CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından Türkiye genelinde yaygınlaşan protesto eylemlerinin merkezi, İstanbul’daki üniversite öğrencileri oldu. İmamoğlu’nun tutuklanmasının yanı sıra, diploma iptalleri ve sonrasında yaşanan gözaltı ve tutuklama olayları, öğrenci kolektiflerinin ve topluluklarının tepkisini büyüttü. Bu durum, üniversitelerde büyük bir huzursuzluğa neden oldu ve öğrenciler arasında eylem ruhunu güçlendirdi.
Protestolar, üniversitelerden başlayarak hızla yayıldı. Birçok üniversitede öğrenciler, dersleri boykot etme kararları aldı ve bu eylemler artık sadece kampüs sınırlarıyla sınırlı kalmayıp, ülke genelindeki meydanlara taşmaya başladı. Öğrencilerin, demokratik haklarını kullanma kararlılığı, Türkiye’nin dört bir yanında ses buldu.
MEYDANA POLİS YIĞILDI
Öğrencilerin Beşiktaş Meydanı’nda toplanma çağrısının ardından, İstanbul Emniyet Müdürlüğü, güvenlik önlemlerini artırmak için meydanda yoğun bir polis yığınağı yaptı. Bu belirtilen güvenlik tedbirleri doğrultusunda, birçok polis aracı bölgeye intikal etti. Öğrencilerin barışçıl bir şekilde toplanma hakkına rağmen, devletin güvenlik güçleri gösterilere karşı hazırlıklı bir şekilde bekledi.
ÖĞRENCİLER BEŞİKTAŞ’TA TOPLANDI
Öğrenciler, ‘Gençlik Saraçhane’ye sığmıyor’ sloganıyla, 17.00’da Beşiktaş’ta toplandı. Tüm devlet üniversiteleri ve bazı özel üniversitelerin öğrencilerinden oluşan bu kitlesel buluşma, her kesimden katılımcının bulunmasını sağladı. Eylemcilerin amacı, İmamoğlu’nun tutuklanmasını protesto etmek ve akademik özgürlüklerine sahip çıkmaktı. Öğrenci toplulukları arasında dayanışma ve bir arada olma hissiyatı oldukça yüksekti.
Ayrıca, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) de o akşam saat 20.30’da Saraçhane’ye eylem çağrısında bulundu. Bu destek çağrısı, öğrencilerin ve partinin birliğini pekiştirirken, toplumsal dayanışma ruhunu artırdı. Öğrenciler, yarattıkları sinerjiyle hem toplumsal bir meseleye dikkat çekmeyi hem de kendi haklarını savunmayı amaçlıyorlardı.
Bu süreçte, üniversite öğrencileri çeşitli platformlar aracılığıyla yapılan çağrılarla daha geniş bir kitlenin katılımını sağlamayı başardı. Eylemlere katılan öğrenciler, sadece eğitim kurumlarındaki haksızlıkları değil, aynı zamanda siyasi baskılara karşı duruş sergiliyorlardı. Ülke genelinde birçok üniversiteden gelen destek, bu protestoların ne denli kapsamlı bir hareket haline geldiğini gözler önüne serdi.
Sonuç olarak, Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması, Türkiye’deki gençleri ve üniversite öğrencilerini siyasi eylem tarafında aktif hale getirdi. Öğrencilerin sadece kendi haklarının değil, toplumun genelinde meydana gelen adaletsizliklere karşı da bir araya gelmeleri, Türk siyasi tarihinde önemli bir dönüm noktası olabileceği düşünülüyor. Bu tür olayların meydana gelmesi, genç neslin toplumsal olaylara karşı duyarlılığını ve katılımını artırarak, gelecekte daha çok gösteriye ve demokratik talebe yol açabileceği öngörülüyor.