
8 Mayıs 2026 15:38
Güncelleme: 8 Mayıs 2026 15:44
Gazeteci Fatih Altaylı, yazısında ‘devleti iyi bilen birinin’ aktardığı bilgilere yer vererek, Milli İstihbarat Teşkilatı’nın yeni nesil çetelerle mücadele etmek üzere özel birim kurduğunu ifade etti.
Altaylı, bugün kaleme aldığı yazısında, ‘devleti iyi bilen bir isimle’ gerçekleştirdiği sohbeti paylaştı. İlgili isim, “Daha önce Milli İstihbarat Teşkilatı içinde bu tür organizasyonlar için bir yapılanma yoktu. Bu durum, yalnızca Emniyet’in sorumluluk alanına bırakılmıştı. Şimdi ise ilk kez Milli İstihbarat, bu tarz sokak çetelerini ve varoşlardaki yapılanmaları izlemeye başladı. Devlet, tüm kurumlarıyla bu meselelerin peşinde” dedi.
Altaylı’nın yazısında yer alanlar şöyle:
“Dün bir yemekte, ‘Devlet’i iyi bildiğini düşündüğüm bir isimle bir araya geldik. Birbirimizi uzun yıllardır tanırız, zaman zaman telefonla görüşür, ortak dostlar aracılığıyla haberleşirdik ama hiç aynı masada sohbet etme fırsatımız olmamıştı.”
“PKK’nın fesih sürecinden Suriye’deki mevcut duruma, süreç sonrası Güneydoğu’da yaşanan değişikliklerden İran ile İsrail arasındaki gelişmelere kadar birçok konuda fikir alışverişinde bulunduk. Konularımız arasında Dalton’lar ve Casper’lar olarak bilinen, ancak bunlarla sınırlı olmayan ‘gençlik çeteleri’ ya da sokak oluşumları da vardı.”
“Kendisine, ‘Devletin bu kadar büyüyen bir çeteleşmeyi neden görmediğini’ sordum ve ‘Bilerek mi göz yumuldu?’ anlamında bir soru yönelttim. Bu çetelerin Meksika, Brezilya veya bazı Orta Amerika ülkelerindeki yapılanmalara benzediğini ve aynı sosyoekonomik kaynaklardan beslendiğini düşündüğümü belirttim.”
“‘Tam da budur’ dedi. ‘Bunlar, bu saydığın ülkelerdeki kartel oluşumlarına benziyor. Neredeyse aynılar ama aynı güce ulaşamadan fark edildiler.’ Bu durumu şöyle açıkladı: ‘Devlet, gücünü daha büyük meselelere yönlendirmişti. PKK ile bağlantılı çeteler, uyuşturucu baronları ve siyasi yönü olan suç organizasyonlarıyla ilgilenirken, yan tarafta gelişen bu çeteleri göz ardı etti. Çünkü o tarafa odaklanmamıştı. Bu çeteler aslında yanlış kentleşmenin ve kötü şehirleşmenin bir ürünüdür. Örneğin, Esenyurt ilk sırada gelir. Ardından Küçükçekmece’nin uç kesimleri, Bağcılar ve Esenler’in bazı bölgeleri. Anadolu yakasında da gecekondulardan oluşan semtler bu çetelerin oluşmasına zemin hazırladı. Asıl kuluçka Esenyurt’tu. Devlet mekanizmaları, terör bağlantılı kişilere yoğunlaşırken bu gruplar aradan sıyrıldı. Farkına varıldığında geç kalınmıştı, ancak baş edilemeyecek bir noktada değildi. Bugün artık bu konu öncelikli hale geldi ve bu çetelerle çok ciddi bir mücadele başlatıldı. İlk kez bu gruplar, ulusal güvenlik meselesi olarak ele alınmaya başlandı.’
“Öncelikli ulusal güvenlik meselesinin ne anlama geldiğini sordum. ‘Daha önce Milli İstihbarat Teşkilatı içinde bu tarz organizasyonlara yönelik bir yapılanma yoktu. Bunlar, sadece Emniyet’in ilgi alanına bırakılmıştı. Ancak şimdi ilk kez Milli İstihbarat, bu sokak çetelerini ve varoşlardaki yapılanmaları izlemeye başladı. Devlet, tüm kurumlarıyla bunların peşinde.'”
“Peki, bunun yalnızca polisiye tedbirler ve istihbarat ile çözülmesi mümkün mü?” diye sordum. “Bunun yeterli olmadığı biliniyor” dedi. “Asıl mesele kötü kentleşme ve ekonomik bozukluktur. Esenyurt adını özellikle zikrettim. Bu bölge şu anda tam bir felaket. Buraya bir günde gelinmedi, 1990’ların ortasından itibaren başlayan hataların zincirinin bir sonucu. Devlet, bu bölgelere girmekte zorlandı. Bugün önemli olan, bu meselenin farkına varılmasıdır.”
Devletin geç de olsa bu sorunun farkına varması önemli bir gelişmedir. Çünkü bir meseleye kayıtsız kalmak veya önemsememek, bazen büyük sorunların habercisi olabilmektedir.
1970’lerin sonlarında filizlenen ve 1980’lerin başında organize olmaya başlayan PKK terörü konusunda Turgut Özal, büyük bir kayıtsızlık içindeydi. Kendisine yapılan tüm uyarılara, “Devlet üç beş çapulcudan mı korkacak” yanıtını veriyor, “Dağda gezen üç beş mekaplı” diyerek meseleyi geçiştiriyordu. O ‘üç beş mekaplı’, sonunda Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük kalkışmasının alt yapısını oluşturdu ve Türkiye’ye 50 yıla, yüz milyarlarca dolara ve belki de ülkenin geleceğine mal oldu.
Bu hatanın bir daha tekrarlanmaması son derece önemlidir.
(ALINTI)
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



