İnci Türkay, ‘Liste’ ile Tiyatroya Dönüyor!

Haber MerkeziHaber Merkezi
2 okunma
İnci Türkay, ‘Liste’ ile Tiyatroya Dönüyor!

Kanadalı yazar Jennifer Tremblay’ın eserinin sahneye uyarlaması olan Liste, mükemmeliyet arayışında kendi zihninde kaybolmuş bir kadının derin vicdan muhasebesini gözler önüne seriyor. Oyun, Londra’daki dünya prömiyerinin ardından, Mart ayında Ankara ve İstanbul’daki izleyicilerle buluştu. Liste, Türkiye’de Sihirli Annem dizisindeki Betüş karakteriyle tanınan İnci Türkay’ı uzun bir aradan sonra tekrar tiyatro sahnesine taşıdı.

Modern kadının zihinsel yükleri ve toplumsal baskıları üzerine etkileyici bir anlatı sunan yapımın başrol oyuncusu İnci Türkay; Liste oyunu, Londra’daki hazırlık süreci ve 15 Mayıs’ta vizyona girecek Sihirli Annem: Periler Okulu filmi hakkında iahaber’e açıklamalarda bulundu.

Söyleşinin tamamını dinlemek için tıklayın

– Liste oyunu seyirciye hangi hikâyeyi sunuyor, bunu sizin perspektifinizden dinleyebilir miyiz?

Liste, bir vicdan muhasebesi ve yüzleşme hikayesini anlatıyor; içimizdeki kırılmaları gözler önüne seriyor. Çok katmanlı bir metin. İlk bakışta bir kadın hikayesi gibi görünse de aslında kadın-erkek fark etmeksizin, hepimizin hayatında unuttuğu veya ertelediği şeylerin başkalarının yaşamını nasıl etkileyebileceğini güzel bir şekilde ifade ediyor. Ayrıca üzerimizdeki yükleri; fiziksel ve duygusal yükleri, bu yüklerin sorumluluğunun nasıl hissedildiğini ve nasıl yansıdığını ele alıyor. Gerçekten çok şey anlatıyor. Yüz kişi oyunu izlediğinde, her biri farklı bir anlam çıkarıyor; bu benim için çok değerli bir durum.

– Bu ödüllü metni Türkçeye uyarlama fikri nasıl doğdu ve süreç nasıldı?

Uzun zamandır Londra’da yaşıyorum. Orada tiyatro yapma fırsatı bulamadım, çünkü vize ve oturum izni gibi birçok şart vardı. Çocuklarla yaratıcı drama çalıştığım İnci’s Drama Club mevcut. Ama tiyatro aşkım hiç bitmedi ve sürekli metin okudum. Bir gün bu metni okudum ve derinden etkilendim; “Bunu oynamalıyım” dedim. Metni bulduğumdan bu yana üç yıl geçti. Londra’daki yönetmen arkadaşım Ayşegül Hardern’e okuduğumda, o da hemen “Yapmalıyız” dedi. Hayatımda her şey yoluna girdiği için bu projeye yöneldik. Metnin orijinali Fransızca, ben Fransızca bilmiyorum ama İngilizcesini okudum. Çevirmenimize Fransızca’dan Türkçeye çeviri yapmasını istedik. Ardından İngilizceden Türkçeye çevirdik ve karşılaştırdık. Metnin şiirsel yapısını korumak için çalıştık. Türkçesi içimize sindiğinde, “Bu hikayeyi Türkiye’de anlatmalıyız” dedik.

– İlk olarak Londra’da prömiyer yaptınız. Geçtiğimiz hafta ise İstanbul ve Ankara’daki prömiyerler gerçekleşti.

Evet, önce Ankara Tatbikat Sahnesi’nde 13 Mart’ta prömiyerimizi yaptık. Ardından 29 Mart’ta Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde sahne aldık.

– Uzun bir süredir sahnelerden uzak kaldığınızı ve Londra’da yaşadığınızı belirttiniz. Neden bu kadar ağır ve tek kişilik bir metinle geri döndünüz?

Bu süre zarfında çok şey biriktirdim. Londra’da West End ve diğer tiyatrolarda harika oyunlar izledim. National Theatre’daki oyunları izlemek, insanın vizyonunu genişletiyor. Gerçek bir derdi olan oyunları çok seviyorum. Tiyatro, bir başkaldırı ve dert anlatımıdır. Bu oyun da ciddi bir derdi işliyor ve izleyicilere ses oluyor. Tek kişilik bir oyun oynamak korkutucuydu, çünkü metin ve katmanları oldukça zordu. Ama zorluklarla mücadele etmeyi seven biriyim. Hayatımda sürekli yeniden başlama, sıfırdan başlama deneyimlerim oldu. Ayşegül Hardern benimle birlikte cesaret verdi ve “Zor olsun ama bu derdi en güzel şekilde anlatalım” diyerek yola çıktık.

– Tanıdık ve neşeli bir karakteri bir kenara bırakıp, empati kurmanın zor olacağı ‘kusurlu’ bir kadını oynamak size nasıl bir özgürlük sundu?

Bu, müthiş bir özgürlük sundu. Çünkü benimle büyüyen kuşak ve sonraki nesil, Sihirli Annem’i tanıyor. Kusursuz bir anne karakteri olarak Betüş, her şeyi hallederken, burada tamamen gerçek ve hata yapan bir kadını canlandırmak farklı bir deneyim. Bütün Türkiye beni Betüş karakteriyle tanıyor. Televizyon daha geniş bir kitleye ulaştığı için bu karakter üzerinden tanınıyorum. Bu oyunu seçmemin nedeni, Betüş karakterini aşmak, özlediğim sahne mücadelesini yeniden yaşamak istememdi.

– Bitmek bilmeyen liste takıntısını kadınlar üzerindeki toplumsal baskıya karşı gizli bir öfke olarak yorumlayabilir miyiz?

Ankara Tatbikat Sahnesi’nde yapılan söyleşide birçok ilginç yorum geldi. Bu tespitiniz kesinlikle doğru ve ben de katılıyorum. İzleyiciler, kendileriyle özdeşleşen yorumlar yaparak, “Atladığım bir mesaj var mı? Başkalarının hayatına nasıl etki ettim?” gibi sorular sormaya başladılar.

Üzerimizde çok fazla yük var. Toplumsal baskılarla yaşıyoruz ve bu baskılar hepimizi etkiliyor. Kadın-erkek ayrımı olmaksızın, her iki cinsin de yükleri var. Ancak kadınlar, “anne” figürüyle birleştiğinde daha fazla yük altına giriyor. Evde her şey olurken, annenin kendi işlerini nasıl hallettiği meselesi çok önemli. Bu yükler, zihinsel olarak ağır bir yük olarak hissediliyor. Oyun, bu durumu çok güzel anlatıyor ve vicdan muhasebesini derinlemesine işliyor.

Ayrıca, belki de o atladığı işi yapsaydı da sonuç değişmeyece

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın