
Cumhuriyet Halk Partisi’nin Cumhurbaşkanı adayı olan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, gazeteci Merdan Yanardağ, İmamoğlu’nun siyasi danışmanı Necati Özkan ve Hüseyin Gün, “siyasal casusluk” suçlamasıyla yargılandıkları davanın ilk duruşması İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde gerçekleştirildi. Duruşmada savunma yapan Hüseyin Gün, İBB’nin verilerine erişmediğini belirterek, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra devlet adına görev yaptığını ve AKP Ankara Milletvekili Fuat Oktay’dan aldığı yetki belgesini öne sürdü. Gün, “Avrupa’daki FETÖ’cülerin tespit edilmesi için çalıştım. Dönemin başbakanlık müsteşarı Fuat Oktay tarafından tam yetkilendirilmem olduğu da ortada” ifadelerini kullandı. Yetki belgesi mahkemeye sunuldu.
“Casusluk” suçlamasıyla 4 Temmuz 2025’te tutuklanan Hüseyin Gün’ün ifadesi üzerine başlatılan davanın ilk duruşması, Silivri’deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na bitişik 4 no’lu duruşma salonunda yapıldı.
Duruşmaya Dilek İmamoğlu, Ahmet Özer, Yanardağ’ın eşi ve oğlu, eski Tele1 çalışanları ve Özkan’ın kızı katıldı.
Duruşmada savunma yapan Hüseyin Gün, 313 gündür tutuklu olduğunu ve sürecin Ümit Deniz Alaçam’ın yaptığı ihbarla başladığını belirtti. Hakkında yakalama kararı çıkarıldığından habersiz olduğunu ifade eden Gün, Amerika Birleşik Devletleri’nde yapay zeka fabrikası kurma çalışmalarında bulunduğunu söyledi. “30 Haziran 2025’te Türkiye’ye döndüğümde, İstanbul Havalimanı’nda gözaltına alındım. Gözaltı sırasında cep telefonuma ve dizüstü bilgisayarıma el konuldu. Dijital materyallerimin tüm şifrelerini kendi rızamla kolluk kuvvetlerine teslim ettim. Çünkü kendimden emindim. Casus değilim” dedi.
Soruşturma sürecinde dijital materyaller üzerinde yapılan incelemelerde, annesi Meral Hanım ile Ekrem İmamoğlu’nun bulunduğu bir fotoğraf ve birkaç mesaj nedeniyle “İmamoğlu suç örgütü yöneticiliği” iddiasıyla soruşturmaya dahil edildiğini dile getiren Hüseyin Gün, “Hakkımdaki iddiaların tamamı mesnetsizdir. Ben hiçbir zaman Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin güvenliği açısından gizli kalması gereken herhangi bir bilgiyi casusluk amacıyla temin etmedim” şeklinde konuştu.
“Somut delil yok”
Hüseyin Gün, tüm suçlamaların kişisel husumetlere dayandığını, iddianame incelendiğinde devletin güvenliği açısından gizli kalması gereken bir bilgi temin ettiğine dair somut delil bulunmadığını savundu.
Telefonunda kayıtlı yabancı devlet adamları ve istihbarat mensuplarıyla yaptığı görüşmelerin suçlama konusu yapıldığını belirten Gün, “Uluslararası iş hayatım ve geçmiş kariyerim dikkate alındığında bu ilişkiler hayatın olağan akışı içerisindedir” dedi. Kendisiyle ilgili tüm verilerin, uluslararası arenada edindiği ticari ve sosyal bağlantıları ülkesine hizmet etmek amacıyla kullandığını gösterdiğini vurguladı.
“FETÖ ile mücadelede devlet adına görev yaptım”
Hüseyin Gün, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra FETÖ ile mücadele için çalıştığını iddia ederek, “FETÖ ile mücadele için devletim adına yurt dışında aktif olarak görev yaptım” dedi. Ayrıca, kendi şirketinin 2016-2018 yılları arasında devlet adına görevlendirildiğini belirtti.
MASAK raporunda, şahsi hesaplarından bazı şirketlere yüksek miktarda döviz transferleri yapıldığına dikkat çeken Gün, bu şirketlerin Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına yurt dışında PKK ile mücadele kapsamında ödemeleri gerçekleştiren Trident ve Türk devleti adına lobi faaliyetleri yürütmek üzere yetkilendirilmiş G-Plus olduğunu kaydetti.
“Katıksız Atatürkçü bir insanım”
Hüseyin Gün, “İddianamede suçlama konusu yapılan ‘Black Server’ başlıklı raporlar ile FETÖ’ye ait örgüt şemalarını ben hazırladım” dedi. “Devlet sırrı niteliğindeki bilgileri ifşa etmemek adına ticari faaliyet olarak geçiştirmek zorunda kaldım” şeklinde konuştu.
Ayrıca, “iddianamede hangi istihbarat görevlisiyle irtibat kurduğuma dair tek bir somut delil bile yoktur” diyerek, kendisini “katıksız Atatürkçü” olarak tanımladı.
“O zaman buradaki ve dışarıdaki herkes casus sayılmak zorunda”
Hüseyin Gün, İBB veri tabanındaki bilgilerin dark web’e yüklenmesi iddialarına değinerek, “Eğer bu mantığı kabul edersek, bu salondaki herkesin tutuklanması gerekir” dedi ve açık kaynak kullanımının casusluk olarak değerlendirilmesinin hukuken mümkün olmadığını savundu.
“İmamoğlu ile söz konusu tarihten ne önce ne de sonra herhangi bir irtibatım bulunmadı”
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile yalnızca nezaket ziyaretinde bulunduğunu belirten Hüseyin Gün, iletişim kayıtlarına dayanarak, İmamoğlu ile söz konusu tarihten önce veya sonra hiçbir irtibatının bulunmadığını ifade etti.
“Tamamen hukuka uygun bir sosyal medya analizi çalışması yaptık”
Manevi annesi Seher Erçili Alaçam’la sosyal ilişkilerinin seyreldiğini vurgulayan Gün, İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimlerinin YSK tarafından iptal edilmesinin ardından hukuka uygun bir sosyal medya analizi çalışması yaptıklarını aktardı.
“Husumet” iddiası
Hüseyin Gün, ihbarda bulunan Ümit Deniz Alaçam’ın öz oğlu olduğunu belirterek, geçmişte bağımlılık sorunları olan bu kişinin kendisine husumet beslediğini söyledi.
15 Temmuz 2016’da Ankara’ya ziyareti
Hüseyin Gün, 15 Temmuz 2016 tarihinde Ankara’ya yaptığı ziyaretin darbe girişimiyle bir bağlantısının olmadığını savunarak, o günkü randevularının önceden planlanmış olduğunu ifade etti. Gün, davanın sonucunda tahliyesini ve beraatini talep etti. (ANKA)
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



