
İstanbul’da Ramazan İftarı

2025 yılında İstanbul’da kültürel ve dini açıdan önemli bir dönem olan Ramazan ayının ilk iftarı sırasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Kent Lokantaları önünde uzun kuyruklar oluştu. Geçim sıkıntısı çeken yurttaşlar, ücretsiz iftar yemeği almak için sabah saatlerinden itibaren sıraya girdiler. Bu durum, artan enflasyon ve düşük emekli maaşlarına karşı gösterdikleri tepkileri de simgeliyor. İftara katılmak isteyen birçok kişinin, içlerindeki geçim kaygısıyla bu organizasyonu desteklediği gözlemlendi.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan açıklamaya göre, Ramazan boyunca toplamda 58 bin iftar yemeği dağıtımı yapılacak. Her akşam, ihtiyaç sahibi vatandaşlara yönelik 2 bin kumanya hazırlığı sürdürülüyor. Bu yıl da, özellikle dar gelirli ve emekli vatandaşların en çok tercih ettiği iftar noktalarından biri olan kent lokantaları, toplumsal dayanışmanın en güzel örneklerinden birini sergiledi.
Kent lokantalarında uzun kuyruklarda bekleyen vatandaşlar, aynı zamanda İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na teşekkür ederek, artan yaşam maliyetleri ve enflasyon karşısında geçinmenin artık zorlaştığını ifade ettiler. Bu durum, hem ekonomik sıkıntıları hem de kamusal hizmetlerin önemini vurgulayan bir tablo oluşturdu.
EMEKLİDEN ‘AÇIZ’ İSYANI
İstanbul’da emekli maaşı ile geçinmeye çalışan bir vatandaş, durumu şu şekilde aktardı: “Emekliyiz, paramız yetmiyor. Açız. Enflasyon aslında yüzde 100. Her şey yüzde 100 artıyor. Emekliler yaşamasın, ölsün istiyorlar. Ramazan alışverişini yapamadım. Hiçbir şey alamadım. Maaşım yetmiyor. İstanbul’da 14 bin lirayla geçinilir mi? Kendileri hamuduyla götürüyorlar, emekliye bir şey yok.” Bu açıklama, toplumda yaşanan ekonomik zorlukların bireyler üzerindeki derin etkisini ortaya koymaktadır.
Başka bir vatandaş ise durumu daha olumlu bir perspektiften değerlendirerek, “Çok güzel bir uygulama. Her kim sebep olduysa Allah razı olsun. Ramazan alışverişini yapmadık. Gelip burada yiyoruz. Peynir, zeytin, yağ falan alacaktık ama alamadık. Maaşımız yetmiyor ama idare ediyoruz,” sözleriyle duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Bu ifadeler, hem bencil bir yaklaşımın aksine toplumsal dayanışmanın ne denli önemli olduğunu gösteriyor hem de uygulamanın toplum üzerindeki olumlu etkilerini vurguluyor.
“BURAYA MAHKUM EDENLER UTANSIN”
Bir başka emekli vatandaş, hayatının zorluklarına değinerek, “Şehir dışında geldim. Dayımın hanımı vefat etmişti. Bir restorana gittim. Köfte ve çorba gibi yemeklerin fiyatı 750 lira yazıyor. Ben de emekliyim, 14 bin 500 lira maaş alıyorum. Dedim nerede yemek yiyebilirim? Kent lokantası var dediler, buraya geldim. Beni buraya mahkum edenler utansın. Ben buraya keyfimden gelmedim. Allah razı olsun. Var ki buraya geldim. Olmasa belki 750 lirayı başka yere verecektim,” diyerek yaşadığı sıkıntıları içten bir şekilde paylaştı. Bu sözler, kişisel ekonomik zorlukların yanı sıra daha geniş sosyal ve ekonomik politikaların yanlışlığını da ortaya koyuyor.
Öte yandan, başka bir vatandaş, bu uygulamanın şehirdeki toplumsal etkilerini
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



