
6 Mart 2026 07:43
Güncelleme: 6 Mart 2026 07:57
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı saldırılar sürerken, Kürtlerle bir anlaşma yapılacağı ve İran’da bir bölünme sürecinin başlatılacağı iddiaları gündeme geldi. AKP kurmayları, bu süreci değerlendirirken, “İran’daki Kürtler, bölgedeki diğer Kürtlere göre daha fazla kültürel ve yasal haklara sahip. Bu nedenle, ABD ve İsrail’in Kürtleri kullanarak bölgede yeni bir kanal açma çabası kolay olmayacaktır. Bir grup Kürt’ün ABD ve İsrail ile işbirliği, 100 milyonluk İran’da dikkate değer bir sonuç doğurmaz.” ifadelerini kullandı.
Nefes yazarı Nuray Babacan, ABD ve İsrail’in saldırıları sonrası İran’da Kürtlerle olası iş birliği iddialarının kulislerde nasıl yankı bulduğunu aktardı. Babacan, AKP kurmaylarının görüşlerini paylaşarak, “ABD ve İsrail geçmişten beri bölgedeki Kürtleri kendi politikaları çerçevesinde kullanmıştır. Son bir yıl içerisinde özellikle İsrail’in bu planı, bölgeyi tanıyanlar için yeni bir bilgi değildir.” dedi.
İran savaşı nedeniyle yeni temasların gerçekleştiği söylense de, durumun daha karmaşık olduğu ifade ediliyor. İran’da yaşayan Kürtler Sünni, Azeri Türkleri ve diğer gruplar ise Şii inancına sahiptir. Kürtler dışındaki topluluklar gelişmelere inanç açısından yaklaşırken, Kürtler daha ideolojik bir perspektife sahiptir. Bu nedenle, bu grupların bir arada hareket etmesi beklenmiyor.
İran’daki Kürtler, diğer bölge Kürtlerine nazaran daha fazla kültürel ve yasal haklara sahip bulunuyor. Bu durum, ABD ve İsrail’in Kürtleri kullanarak bölgede yeni bir kanal açma çabalarının önünü tıkıyor. Ayrıca, bir grup Kürt’ün ABD ve İsrail ile işbirliği yapmasının 100 milyonluk İran’da kayda değer bir etki yaratmayacağı vurgulanıyor.
Özellikle Irak Kürtlerinin ABD ile ilgili olumsuz anıları mevcut. Geçmişte Molla Mustafa Barzani, Saddam hükümetine karşı avantajlı bir konumdayken, ABD yönetimi Saddam ile anlaşarak Kürtleri yarı yolda bırakmış ve ciddi kayıplar yaşanmasına neden olmuştur.
Bu sebeple, Barzani yönetiminin ABD ve İsrail’in planlarına alet olma olasılığının düşük olduğu belirtiliyor. Ancak, Talabani ve ekibinin Amerikancı olduğu, fakat bölgesel güçlerinin sınırlı olduğu kaydediliyor. Suriye’de ise ABD, merkezi hükümeti tercih ederek SDG ve Mazlum Abdi’yi pek de kabul etmeyen bir anlaşmaya zorlamıştır. Bu noktadan sonra, ABD’nin yalnızca küçük bazı gruplardan destek bulması olası görünmüyor.
Kürt halkının ABD ile ilişkilerinde her zaman ‘örgütlü yapıların’ etkisi gözlemleniyor. İsrail ve ABD gibi ülkeler, istihbarat örgütleri aracılığıyla PKK ve benzeri örgütlere silah ve diğer avantajlar sağlayarak kendi çıkarları doğrultusunda hareket etmelerini sağlamıştır.
Bu örgütler de, zaman zaman propaganda ve baskı yoluyla Kürt halkını bu yönde ikna etmeye çalışmıştır. Kürtlerin ABD ile inişli çıkışlı ilişkilerinin temelinde, bu örgütlü yapıların menfaatleri yatmaktadır.
PKK, bu nedenle bölge ülkelerinin yönetimleri için oldukça kullanışlı bir unsur olarak değerlendiriliyor. Öcalan’ın Suriye’de kalmasına izin verilmesinin sebebi, onun Türkiye için oluşturduğu tehdittir. İran da PKK’yı bu amaçla desteklemektedir.
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



