
Cumhuriyet Halk Partisi hakkında alınan ‘mutlak butlan’ kararı, İstanbul Barosu tarafından sert bir şekilde eleştirildi. Baro, bu durumun Türkiye’de siyasi partilere ve demokratik yaşam için son derece ciddi ve tehlikeli bir darbe olduğunu belirtti. Açıklamada, “Bir siyasi partinin kurultayının yok hükmünde sayılması; milyonlarca yurttaşın siyasal tercihlerinin, temsil iradesinin ve demokratik katılım haklarının sorgulanabilir hale getirilmesi anlamına gelir. Bu bağlamda, verilen karar sadece bir siyasi partinin iç meseleleriyle sınırlı kalmayıp; Türkiye’deki çok partili siyasal yaşamın, hukuk güvenliği ilkesinin ve anayasal demokrasinin geleceği açısından da ağır sonuçlar doğurma potansiyeline sahiptir.” ifadeleri yer aldı.
İstanbul Barosu’nun açıklamasında şu ifadelere de yer verildi:
“Cumhuriyet Halk Partisi’ne ilişkin verilen ‘mutlak butlan’ kararı, Türkiye’de siyasi partilere ve demokratik siyasal yaşama yönelik ağır bir darbe niteliğindedir. Hukukun ve adaletin, siyasi alanın şekillendirilmesi için bir araç olarak kullanılması; bir siyasi partinin kurultay iradesine mahkeme eliyle müdahale edilmesi, yalnızca bir partinin hukuki durumu olarak değerlendirilemez. Bu, doğrudan demokratik anayasal düzene yönelik açık bir müdahaledir.”
Baro, Anayasa’nın 67, 68 ve 79. maddelerinin, seçme ve seçilme hakkını, çoğulcu demokratik yaşamı ve seçimlerin yönetim ve denetiminin yalnızca Yüksek Seçim Kurulu’na ait olduğunu güvence altına aldığını vurguladı. Siyasi partilerin kongre ve kurultay süreçlerinin, seçim hukuku rejiminin ayrılmaz bir parçası olduğunu belirten Baro, “Bu nedenle seçim kurullarının gözetim ve denetiminden geçmiş bir siyasal iradenin, sonradan ‘mutlak butlan’ kavramının genişletilmesi yoluyla hükümsüz sayılması, hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu gibi, seçme ve seçilme hakkının özüne de müdahale niteliği taşımaktadır.” dedi.
“Anayasal demokrasinin geleceği bakımından son derece ağır sonuçlar doğurma potansiyeli taşıyan bir gelişme”
Bir siyasi partinin kurultayının yok hükmünde sayılması; milyonlarca yurttaşın siyasal tercihinin, temsil iradesinin ve demokratik katılım hakkının belirsiz hale gelmesi anlamına geliyor. Bu açıdan, verilen karar yalnızca bir siyasi partinin iç meselesi olarak değerlendirilemez; Türkiye’nin çok partili siyasal yaşamı, hukuk güvenliği ve anayasal demokrasisi açısından ağır sonuçlar doğurma potansiyeli taşıyan bir gelişmedir.
Demokratik toplumlarda siyasal meşruiyetin temel kaynağı halk iradesidir. Yargının görevi, siyasal alanı yeniden şekillendirmek değil; hukuku, temel hak ve özgürlükleri, demokratik anayasal düzeni korumaktır. Aksi takdirde, siyasi partilerin iç yönetim seçimleri ve Türkiye’de geçmişte yapılan tüm seçimlerin, yıllar sonra yargının konusu olmasının önünü açabilecek bir karar alınmış olmaktadır.
İstanbul Barosu, hukukun üstünlüğünü, demokratik siyasal yaşamı, seçme ve seçilme hakkını ve anayasal düzeni korumaya devam edeceğini, yargının siyasi alanı şekillendirme aracı olarak kullanılmasına karşı hukuk çerçevesinde mücadele vereceğini ve sürecin yakından takipçisi olacağını kamuoyuna duyurdu.” (ANKA)
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



