
(İSTANBUL) – İstanbul Barosu, Adalet Bakanlığı’nın suç tiplerine özgü yeni daire başkanlıkları kurma ve yurttaşlara avukatlık hizmeti verme niyetinin, ‘yargının siyasallaşması’ durumunun giderek ‘siyasetin yargısallaşması’ haline dönüştüğünü ifade eden bir yazılı açıklama yaptı.
Adalet Bakanlığı’nın uyuşturucu ve terör suçları gibi farklı suç tiplerine yönelik yeni daire başkanlıkları kurma planının duyurulmasının ardından, İstanbul Barosu konuyla ilgili bir açıklama gerçekleştirdi. “Yargısal faaliyetler bakanlık eliyle yürütülemez” başlığı altında yapılan açıklamada, bazı önemli noktalar vurgulandı.
Açıklamada, “Adalet Bakanı’nın vatandaşların yapay zeka desteğiyle avukata gerek duymadan kendi dava dilekçelerini hazırlayabileceklerini belirtmesi, hukuk sistemine dair ciddi endişeler doğurmaktadır. Hukuki meselelerde mütalaa vermek, dava açmak ve adli işlemleri takip etmek gibi yetkiler, yalnızca baro levhasına kayıtlı avukatlara aittir. Bu hizmetlerin Adalet Bakanlığı ya da başka bir kurum tarafından sunulması, hukuken yasaktır. Ayrıca, yapay zeka yardımıyla hukukçu olmayan kişilere sağlanacak desteğin, nitelikli bir savunma hizmeti sunması mümkün değildir; bu durum, yurttaşların hukuki hak ve menfaatlerini tehlikeye atmaktadır.” şeklinde ifadeler yer aldı.
Avukatlık hizmeti almakta zorlanan yurttaşlar için çözümün, yapay zeka ile avukatın yerinin doldurulması değil, sosyal hukuk devletinin gereği olarak Adli Yardım ve CMK uygulamaları ile zorunlu avukatlık hizmetinin kapsamını genişletmek olduğu belirtildi. Avukatsız yargılama, adil yargılanma hakkının ihlali anlamına geliyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) 6. madde ile ilgili içtihatları ve BM CEDAW Komitesinin 2017 tarihli Genel Tavsiye Kararı, adil yargılanma hakkı için ücretsiz adli yardımın yeterli olmadığını, aynı zamanda nitelikli hukuki desteğin önemini vurgulamaktadır. Adalet Bakanlığı’nın yeni daire başkanlıkları kurması ve avukatlık hizmeti sunma niyeti, ‘yargının siyasallaşması’ durumunun giderek ‘siyasetin yargısallaşması’ haline dönüştüğünü göstermektedir.
Uzun zamandır kamuoyunda tartışılan yargının siyasi iktidar tarafından bir araç olarak kullanılması, Adalet Bakanlığı’nın savcılık faaliyeti yürütmesi ve avukatlık hizmetine dair çalışmalar yapması ile daha da belirgin hale gelmiştir. Bakanlığın, 2017 Anayasa değişikliği ile idari bir makam olarak yapılandırılması, yargısal bir kurum olarak kendini görmeye başladığını göstermektedir.
İstanbul Barosu, savunmanın özgürlüğünü ve bağımsızlığını korumak için kararlılıkla mücadele edeceğini ifade etti. Sav, savunma ve hüküm üçlüsünü kendi içinde barındırmaya çalışan tek kişinin, iktidar ve idari ajanlarının yasama ve yargı süreçlerine müdahale etmesi, kuvvetler ayrılığı ilkesini zedelemektedir. Yargı, bu üç sacayağının birbirinden bağımsız olmasıyla işlevini yerine getirebilir. İstanbul Barosu, sav-savunma diyalektiğinin yok sayılmasına izin vermeyecek ve savunmanın özgürlüğünü koruma konusundaki kararlılığını sürdürecektir.
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



