İran Çölünde Görgüsüzlük: Şah’ın Şatafatlı Kutlaması

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
İran Çölünde Görgüsüzlük: Şah’ın Şatafatlı Kutlaması

İran’ı Anlamak dizisinin üçüncü bölümüne hoş geldiniz. Bu sefer, dev bir partiyle çölün ortasında sahneyi açıyoruz.

Burada, “Burning Man” etkinliğinde değiliz. İran’ın çölünde, Ahameniş İmparatorluğu’nun büyük hükümdarı Kiros’un 2 bin 500 yıl önce başkentini kurduğu yerdeyiz. Kiros, insanoğluna ilk insan hakları metnini armağan eden bir liderdi. Silindire kazınan ifadelerinde şöyle diyor:

“İmparatorluğumdaki ulusların geleneklerine, göreneklerine ve dinine saygı göstereceğimi ilan ederim. Köleliği kaldırıyorum; bu geleneğin yeryüzünden silinmesi gerekir. Bugün din özgürlüğünü ilan ediyorum: Herkes dilediği inancı seçmekte, dilediği yerde yaşamakta ve dilediği işi yapmakta özgürdür; yeter ki başkalarının haklarını çiğnemesin.”

Fakat hikayemizde, çölün ortasında kendini “kralların kralı” ilan etmeye hazırlanan bir tiran var. Ülkesi yoksulluk içinde kıvranırken, tarihin en gösterişli ve pahalı partilerinden birini düzenlemeye hazırlanıyor.

1971 Kutlaması

Hayal edin; çölün ortasına kurulan çadırlar Fransız tasarım markası Maison Jansen tarafından hazırlanmış. Fransa’nın ünlü restoranı Maxim’s’den, 22 milyon dolara yiyecek servisi alınmış. Alana 18 ton gıda getiriliyor. 25 bin şişe şarap, 12 bin şişe viski ve 2500 şişe şampanya, hepsi en lüks markalardan. 180 garson, 1 tondan fazla havyar, bir o kadar trüf mantarı, 360 bin yumurta ve 47 kilometre uzunluğunda ipek. Ayrıca 250 kurşun geçirmez limuzin ve dekorasyon için 6 bin asker. Askeri kargo uçaklarıyla gelen dev buz kütleleri de cabası.

Bu liste bitmiyor. Dünyanın dört bir yanından binlerce ağaç çölün ortasına getiriliyor. Ağaçların birkaç gün içinde çürüyüp gideceği belli. Üstelik tam 50 bin ötücü kuş da ithal ediliyor. Dallarda üç gün boyunca ötecekler, sonra onlar da ağaçlar gibi susuzluktan ölecekler.

Evet, Persepolis’teyiz. Farsça adıyla Taht-ı Cemşid’de. Yıl 1971. İran Şahı Muhammed Rıza Pehlevi, Pers İmparatorluğu’nun 2 bin 500. yılına özel düzenlenen bu törende ikinci kez taç giyecek ve kendini “sultanların sultanı” ilan edecek.

1971 Kutlaması

Tören öncesinde ülke sıkı yönetim altına alınmış, İran güvenlik amacıyla sınırlarını kapatmış. Tüm okullar ve üniversiteler tatil edilmiş, solcu ve Müslüman tüm öğrenci liderleri hapse atılmış.

Bugünkü değeri yarım milyar doları aşan harcamalarla yapılan bu gösterinin ortasında, İran’da iki kişiden biri açlık sınırının altında yaşıyor. Halk kıtlık ve susuzluktan zor günler geçiriyor, köylerde su için savaşlar çıkıyor.

İran Şahı Muhammed Rıza, iktidarının otuzuncu yılında dünyanın en zengin insanlarından biri olarak gösteriş yaparken, emri altındaki komutanlar ve bürokratlar da aynı durumu yaşıyor.

Her ne kadar bu gösteri büyük bütçelere mal olsa da amaçlarına ulaşamıyor. Kum fırtınaları, gece soğukları, geciken yemek servisi ve elektrik kesintileri gibi sorunlar, katılımcıların keyfini kaçırıyor. Belki de tek mutlu olan kişi Şah’dır.

Ancak bu gösteri, muhalefeti Şah karşısında bir araya getiriyor. Sosyalist ve komünist gruplar, Şii gruplarla birlikte, Şah’ın yolsuzluklarını sokaklarda haykırmaya başlıyor.

Şah yalnız değil; arkasında güçlü bir Amerika duruyor. Genç bir Şah iken başlayan bu dostluk, her geçen gün güçleniyor. Ta ki 1979’da ülkeden kaçmak zorunda kalana dek.

Şimdi başka bir sahneye geçelim. Amerika ve Şah Muhammed Rıza arasındaki yakınlaşma nasıl gerçekleşti? Britanya nasıl devre dışı kaldı? Genç ve deneyimsiz Şah, gücünü nasıl pekiştirdi? Bu sorulara yanıt arayalım.

İran’da 1953 Darbesi

Askerler Başbakan Musaddık’ın Kapısında

Yıl 1953, Ağustos ayı. Askeri araç, başbakanlık konutunun önünde duruyor. Albay Nassiri, elindeki notu başbakanın özel koruma şefine iletiyor. Notta, İran Şahı’nın başbakanı görevden aldığı yazıyor. İçeriye geri dönen not, Albay Nassiri ve adamlarının tutuklanmasıyla sonuçlanıyor. Kendisine karşı bir darbe yapıldığını anlayan başbakan, buna boyun eğmeyeceğini belirtiyor.

O başbakanın adı Muhammed Musaddık. Halk arasında popülaritesi artan bir lider olan Musaddık, İngilizlerin İran petrolüne yaptığı sömürüye karşı çıkarak, petrol kuyularını millileştirmiş bir isimdir.

İngilizler durumu kabullenemiyor ve Musaddık’ı uluslararası mahkemelere şikayet ediyor. Gazetelere ilanlar vererek, İran’dan petrol alan ülkelere dava açacaklarını duyuruyorlar.

Musaddık, önceki liderlerden farklı bir karaktere sahip. Hukuk eğitimi almış, akademik kimliği ile öne çıkıyor. Lükse ve yolsuzluğa karşı duruşu ile biliniyor. Britanyalılarla yaptığı görüşmelerde, onları dahi etkiliyor.

İngiltere, 2. Dünya Savaşı’ndaki müttefiki Amerika’ya başvuruyor: “Musaddık’ı birlikte devirelim.” Eisenhower hükümeti bu işte henüz acemi olsa da, “Tamam, yapalım” diyorlar.

Operasyonun adı Ajax olarak belirleniyor. Başlangıçta Şah ikna edilemiyor, fakat kız kardeşinin yardımıyla ikna süreci ilerliyor.

Kermit Roosevelt Jr.

Amerikan tarafında Ajax Operasyonu’nu yönetmek üzere tanıdık bir isim atanıyor: Başkan Roosevelt’in torunu Kermit Roosevelt Jr. İlk olarak gazetecileri satın alıyor. Tüm gazeteler Musaddık aleyhine yazılarla dolup taşıyor. Hatta içerikleri yazmaya yetişemeyen İranlılar için CIA merkezinden makaleler hazırlanıyor.

Fakat işler planlandığı gibi gitmiyor. Musaddık, darbeye karşı koyuyor ve halk da onun yanında yer alıyor. Böyle olunca Roosevelt, İran’ın uzak köylerine doğru kaçmaya başlıyor. Beraberinde Musaddık’ın yerine geçirecekleri General Zahidi de kaçmak zorunda kalıyor.

General Zahidi, Şah Rıza Pehlevi’nin iktidara gelmesinde önemli bir rol oynamış,

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın