
Bu yazı dizimizin sonuna gelmiş bulunuyoruz. Dördüncü bölümde İran tarihine bir bakış atmış olacağız. Elbette daha anlatacak birçok konu var, ancak bu yazı dizisinin, zihnimizde bir İran portresi oluşturmaya yardımcı olduğu kanaatindeyim.
Son bölümde, Humeyni dönemine geçmeden önce iki önemli unsuru vurgulamak istiyorum. İlk olarak, Şii ulemanın İran toplumundaki rolüne değinmek gerekir.
Bu yazı serisinde de görüldüğü üzere, Şii din adamları her zaman İran’ın sosyopolitik yaşamında etkili olmuş, destek veya karşıtlıklarıyla her politik sürece müdahale etmeye çalışmışlardır.
İran Şahı Muhammed Rıza Pehlevi ve eşi Şahbanu Farah Pehlevi, Tahran’daki Mehrabad Havalimanı’ndan sürgüne gönderilirken
Kaçarlar, ülke kaynaklarını emperyal güçlerin hizmetine sunarken, Şii ulema Tütün Grevi ile yönetimin karşısına çıkmıştır. Başbakan Musaddık, önce Şii ulemanın desteğini alarak Ulusal Cephe’yi kurmuş ve petrolün millileştirilmesi sürecinde onlarla birlikte hareket etmiştir. Ancak darbe geldiğinde, ulemanın Musaddık’tan desteğini çektiği ve hatta darbeye destek verdiği gözlemlenmektedir.
Yani, İran tarihi boyunca Şii din adamlarının siyasal gücünden sıyrılarak adım atmak pek mümkün olmamıştır. Şiiliğin bir mehdi beklemesi ve din âlimlerinin rehberliğine olan ihtiyaç, ulemanın bu gücü elinde tutmasına yol açmıştır.
Örneğin, Şah’ın 1963’teki Beyaz Devrimi’ne karşı mollaların en çok kadın haklarına itiraz ettikleri belirtilmektedir. Ancak Şah, bu reform sürecinde ulemanın kızgınlığına yol açacak bir diğer önemli adım olan toprak reformunu da hayata geçirmiştir. Bu reform, devletin toprak ağalarından belirlediği fiyatla toprak almasını ve köylülere piyasa fiyatının %30’una satmasını öngörmektedir. Ulemanın elindeki geniş arazileri alarak onları mali açıdan zayıflatmayı hedefleyen Şah, iktidarının ilk yıllarında İran’ın en görkemli camilerini inşa ederek din adamlarını yanında tutmayı başarmış, ancak güçlü hissettiğinde mali kaynaklarını keserek Şii ulemayı siyasi denklemden çıkarmayı planlamıştır.
İkinci vurgulamak istediğim nokta ise İran’ın etnik çeşitliliğidir. Ülkenin %60’ı Perslerden oluşmakta olup, bu grubun Arap olmadığını belirtmek gerekir. Farsça ve kültürel özellikleriyle farklı bir gruptan bahsediyoruz. Bunun dışında Türkler (Azeriler, %16), Kürtler (%10), Araplar, Beluciler ve daha birçok etnik grup mevcuttur. Ülkenin coğrafi haritasına bakıldığında, bu grupların pek çoğunun yüksek dağlarla merkezden ayrıştığı görülmektedir. Farsî grupları merkezde, Azeri Türkleri Hazar’ın batısında, Kürtler daha batıda, Beluciler güneydoğuda yer almaktadır. Dolayısıyla, merkezi güç elde tutabilenlerin ülkeyi yönetebildiği bir coğrafya, belki de İran’ın kaderi olmuştur.
Coğrafya gerçekten de kaderdir, anlayacağınız.
Bu noktaları ifade ettikten sonra İslam Devrimi’ne geçelim. Humeyni ve diğer Şii ulema için her zaman çıkış noktası Kum şehri olmuştur. “Mollaların Kenti” olarak bilinen Kum, Tahran’a yakın konumuyla sürekli bir baskı merkezi işlevi görmüştür. Din adamları ailesinden gelen Ruhullah Humeyni, Şah ile mücadelesine Kum’da başlamıştır.
Bir önceki yazıda olduğu gibi bir sahne ile devam edelim: Yıl 1963, ay Ocak. Şah, 19 maddelik reform paketini referanduma sunma kararı alır. Bu 19 maddeden özellikle dördü mollaların tepkisini çeker. Bunlardan biri yukarıda bahsedilen toprak reformudur. Devlet, toprak ağalarından belirlediği fiyatla toprakları alacak, köylülere piyasa fiyatının %30’una satacaktır. Diğer maddeler ise kadınlara seçme hakkı verilmesi, orman alanlarının kamulaştırılması ve devlete ait işletmelerin özelleştirilmesidir.
Referandumun adı, oy verenlerin kullandığı pusulaların renginden gelmektedir. Halkın büyük kısmı okuma yazma bilmediği için “Evet” diyenler beyaz, “Hayır” diyenler mavi pusulaları zarfa koymaktadır. Ancak, her sandığın başında Şah’ın özel istihbaratı SAVAK’ın adamları bulunmaktadır. Sonuç 5 milyon 600 bin “Evet” oyuna karşı sadece 4 bin “Hayır” oyu olarak çıkmıştır.
Bu noktada, Humeyni seçimden dört gün önce sert bir çıkış yaparak açıkça Şah’ın otoritesine meydan okur. Şah, yaşanan gerginliklerin ardından ordusunu Kum’a gönderir ve çatışmalar başlar. Humeyni, önce tutuklanır ardından ev hapsine alınır. Şah, danışmanlarının tavsiyesiyle Humeyni’yi hapsetmeyi veya idam etmeyi göze alamaz.
Asıl fırtına ise bir yıl sonra, 1964’te kopar. Şah’ın Amerikalılara tanıdığı haklar, Humeyni’nin sert bir çıkış yapmasına neden olur ve bu defa hem Şah’ı hem de Amerika’yı hedef alır.
Burada dikkat çekici bir not var: Yıllar sonra ortaya çıkan bir CIA belgesine göre, Humeyni 1963’ün Kasım ayında ABD’ye bir mesaj göndererek İran’daki Amerikan çıkarlarıyla çatışmadığını belirtmiştir. Hatta onların varlığının Sovyetler’den gelen komünizm tehlikesi ve İngilizlere karşı bir denge oluşturduğunu ifade etmiştir. Aynı belgede, Humeyni’nin İslam ile diğer dinler, özellikle Hristiyanlık arasında bir yakın ortaklık olması gerektiğini dile getirdiği de kaydedilmektedir.
Humeyni’yi anlatan bir CIA belgesi
Ancak, birkaç ay içinde Humeyni Amerika’yı da karşısına almaya karar vermiştir.
BBC İran servisinin 2016’da yaptığı bir habere göre, Humeyni’nin 1979 İran Devrimi sırasında ABD’ye yine mesaj gönderdiğine dair yazışmalar bulunmuştur. Bu yazışmalarda Humeyni, ABD’den İran ordusunun kendi hareketine karşı ayaklanmaması için arabuluculuk talep etmiştir. Mesajında, “Orduya [Şah’ın başbakanı Şapur] Bakhtiar’ı takip etmemelerini tavsiye etmenizi öneririm. Amerikalılarla herhangi bir düşmanlığımız olmadığını göreceksiniz.” demiştir. Aynı ay içinde başka bir mesajında ise, İran’daki iktidar değişikliğinin ABD’nin ekonomik çıkarlarını etkileyeceği yönündeki endişeleri yatıştırmaya çalışmıştır: “Petrol konusunda endişelenmenize gerek yok. ABD’ye petrol satmayacağımız doğru değil.” (İranlı yetkililer bu haberi hızla yalanladı ve belgelerin “üretilmiş” olduğunu öne sürdü.)
Humeyni’nin Bursa’daki sürgün günlerinden bir kare
İran Devrimi’ne dönecek olursak, 1964’te Humeyni’nin çıkışları karşısında Şah, çareyi en büyük rakibini sürgüne göndermekte bulmuştur. Adres ise ilginç bir şekilde Bursa’dır!</p
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



