
Haber: Zuhal ÇİLOĞLAN
(İSTANBUL) – Casusluk davasında savunma yapan İmamoğlu’nun siyasi danışmanı Necati Özkan, “Hakikat ortadayken mesele artık hakikati bükmek değil, açıkça iftiradır. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşına karşı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kaleme alınan bu metin alenen iftiradır. Ben sizin düşmanınız mıyım? Ne yaptım ben size? Ne istiyorsunuz benden? Ben profesyonel bir iletişimciyim. Siyasetçi değilim. Hiçbir siyasi partiye üye değilim. Casusluk isnadını tamamen reddediyorum ve bunu hayatım boyunca şahsıma yöneltilmiş en ağır hakaret olarak kabul ediyorum” dedi.
CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, gazeteci Merdan Yanardağ, İmamoğlu’nun danışmanı Necati Özkan ve Hüseyin Gün hakkında “siyasal casusluk” iddiasıyla açılan davanın ilk duruşmasının ikinci günü, İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri’deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısında bulunan 4 no’lu duruşma salonunda gerçekleştirildi.
Merdan Yanardağ’ın ve avukatlarının savunmalarını tamamlamasının ardından duruşmaya bir saat ara verildi. Verilen aranın ardından Necati Özkan’ın savunması başladı.
Özkan, 14 aydır İBB ana davasından tutuklu olduğunu, her iki davada da herhangi bir suç işlemediğini belirterek, “Bugün burada bulunmamın benimle ilgili olmadığını çok iyi biliyorum. Hukuka, adalete olan inancım ve 10 yılı aşkın Türk Silahlı Kuvvetleri’nde yaptığım görev nedeniyle sabrediyorum. 67 yaşında bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak zamanımın sınırlı olduğunu biliyorum ama başka hiçbir şey yapmadığım için sabrediyorum” dedi.
Bu davanın, “eften püften gerekçelerle kotarılmış, hakikat dışı bir dava” olduğunu vurgulayan Özkan, “Bu dava, Türkiye’nin, medyanın, milletin, devletin zamanını boş yere çalan bir dava olarak değerlendiriyorum. Mahkeme heyetlerinin de zamanını boş yere çalan bir dava” ifadesini kullandı.
Casusluk soruşturması açıldığı haberini aldığında, dosyada kendi adının geçtiğini fark ettiğini belirten Özkan, şunları kaydetti:
“Hüseyin Gün adında biri var, benim adım geçiyor ve Ekrem İmamoğlu’ndan bahsediliyor. Şaka gibi, inanamadım. Hafızamı zorladım, Hüseyin Gün kimdir ve benim bu kişiyle ne ilişkim olabilir? Hiçbir şey hatırlayamadım. Size yemin ederim, buradan hanımefendiyi çıkarsanız Hüseyin Gün’ü yine hatırlayamam.”
Necati Özkan, aynı davanın sanığı gazeteci Merdan Yanardağ ile hayatında iki kez bir araya geldiğini de belirterek, “Biri dün, biri bugün burada. Daha önce Merdan Yanardağ’la bir kere bile karşılaşmamıştım. İki defa telefon ettim. Bir Covid nedeniyle hastalanmıştı, onu televizyon kanalından duydum. İkinci defa da bir karartma uygulaması gelmişti, geçmiş olsun demek için aradım. O da bana, ‘Siz bize niye reklam vermiyorsunuz?’ diye sitem etti. Bütün hikaye bu kadar” şeklinde konuştu.
Özkan, 14 aydır hayatından uzak kaldığını ve 42 yıldır çalıştığı şirketinin kapatma noktasına geldiğini ifade ederek, “Ne olduğunu bilmediğim bir ilişkiden sonra ben bir vatan haini olarak gazetelerde, televizyonlarda casus ilan edildim. Bu nasıl bir şey? Bir ülke kendi vatandaşına bunu nasıl yapabilir?” diye sordu.
Necati Özkan, 2014 seçimlerinde CHP ile çalışmaya başladığını belirterek, “Ekrem İmamoğlu ile tanışıklığım o tarihe dayanıyor. Davada bulunmamın nedeni de bu ilişkimdir. Sanki ben olmasam Ekrem Bey aynı yere gelmeyecekmiş gibi bir algı var” dedi.
Kampanya süreçlerinde başkalarının müdahalesine izin vermediğini anlatan Özkan, “Hüseyin Gün ve rahmetli manevi annesi benimle temasa geçtiğinde, birileri kampanyaya dahil olmak istiyor diye düşündüm. Bu nedenle onlarla görüşmeyi kabul ettim” ifadesini kullandı.
Seçim sonrası Hüseyin Gün ile buluştuklarını ve sunumun çok yüksek bir ücret talep edilmesi nedeniyle bu işin sürdürülmesinin anlamsız olduğunu düşündüklerini belirtti. Özkan, “O gün Hüseyin Bey’le hayattaki son buluşmamız ve son mesajlaşmamızdır. Bir daha hiçbir temasımız olmadı” dedi.
İddianamede, Özkan ile Hüseyin Gün ve Merdan Yanardağ arasındaki telefon görüşmelerinin yer aldığını, ancak bu görüşmelerin kopyala-yapıştır yöntemiyle iki kez yazıldığını belirtti. Özkan, Hüseyin Gün’ün iş alanlarının uzmanı olmadığını ve bu davanın asıl nedeninin para kavgası olduğunu dile getirdi.
Necati Özkan, İBB çalışanlarına ait olduğu iddia edilen şifrelerin, gerçekte 8 ila 12 karakter uzunluğunda olduğunu ve iddianamenin dayanağının çöktüğünü ifade etti. “Bu kadar gözü kara bir metin yazılmış ki; sanki önemli değil, yeter ki uzasın ve bir algı operasyonu yürüsün” dedi.
Son olarak, Özkan, “Ben hayatım boyunca bu ülkeye en iyi bildiğim yolla hizmet ettim. Casusluk isnadını tamamen reddediyorum. Bunu şahsıma yöneltilmiş en ağır hakaret olarak kabul ediyorum” diyerek tahliyesini talep etti.
Özkan’ın savunmasının ardından, davada tüm sanıklar savunmalarını tamamladı.
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



