
“Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!”
Doruk Madencilik işçilerinin alın terini sömürdünüz, göz nurunu çaldınız, emeğini harcadınız! Onları terinin son damlasına kadar kullanın.
İşçinin emeğinden kâr elde edin; kömür ve elektrik üretin. Rahatınıza bakın, kaloriferlerinizi yakın, ayaklarınızı uzatıp keyif yapın.
Konforunuz her daim sürsün, beyler; ışıklarınız parlasın, mermerleriniz parlayarak göz kamaştırsın, araçlarınız çalışsın, fabrikalarınız devam etsin. Sırça köşklerinizde hayatın tadını çıkarın.
Ancak madencilere gelince…
Maaşlarını ödemekten kaçının!
Üretsinler ama tüketmesinler!
Doyursunlar ama aç kalsınlar!
Isıtsınlar ama soğuktan titresinler!
Hayat kurtarsınlar ama kendileri kurtulamasınlar!
Onlar değil, çocukları da aç kalsın! Okul harçlığı bulamasın, defter kalem alamasın, ele güne muhtaç olsunlar!
Bu işyerine sendika girmesin, bunu söyleyin. Sendika isteyenleri tehdit edin! Sesini çıkaranı susturun! İtiraz edeni bastırın! Hak arayanı işten atın! Tazminat nedir, ödemeyin!
Doğru yoldasınız beyler, devam edin!
Çünkü bu düzen yalnızca bu şekilde ayakta kalabilir!
Biraz daha sabır, biraz daha gayret, efendiler.
Tekmelediniz, yorulmadınız!
Öldürdünüz, yılmadınız!
Kader dediniz, tınmadınız!
“Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin.
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!”
Dayak yetmezse süründürün!
Gözaltı korkutmazsa tutuklayın!
Zindanlara, hücrelere tıkın, gün yüzü görmesinler!
Cop sökmezse biber gazını kullanın, nefessiz kalsınlar!
Yere düşeni tekmeleyin — kadın, yaşlı, çocuk demeden!
Feryat edenlere acımayın, açım diye bağıranları dinlemeyin, hak arayanları göz ardı edin!
Korkmayın, vurun abalıya!
Vurun işçiye, garibana, çiftçiye!
Vurun açlara, çıplaklara, ayak takımı üzerinde tepinin – başka türlü bu düzen devam edemez!
Dikkat edin, muktedire zarar gelmesin.
Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü için çalışsın kanunlarınız. Zeytin ağaçlarını kökünden sökmek için acele çıksın kanun hükmünde kararnameleriniz. Milli güvenlik gerekçesiyle tüm grevler yasaklansın.
Durmayın!
Acele kanunlar çıkarın, ocağını söndürmek için çiftçinin.
Aman vermeyin hak arayana!
Hileyle, desiseyle gidin yoksulun, garibanın üzerine; köylünün hayat damarlarını kurutun.
Bakın, meşe ağaçları, zeytinlikler, kızılçamlar sizi bekliyor orada. Kepçelerinizle, greyderlerinizle, kolluk kuvvetlerinizle gelin; hepsinin kökünü kazımak üzere gelin!
Korksunlar sizden. Yorulsunlar. Aç ve bitap düşsünler. Denize dökecekmiş gibi yürüyün işçinin, çiftçinin, madencinin üzerine!
Şeriatın kestiği parmak acımaz!
Coplarınızla, kalkanlarınızla, kanunlarınızla ilerleyin.
Bakmayın anaların yüreğindeki sızılara, çocukların gözündeki yaşlara, bu çıplakların acınası sözlerine kanmayın!
Copu vurun, gazı sıkın, tekmeyi basın!
Kurun darağacını meclisin kapısına!
Geçirin yağlı urganları birer birer kafasına!
Bütün madencileri asın!
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



