
(İSTANBUL) İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanvekili Nuri Aslan, İstanbul Sinema Ofisi’nin açılış programında, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Silivri’den gönderdiği mektubu okudu. Mektubunda İmamoğlu, “Beyoğlu’nda, Kasımpaşa’da yeni bir hayalin kapısı açılıyor: İstanbul Sinema Ofisi. Bu mekanı; sinema üretenlerin, düşünenlerin, öğrenenlerin ve hayal kuranların ortak evi olsun diye kurduk. Yönetmenlerin, yapımcıların, oyuncuların, akademisyenlerin, genç sinemacıların ve sinema emekçilerinin birbirinden öğrenebileceği, birlikte üretebileceği bir alan olmasını istedik.” ifadesini kullandı. Açılışa birçok ünlü isim katıldı.
İBB, şehrin sinema üretimini desteklemek amacıyla İstanbul Sinema Ofisi’ni hayata geçirdi. Açılış etkinliğine İBB Başkanvekili Nuri Aslan, Beyoğlu Belediyesi Başkanvekili Sefer Karamahmutoğlu, İBB bürokratları ve sinema ile dizi sektöründen çok sayıda davetli katıldı. Törende açılış konuşmasını yapan Aslan, Ekrem İmamoğlu’nun Silivri’den gönderdiği selamları ileterek sözlerine başladı.
Aslan, konuşmasını şu şekilde sürdürdü:
“GELİN BİRLİKTE MÜCADELE EDELİM; YARIN ÇOK AYDINLIK”
“Sizlerle Sinema Ofisi’nde bir araya gelmek benim için büyük bir mutluluk. Silivri zindanlarından halkı için mücadele eden, ‘Asla pes etmeyeceğim, geri durmayacağım; mücadeleme kimse kalmasa bile tek başıma devam edeceğim,’ diyen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu’nun selam ve sevgilerini getirdim. Anlattıklarım aslında bizim hayatımızı yansıtıyor… Hani ‘hissederek konuşmak’ diyoruz ya; bazen televizyonda o anlık kesitleri dinliyoruz. Bizim hayatımız da Vatan Caddesi’nde, Silivri’nin farklı katlarında geçiyor; fırsat bulduğumuzda vatandaşımızın yanında olmaya çalışıyoruz. Ama umudumuzu asla kaybetmiyoruz. Umudumuzu kaybetmemizin nedenlerinden biri de çocukluğumuzda ve gençliğimizde izlediğimiz filmlerdir. Orada gördüğümüz mücadele, köyden gelip bir muhtarla anlaşarak yarın sabah çocukları okula gönderme umudu bizim içimizde de var. Dolayısıyla Cumhuriyet’in savunucuları olarak; sizlerin yürüdüğü yolda size yarenlik etmeye ve bize verilen emaneti layıkıyla taşımaya devam ediyoruz. Türk filmleri ve dizi sektörü dünya çapında önemli bir noktaya geldi; filmlerimiz her yerde izleniyor, dizilerimiz satın alınıyor. Buradan, dizi şirketlerini ‘çok vergi ödediği’ gerekçesiyle yurt dışına taşıyanlara tekrar sesleniyorum: Bu ülkeden umudunuzu kesmeyin. Gelin birlikte mücadele edelim; yarın çok aydınlık. Eğer Türkiye Cumhuriyeti’nin ilelebet yaşayacağını savunuyorsak, bunu sanatımızla da gerçekleştirmek zorundayız.”
“İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ’NİN KAPILARI TÜM SANAT CAMİASINA AÇIK”
Sanatçılar ve yapımcılar elli yıl boyunca mücadele ettiler ve başardılar. Bugün Balkanlar’dan Orta Asya’ya, Avrupa’dan Amerika’ya kadar Türk kültürü sizin sayenizde yayılıyor. Şubat ayında iki yönetmenimizin Berlin Uluslararası Film Festivali’nde ödül aldığını biliyorum; bu başarı bizleri çok sevindirdi. Hemen arayıp tebrik ettim, ‘Yanınızdayız,’ dedim. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin kapıları tüm sanat camiasına sonuna kadar açık. İstanbul’u birlikte yönetmeye, birlikte fikir üretmeye ve size destek olmaya açığız. İstanbul sıradan bir şehir değil; dünyanın başkentidir. Yerebatan Sarnıcı’nın elimizden alınması tehlikesi için hukuk mücadelesi veriyoruz. Cumhuriyet’i, memleketini sevenler bu sorumluluğu yalnızca bana bırakamazlar. Sinema yapmak, sanat üretmek için nasıl mücadele ettiyseniz; İstanbul’a sahip çıkmak için de öyle mücadele edeceğinizden şüphem yok.”
İMAMOĞLU’NUN SİLİVRİ’DEN GÖNDERDİĞİ MEKTUP DAKİKALARCA ALKIŞLANDI
Aslan, mektubun okunması sırasında Ekrem İmamoğlu’nun şu ifadelerini aktardı ve alkışlar eşliğinde dinlendi:
“Sevgili dostlar, sinema dünyasının kıymetli temsilcileri, değerli yol arkadaşlarım;
Bir yıldır sevdiklerimden, sizlerden ve güzel İstanbul’umdan mahrum bir şekilde Silivri’de tutsakken, çocukluğumdan beri izlediğim filmler zihnimde canlanıyor. Bu filmler bana hayatı, özlediklerimi ve İstanbul’u getiriyor. Duvarları aşıyor ve hayata karışıyorum.
Bu şehir, belki de dünyada sinemayla en güçlü ilişkiyi kurmuş kentlerden biri. İstanbul bazen bir tutku, bazen bir sürgün, bazen bir mücadele halidir… ‘Gurbet Kuşları’ filmindeki Haydarpaşa Garı’nı unutmak mümkün mü? Anadolu’dan gelen insanların o büyük merdivenlerden İstanbul’a bakışı; hayranlıkla korkunun birbirine karıştığı o an, Türkiye’nin en büyük göç hikayesidir orada.
İstanbul’a gelen herkes biraz değişmiş, biraz eksilmiş, biraz da yeniden doğmuştur. Ertem Göreç’in ‘Karanlıkta Uyananlar’ filminde farklı bir İstanbul vardır: Fabrika bacalarının gölgesinde yaşayan işçilerin şehri… Haliç’in puslu görüntüleri arasında emeğin ve dayanışmanın sesi yükselir. Atıf Yılmaz’ın ‘Ah Güzel İstanbul’ filminde ise eski İstanbul’un hüznü dolaşır sokaklarda. Bir yanda kaybolan bir zarafet, diğer yanda büyük hayallerle şehre gelen insanlar… Şehir değişir ama insanın tutunma arzusu değişmez. Nuri Bilge Ceylan’ın ‘Uzak’ filminde ise İstanbul karşımıza çıkar: Karlı sokaklar, uzak vapurlar, sessiz evler… İstanbul artık masalsı değildir; insanın içine çöken bir yalnızlıktır. Ancak Türk sineması sadece İstanbul değildir. Bu ülkenin sineması, dünyanın vicdanına da dokunmuştur. ‘Susuz Yaz’ ile Metin Erksan, ‘Yol’ ile Yılmaz Güney bu toprakların hikayesini dünyaya taşımıştır. Bu yıl gelen başarı haberleri, Türk sinemasının uluslararası festivallerdeki güçlü izlenimi insanın içine umut dolduruyor.
Sinema bu ülkede hiçbir zaman kolay yapılmadı. Sansürler, ekonomik zorluklar, kapanan salonlar ve güvencesiz çalışma koşullarıyla mücadele etti. Yönetmenlerimizin filmleri dünya festivallerinde yankı buluyorsa, bunun arkasında yılların emeği ve inadına üretme arzusu vardır.
Dile kolay, Türk sinemasının ardında yüz yılı geride bırakan büyük bir sinema hafızası var. İBB olarak göreve geldiğimiz günden itibaren her alanda olduğu gibi sinema alanında da İstanbullularla ve sinema emekçileriyle dayanışmayı görev edindik. Çünkü biliyoruz ki, bir kentin ruhu sadece meydanlarında değil, sinema salonlarında da yaşar. Beyoğlu Sineması’nı yeniden hayata kazandırırken hissettiğimiz tam olarak buydu. Beyoğlu Sineması yalnızca bir salon değildir; İstanbul’un yakın dönem hafızasıdır. Onu yeniden açmak, bir kapıyı değil, bir hafızayı yeniden aralamaktır.
“ŞİMDİ KASIMPAŞA’DA BAŞKA BİR HAYALİN KAPISI AÇILIYOR”
Şimdi Beyoğlu’nda, Kasımpaşa’da başka bir hayalin kapısı açılıyor: İstanbul Sinema Ofisi. Bu mekanı; sinema üretenlerin, düşünenlerin, öğrenenlerin ve hayal kuranların ortak evi
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



