediyeleri ile ilgili davalarda da değişmeyen bilirkişinin atanmaya devam etmesi, bunun bir tesadüf olup olmadığına dair soru işareti yaratmaktadır.
Sonuç ve Yargı Sistemindeki Anomaliler
Çakır, bu durumun iktidarın yargıyı nasıl dizayn ettiğini açığa çıkardığını ve İmamoğlu’nun eleştirisinin yankı bulduğunu ifade ediyor. İmamoğlu, yargı sistemini eleştirirken, bu konuda cumhuriyet başsavcılığından beklentilerin büyük olduğunu belirtmekte. İlgili organların, neden aynı bilirkişinin sürekli olarak tercih edildiğini topluma açıklaması gerektiğine dikkat çekiyor.
Son olarak, yazıda tüm bu durumların birer tesadüf mü yoksa bilinçli bir tercih mi olduğu soruları gündemden düşmüyor. Elif Çakır, İstanbul Başsavcılığı’nın ve yargının şeffaflık ilkesine bağlı kalarak bu konudaki belirsizlikleri gidermesi gerektiğini vurguluyor.
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



