İstanbul Barosu, Komisyona Katılmayı Reddetti

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma

İstanbul Barosu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun bu akşam yapılacak olan 6. toplantısına ilişkin yaptığı açıklamada, davetin resmi bir şekilde değil, yalnızca telefonla kendilerine iletildiğini ifade etti. Kaboğlu, “Ülkenin bugünü ve geleceği için kurulmuş bir komisyona, baro davet edilecekse bu durumun ciddiyetine uygun bir biçimde yapılması beklenirdi. Toplantıya bir gün kala gelen davete uymak, İstanbul Barosu’nun büyüklüğü ve durumun ciddiyetiyle örtüşmediği için katılamayacağımı bildirdim” dedi.

Bugünkü toplantıda Türkiye Barolar Birliği ile 12 baro başkanının dinleneceği belirtilirken, İstanbul Barosu’nun resmi bir teklif almadığı için bu toplantıya katılmayacağı kaydedildi.

“Telefon daveti geldi; baronun ağırlığı, durumun ciddiyetiyle uyuşmadığı için katılmadım”

Kaboğlu, İstanbul Barosu’na yapılan davetin bir gün önce ‘şifaen’ iletildiğini aktararak şu sözlere yer verdi:

“Bir telefon daveti alındı, bu davet hem Türkiye Barolar Birliği’nden hem de Meclis Sekreterliği’nden geldi. Önemli bir toplantı için bu kadar kısa bir süre içinde yapılmış bir davet, ülkenin geleceği açısından kurulmuş bir komisyona uygun düşmez. Bu nedenle İstanbul Barosu’nun büyüklüğü ve ağırlığına yakışan bir katılım olmayacağı için toplantıya katılmayacağımı belirttim.”

“Ülke genelinde her üç avukattan biri İstanbul’da bulunuyor. Bu nedenle İstanbul Barosu’nun komisyondaki hukuki çalışmalarda yer alması önemlidir. Baronun ağırlığı herkes tarafından bilinmektedir. Kaboğlu olarak Meclis’te bulunduğum süre zarfında birçok yasa önerisi ve çalışmaya katkı verdim. Baronun, Meclis’te yapılacak çalışmalara ilgisiz kalması söz konusu olamaz; ancak bu durumun düzgün ve uygun bir şekilde, gerekli gündemin hazırlanarak bildirilmesi gereklidir.”

Barolara iki saat ayrılmasını eleştirdi: Baroları mit malzemesi yapmanın önüne geçmez

Komisyon toplantısında barolar için yalnızca iki saat ayrılmasını eleştiren Kaboğlu, “Barolar için açık toplantı, iki saatlik bir süreye sıkıştırılamaz. İstanbul en büyük baro olmasına rağmen Türkiye’deki tüm baroların önemi büyüktür. Barolara en az yarım gün tahsis edilmeliydi. Eğer Türkiye genelinde baroların katılacağı 5-6 saatlik bir toplantı yapılamıyorsa, böyle bir komisyonun işlevi ne olacaktır? Bu durum sorgulanmalıdır. Barolar için böyle bir gündem belirlemek, yalnızca birkaç sembolik baronun katılımıyla gerçekleştirilmiş bir toplantı görüntüsü yaratmaktan öteye geçmez.”

Komisyon için düşündüğü ismi ilk kez açıkladı

Kaboğlu, komisyon için düşündüğü isim olan “Hukuk, Demokrasi ve Barış Komisyonu” ifadesini ilk kez gündeme getirerek, “Çünkü hukukun varlığı olmadan demokrasi mümkün değildir. Demokrasi olmadan da hukuk tesis edilemez. Böyle bir ortamda barıştan söz edemeyiz” şeklinde konuştu.

“Ortak irade şu anda yürürlükte olan Anayasa’nın uygulanması, saygı görmesi ile sağlanır”

Kaboğlu, komisyonun mevcut Anayasa’ya saygılı kalması gerektiğini vurgulayarak, “Komisyon, ister 2 ay ister 2 yıl görev yapsın; ortak irade, yürürlükte olan Anayasa’nın uygulanması ve saygı görmesi ile sağlanır. Anayasa’da boşluk varsa ve adil yargılama çerçevesinde yasal düzenleme yapılması gerekiyorsa bu tarama çalışmasının yapılması şarttır. Ziyaret ettiğim mahpusların büyük çoğunluğu Anayasa’ya aykırı bir şekilde tutuklu” dedi.

“Komisyon, hukukun uygulanması konusunda irade koymayacaksa daha çok ‘dostlar alışverişte görsün’ komisyonu olur”

Kaboğlu, “Komisyon, hukukun uygulanması noktasında irade koymayacaksa, bu durum daha çok ‘dostlar alışverişte görsün’ komisyonu anlamına gelir. Partiler arasında ayrım yapmak doğru değildir; ancak komisyon, belirli kişilere veya bölgelere indirgenemez ve tüm Türkiye’yi kucaklamalıdır. Parti temsilcilerinin katılımı da bu hedef doğrultusundadır.”

“Önce hukuk sonra demokrasi ve ardından da barış…”

Hukuk ve demokrasinin öne çıkarılması ve özellikle hukukun ön planda tutulması yaşamsaldır. Tabii ki terörsüz bir Türkiye hedefleniyor ama hukuksuz bir Türkiye’nin varlığı terörsüz olamaz. Bu nedenle kavramlarla oynamamak gerekir. Öncelikle hukuk, ardından demokrasi ve en sonunda barış gelebilir. Bizim ortak dileğimiz barıştır ve böyle olursa İstanbul Barosu olarak desteğimiz tam olacaktır. Deneyimlerimi sunmaktan geri durmam, bunun bilinmesini isterim.”

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın