İnan Güney: ‘Silivri, umudun direniş üniversitesi’

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
İnan Güney: ‘Silivri, umudun direniş üniversitesi’

Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, tutukluluğunun 70. gününde Silivri’den yaptığı açıklamada, hücreye değil umuda teslim olduğunu ifade ederek; “İktidar her ülkede bulunabilir, ancak muhalefet iktidarla eşit koşullarda siyaset yapabiliyorsa, işte o zaman bir ülke demokrasiyle yönetiliyor demektir. Eğer muhalefet baskı altındaysa ve yargı bu baskının bir aracı haline gelmişse, orada demokrasi yalnızca bir görünümden ibaret kalır, özünü kaybeder” sözlerini sarf etti.

İnan Güney, tutukluluğunun 70. gününde Cumhuriyet için bir yazı kaleme aldı.

“Umuda teslim oldum” diyen Güney, Silivri’deki günlerini şu şekilde anlattı:

“Demokrasinin turnusolu muhalefettir. İktidar her yerde vardır ama muhalefet, iktidarla eşit şartlarda siyaset yapabiliyorsa, işte o zaman bir ülke gerçekten demokrasiyle yönetiliyordur. Eğer muhalefet baskı altındaysa, yargı bu baskının bir aracı halini almışsa, orada demokrasi sadece bir şekil olarak kalır, ruhunu yitirir.”

CHP İstanbul İl Örgütü’ne kayyum atanması konusuna da değinen Güney, bu durumu “Türkiye’deki çok partili yaşam kültürüne bir darbe” olarak nitelendirdi.

Güney, “YSK onayladı, mazbatasını verdi. Ancak bu süreçten sonra yaşanan yargı müdahaleleri, yalnızca CHP’ye değil, tüm demokrasiye zarar veriyor. Siyasi partilerin yol haritasını mahkeme salonları değil, kongre salonları belirler. Bizim İstanbul İl Kongremiz de üçüncü kez Özgür Çelik’i seçerek yol haritasını belirledi.” şeklinde konuştu.

“Silivri, direnişin üniversitesi gibi”

Cezaevinde birçok tanıdığıyla karşılaştığını vurgulayan Güney, Silivri’yi “üretken, dirençli insanların buluştuğu bir üniversite kampüsü” olarak tanımladı.

Güney, “Burada yıllardır aynı davaya omuz verdiğim birçok dostum var. Acıyı, hüznü, direnci, umudu hepsini bir arada yaşıyoruz. Birbirimize umut oluyoruz. Silivri zindanı, bir bakıma demokrasi nöbetinin tutulduğu bir yer haline geldi” ifadelerini kullandı.

Tweetler ve mahkeme kararlarıyla şekillenen siyasi atmosferi “baskı ortamı” olarak tanımlayan Güney, bu durumun toplumun tüm kesimlerini etkilediğini belirtti.

“Gazetecilerden sanatçılara, gençlerden sendikacılara kadar toplumun tüm dinamikleri susturulmaya çalışılıyor. Sosyal medya paylaşımları bile suç unsuru gibi görülüyor” diyen Güney, baskıya karşı demokratik dayanışmanın önemini vurguladı.


Türk vatandaşlığı hangi sporculara verilmeli? | Yiğiter Uluğ ve Eray Özer’le Gazozuna


Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın