
Haber7
İsrail hükümetinin Şii ittifakına karşı duyduğu rahatsızlığın ardından, Türkiye’nin de dahil olduğu Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan ile bir güvenlik ittifakı kurma çabaları, İran savaşının getirdiği artan diplomatik görüşmelere rağmen çeşitli engellerle karşılaşmaya devam etti.
Al-Monitor’dan Barin Kayaoğlu’nun analizinde, Suudi Arabistan ve Mısır’ın Türkiye’nin Pakistan ile önerdiği dörtlü savunma paktına neden temkinli yaklaştığına dikkat çekildi.
Türkiye, bölgede artan gerilimler nedeniyle istikrar sağlamak amacıyla ittifak olanaklarını araştırırken, bölge ülkeleri arasındaki siyasi anlaşmazlıklar, farklı tehdit algıları ve Türkiye’nin NATO’ya olan bağlılığı gibi faktörlerin, ittifak oluşturmayı zorlaştırdığı ifade edildi.
SUUDİ ARABİSTAN VE PAKİSTAN ARASINDA GÜVENLİK ANLAŞMASI
ABD askerlerinin Riyad’dan çekilmesi sonrasında, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında 2025 yılında imzalanan stratejik savunma anlaşması çerçevesinde, iki ülke birbirlerine yönelik herhangi bir saldırıyı kendi güvenliklerine yönelik bir tehdit olarak değerlendirerek ortak güvenliklerini resmileştirmiştir.
Bloomberg’in Ocak ayında yayımladığı haberde, Türkiye’nin de Suudi Arabistan ve Pakistan’ın savunma stratejisinden faydalanma yollarını aradığı iddia edilmiş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suudi Arabistan ziyaretinde bu konuda bir katılımın söz konusu olmadığını vurgulamıştır.
SUUDİ ARABİSTAN VE MISIR İTTİFAKTAN TEMKİNLİ
Analist Kayaoğlu, Pakistan ile olan yakın savunma işbirliklerinin devam etmesine rağmen, Suudi Arabistan’ın daha temkinli bir yaklaşım sergilediğini, İsrail karşısında hassas bir konumda bulunduğunu ve geniş bir bloğa katılmak yerine güvenlik ortaklıklarında esnekliği tercih ettiğini belirtti.
Ancak 28 Şubat’tan sonra dört ülkenin daha yakın bir işbirliği içine girerek diplomatik ilişkilerini yoğunlaştırdığı, Türkiye’nin ittifak kurma girişimlerini hızlandırdığı gözlemlenmiştir.
Doğu Akdeniz’den Hint Okyanusu’na uzanan bu ittifak, Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan için birden fazla stratejik bölgeyi kapsarken, savunma sanayileri, büyük orduları ve enerji kaynakları açısından birbirlerini tamamlayıcı güçlü yönler sunmaktadır.
Uzmanlar, Türkiye ve Pakistan’ın ittifaka olumlu baktığını, ancak Suudi Arabistan ve Mısır’ın daha temkinli bir tutum sergilediğini vurgulamaktadır.
Türkiye, NATO’nun ikinci en büyük daimi ordusuna ve hızla büyüyen bir savunma sanayisine sahipken, bu durum ittifakın askeri kapasitesini güçlendirecektir. Stockholm Uluslararası Barış Araştırma Enstitüsü’ne göre, Türkiye 2025’te dünyanın 11. büyük silah ihracatçısı haline gelecek ve küresel satışların %1,8’ini oluşturacak; bu oran, 2016-2020 dönemine göre neredeyse iki katına çıkmıştır.
Pakistan ve Mısır, bölgelerindeki büyük savaş uçağı filoları, geniş nüfusları ve askeri güçleri ile dikkat çekerken, Suudi Arabistan ise dünya çapında önemli bir petrol ihracatçısı olarak finansal ağırlık ve enerji gücü sağlamaktadır.
İTTİFAKTA İRAN-İSRAİL ÇIKMAZI
İttifakın önündeki zorluklar büyük bir engel teşkil etmekte olup, Suudi Arabistan’ın tehdit algısı ile İran’ın saldırılarına maruz kalması, Türkiye ve Pakistan’ın ise Tahran yönetimi ile ilişkilerini sürdürmeye devam etmesi gibi faktörler dikkat çekmektedir.
Türkiye’nin İsrail ile Gazze saldırıları nedeniyle ilişkilerini kesmesi, Pakistan’ın ise İsrail’i tanımamak yolundaki kararlılığı, İsrail yetkililerinin Türkiye-Pakistan-Suudi Arabistan-Mısır ittifakına şüpheyle yaklaşmasına yol açmıştır.
SÜNNİ İTTİFAKINA KARŞI NETANYAHU’DAN HAMLE
Netanyahu, Sünni ittifakına karşı Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn ile işbirliği yapıldığını belirterek, Sünni eksenini hedef alarak Türkiye öncülüğündeki Sünni güçlerin bölgesel bir ittifak oluşturma çabalarına dolaylı bir gönderme yapmıştır.
Sünni ittifakını oluşturan ülkeler arasında muharebe deneyimlerinin eşit seviyede olmadığını ifade eden Al Monitor yazarı Kayaoğlu, “Türkiye, Suriye’de doğrudan savaşmış ve Azerbaycan, Libya ve Ukrayna’daki ortaklarını silah ve eğitimle desteklemiştir. Pakistan ise Hindistan ve Afganistan ile olan çatışma dinamiklerine dahil olmuştur. Öte yandan, Mısır ve Suudi Arabistan ise son dönemde sınırlı muharebe deneyimi yaşamıştır.” şeklinde değerlendirmelerde bulunmuştur.
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



