
ABD ve İsrail’in saldırılarına karşı İran, Irak’taki Şii gruplar ve Yemen’deki mevcut yönetim, karşı saldırılarla destek vermeye başladı. Devrim Muhafızları, “Gerçek Vaat 4 Operasyonu” adı altında geniş kapsamlı bir saldırı başlattığını duyururken, İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in öldürülmesinin resmen açıklanmasıyla birlikte Şii gruplar harekete geçti. Bağdat’taki ABD büyükelçiliğine yönelik saldırı düzenleyen Şii gruplar, Erbil’deki ABD merkezlerine yönelik saldırıyı da üstlendi.
Hamney’in yerine geçici kurul
İran’da, ABD ve İsrail saldırısında hayatını kaybeden dini lider Ayetullah Ali Hamaney’in yerine geçici olarak oluşturulan lider kadrosu belirlendi. Hamaney’in ölümünün ardından anayasal süreç gereği oluşturulan üç üyeli geçici liderlik konseyine, Anayasayı Koruyucular Konseyi ve Uzmanlar Meclisi üyesi din adamı Ayetullah Ali Rıza Arafi hukukçu üye olarak seçildi.
İran devlet televizyonunun verdiği bilgiye göre, Devletin Maslahatını Teşhis Konseyi üyesi Muhsin Dehnevi, Arafi’nin yanı sıra Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Yargı Erki Başkanı Gulamhüseyn Muhsini Ejei’nin de yer aldığı geçici liderlik konseyine dahil edildi. Buna göre, yeni lider atanana kadar Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, Yargı Erki Başkanı Ejei ve Ayetullah Arafi, Veliyy-i Fakih makamının görevlerini geçici olarak birlikte yürütecek.
Ayetullah Arafi, İran’ın önde gelen din adamlarından biri olarak Anayasayı Koruyucular Konseyi ve Uzmanlar Meclisi üyeliğini sürdürmektedir.
Devrim Muhafızları aktif saldırı pozisyonu aldı
İran Devrim Muhafızları, ABD ve İsrail saldırılarına karşı koymanın yanı sıra birçok cephede saldırıya geçmek için “Gerçek Vaat 4 Operasyonu”nu başlattığını duyurdu. Saldırının, Orta Doğu’daki ABD üslerine yönelik geniş çaplı füze ve insansız hava aracı saldırılarıyla gerçekleştirildiği bildirildi.
Devrim Muhafızları, hedefleri arasında bölgedeki 27 ABD üssü, Tel Nof üssü, Hakarya’daki İsrail ordusu karargâhı ve Tel Aviv’deki büyük savunma sanayi kompleksinin de bulunduğunu açıkladı.
Açıklamada, “İran İslam Cumhuriyeti güçlerinin işgal altındaki topraklarda ve Amerikan üslerinde sirenlerin susmasına izin verilmeyeceği” vurgulanarak, acı verici ve üzücü saldırı dalgalarıyla farklı ve zorlu bir intikam adımının atılacağı ifade edildi.
Irak’taki ABD büyükelçiliğine baskın girişimi
Hamaney’in ölümünün resmi olarak açıklanmasının ardından sabah saatlerinde Şii gruplar, ABD büyükelçiliğine doğru harekete geçti. Irak güvenlik güçleri, Bağdat’ın merkezindeki Yeşil Bölge içinde bulunan ABD büyükelçiliği yerleşkesine doğru yürüyen protestocuları dağıtmak amacıyla göz yaşartıcı gaz ve tazyikli su kullandı.
Güvenlik güçleri ile protestocular arasında yaşanan gerginlik, protestocu grubun beton bariyerleri geçmeye çalıştığı Asma Köprü’de yoğunlaştı.
Erbil’deki saldırıları Şii grup üstlendi
Erbil merkezli Rudaw TV, Irak’taki Şii grupların oluşturduğu “Irak İslami Direnişi”nin bir parçası olarak kendini tanıtan Seraya Evliya el-Dem grubunun, Erbil’deki ABD askeri üslerine yönelik saldırıları üstlendiğini bildirdi. Seraya Evliya el-Dem grubu, Erbil’e yönelik saldırının “ABD ve İsrail’e karşı İran İslam Cumhuriyeti’ne destek” ve “Irak’ın egemenliğini savunmak” amacıyla gerçekleştirildiğini belirtti.
Açıklamada, saldırının “birkaç drone” ile gerçekleştirildiği ve Erbil’deki Amerikan üslerini hedef aldığı ifade edildi. Kürdistan Bölgesi yetkilileri ve Koalisyon güçleri, söz konusu saldırının neden olduğu can ve mal kayıplarına ilişkin henüz bir açıklama yapmadı.
Dün (28 Şubat 2026) ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının başlamasının ardından aynı grup, “Mücahitlerimiz üç drone ile nitelikli bir operasyon gerçekleştirmiş ve Erbil’deki Müşterek Operasyonlar Komutanlığı karargâhını hedef almıştır” açıklamasında bulunmuştu. Grup, saldırının gerekçesini “ABD ve İsrail’in saldırılarına karşı İran İslam Cumhuriyeti’ni desteklemek” olarak gösterdi ve bu adımı “Irak’ın egemenliğini savunmak” adına attıklarını vurguladı.
Seraya Evliya el-Dem, eski Devrim Muhafızları Ordusu Kudüs Gücü komutanı Kasım Süleymani ve eski Haşdi Şabi Heyeti Başkan Yardımcısı Ebu Mehdi el-Mühendis’in 2020 yılında öldürülmesinin ardından ortaya çıkan silahlı gruplardan biri olarak bilinmektedir.
Grubun Kürdistan Bölgesi’ne düzenlediği ilk saldırı değil. 15 Şubat 2021’de, akşam saatlerinde Erbil’e düzenlenen ve bir sivil sözleşmeli personelin öldüğü, bir ABD askeri ile birkaç kişinin de yaralandığı roketli saldırıyı da üstlenmişti. Daha sonra Kürdistan Bölgesi Güvenlik Konseyi, saldırı faillerinin itiraflarını yayımlamıştı.
İran’ı gelecekte ne bekliyor: Darbe olasılığı diğerlerinden daha mı güçlü?
Erbil’deki gazeteci Hemn Khoşnaw, İran’ın geleceğine yönelik kaleme aldığı analizde, ABD ve İsrail saldırıları sonrasında ülkede yönetim içinden bir grubun darbe yapma girişiminde bulunabileceğini öne sürdü. Gazeteci Khoşnaw, İran’daki darbe olasılığını değerlendirdi.
Darbe için elverişli bir zemin var
Güvenlik sistemi ve üst düzey İranlı yetkililerin ikametgâhına dair hassas bilgilerin sızdırılması, 2025’teki 12 günlük savaşta, uzun bir devlet geleneğine sahip olan ülkenin en zayıf noktası olarak öne çıktı.
Savaşın sona ermesinin ardından devletin kendini gözden geçireceği ve bu zayıflığı gidermek için hayati önlemler alacağı, yeni bir savaş durumunda devleti yönetenlerin yanı sıra askeri ve güvenlik komutanlarının ABD ve İsrail saldırılarının hedefi olmayacağı düşünülüyordu.
Ancak, saldırılarla (28 Şubat 2026) ve ilk darbeyle, 12 Günlük Savaş’a kıyasla İran rejimi daha ağır ve yıkıcı bir darbe aldı. Stratejik liderlik, hatta lider (Ali Hamaney) bile hedef alındı ve bu saldırılardan kurtulamadı.
Hamaney ve diğer yetkililerin hedef alınması, İran’ın siyasi ve askeri karar alma mekanizmasında ABD ve İsrail ile koordineli çalışan bir yönetici kanadın varlığını ortaya koyuyor. Bu durum, önümüzdeki günlerde İran’da rejim içinde bir darbe için elverişli bir zemin olduğu ihtimalini güçlendiriyor.
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



