İnci Eviner: Sanat ve Sosyal Medya Gerilimi

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
İnci Eviner: Sanat ve Sosyal Medya Gerilimi

Geçtiğimiz aylarda Artshow Galeriler Buluşması çerçevesinde gerçekleştirilen bir etkinlikte, dinleyici olarak koleksiyoner Agah Uğur ile sanatçı İnci Eviner’in gerçekleştirdiği söyleşiye katıldım.

İnci Eviner, eserlerinde toplumsal cinsiyet, kimlik politikaları ve iktidar ilişkilerini sorgulayarak köklü temsil biçimlerine karşı çıkan disiplinlerarası bir sanatçı olarak öne çıkıyor.

Deseni üretim süreçlerinin merkezine yerleştiren sanatçı, yapıtlarında video, yerleştirme ve performans gibi çeşitli yöntemleri bir araya getirerek özgün bir görsel dil yaratıyor.

Her gün milyarlarca görselin hızla üretildiği ve aynı hızla kaybolduğu bir çağda, Eviner’in titizlikle inşa ettiği “dönüşen imgeleri” ile sosyal medyada dolaşan hibrit ve yapay zekâ destekli imgeler arasındaki gerilimi merak etmeye başladım. Söyleşinin ardından sosyal medyada sanat üzerine düşüncelerini sorduğumda, Eviner tereddüt etmeden “imge çöplüğü” yanıtını verdi. Bu ifade, o kadar basit bir şekilde geçiştirilecek bir yanıt değildi.

Bu kısa ama etkileyici yanıt, hem sanatçının sanat pratiği hem de günümüz görsel kültürü üzerine yaptığımız söyleşinin kapısını araladı.

Bu nedenle, yakın zamanda Eviner’in atölyesini ziyaret etme fırsatı buldum. Sanatçının kendi pratiği üzerinden sosyal medyaya yaklaşımını, Türkiye sanat ortamı ve piyasasına dair görüşlerini ve gençlerle kurduğu işbirliklerini konuştuk. Ayrıca, Avrupa fonlarının azalmasının ardından tartışılan Körfez fonlarına yönelik bakış açısını da sordum.

2019 Venedik Bienali’nde “Biz, Başka Yerde” adlı çalışmasıyla Türkiye’yi temsil eden Eviner, bugüne kadar birçok uluslararası bienale katıldı. Yaklaşan Venedik Bienali dolayısıyla, bienallerin günümüzdeki anlamını da tartıştık.

– Sosyal medyayı bir “imge çöplüğü” olarak gördüğünüzü belirtmiştiniz. Sosyal medya, çağımızın en büyük görsel arşivi değil mi? Sanatçı olarak bu arşivin dışında kalmayı mı tercih ediyorsunuz?

Sosyal medya ve internet, her türlü bilgiye ulaşmamızı sağlıyor. Ancak bilginin güncel olup olmadığı ve gerçek bağlamından ne ölçüde saptırılabileceği konusunda endişeler var.

AI ile üretilen manipüle edilmiş görseller, politik ve sanatsal olarak çarpık bir estetik yaratıyor.

– Sosyal medyada kontrolsüz birikim içinde, özellikle kadın, ekoloji, hayvan hakları gibi konularda kolektif hareketlerin kendi imgelerini ve dillerini oluşturduğunu gözlemliyoruz. Bu durumda, çöplük dediğiniz alan aslında yeni bir sanat formunun doğduğu yer olabilir mi? Sosyal medyaya çağımızın yeni görsel dilinin zemini olarak bakamaz mıyız?

Bu konuda pek umutlu değilim. Sosyal medyanın izleyiciyi belli bir tembelliğe alıştırdığına inanıyorum.

Ancak sanatçıların bu duruma eleştirel cevaplar vermeleri elbette mümkün. Medyayla birlikte düşünerek, daha eleştirel ve aktivist bir varoluş biçimi geliştirilebilir. Yine de sosyal medyaya mesafeli durmak gerektiğine inanıyorum.

Yaşadığımız çağda, bir yandan gazeteciler gerçek haberler yaparken kapatılırken, diğer yandan sosyal medyadaki haberleri gerçek olarak algılamak zorlaşıyor. Bilgi akışı o kadar hızlı ki, anlık duygular yaratıyor ama sürekli bir harekete olanak tanımıyor.

Görsel sanatlar açısından ve sanata yeni başlayanlar için, doğruyu bulmak pek kolay olmayacak gibi görünüyor.

– Sosyal medyada dolaşan imgeler üretim sürecinize nasıl etki ediyor?

Ben zaten video teknolojisini kullanıyorum. Bu teknikle yarattığım dünya, öncelikle kağıt ve kalemle, desenlerle başlıyor. Yarattığım imgelerin birbirleriyle etkileşimi ve sürekli dönüşmeleri, tek bir imgeyle yapmanın güç olduğu farklı katmanlarla bir şeyler üretmemi sağlıyor.

Bu imgeler içinde hem acı verici, hem de sert şiddetle ilgili imgeler var. Ancak hemen sonrasında bunlara karşı bir tepki oluşturacak etkileşimler de mevcut.

Farklı sahneler ve duygusal durumlar aynı anda, birbirleriyle sürekli etkileşim içinde var oluyor.

Bu şekilde, politik söylemin farklı yönlerini ve o süreçlerin, müzakerelerin, zihnin farklı konumlarını hareket ettirebiliyorum.

Çoklu imgeler topluluğu içinde, birbirleriyle ilişki kurarak ve sürekli yeni videolara yol açabilecek farklı hikayelere doğru bir dünya inşa ettiğimi düşünüyorum.

– Grotesk bir estetik yaratıyor musunuz? Yoksa başka bir şekilde tanımlanabilir mi? Çünkü sanat tarihsel bağlamlarınız var.

Evet, doğru. Groteskten çok, absürt unsurlar barındıran işlerim var. Günlük olağan hareketlerin ve jestlerin sıradanlığını zorlayarak, bilinçaltı dünyasından ve hayal gücünden unsurlar getiriyorum.

Dolayısıyla, bir sanatçının niyeti olup biteni yansıtmak değil, temsil politikaları üzerine düşünmek. Zihnin farklı katmanları arasında dolaşmak, absürt ve akıl dışı bir dünyayla birleşiyor.

“Arkamı dönmem mümkün değil ama onun içinde var olmak istemem”

– Sizin estetiğiniz ile sosyal medyada dolaşan tuhaf ve hibrit imgeler arasında bir ilişki görüyor musunuz?

Dikkatli olmak gerektiğini düşünüyorum. Sanatçının hayatını adayarak kurduğu imgeler dünyası hızla kopyalanabilir ve yaygınlaşabilir. Bu görsel dünyanın tuzaklarını görebiliyorum ve belli bir mesafe almak zorundayım. Ancak beni besleyen bir yanı da var, sanat hareketlerini anında takip edebiliyorum.

Eskiden sanat magazinlerine ulaşmak oldukça zorken, şimdi dünya sanatındaki eleştirileri ve haberleri çok daha hızlı alabiliyoruz. Bu anlamda, beni canlı tutan bir bilgi akışı var. Ancak bu akışa mesafeli durmak zorundayım.

Anlık parlak imgeler ile sanat yapıtlarının sunduğu imgeler arasında büyük bir fark olduğunu düşünüyorum.

– Bugün imgelerin bu kadar hızlı üretildiği ve tüketildiği

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın