İyi Parti Lideri Dervişoğlu’ndan Sert Eleştiriler!

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
İyi Parti Lideri Dervişoğlu’ndan Sert Eleştiriler!

iahaber Haber Merkezi

Komisyon onayını takiben çerçeve yasa teklifi Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’na sunuldu. Genel kurulda söz alan İyi Parti lideri Müsavat Dervişoğlu, “Bu metin fail odaklıdır. Mağduru görmezden gelmiş, zararın tazminiyle ilgilenmemiş; yani gerçeğin ortaya çıkmasını düzenlemenin dışında bırakmıştır” şeklinde konuştu. Yasa teklifine “hayır” oyu vereceklerini belirten Dervişoğlu, “Amaç, Türk milletini güçsüz, çaresiz ve seçeneksiz olduğuna inandırmaktır. Amaç, Erdoğan’ın ömür boyu Cumhurbaşkanı kalabilmesinin önünü açmaktır. Bu sürece kim ne isim vermek istiyorsa versin; bizim için bunun adı, millî kimliğimize ve Cumhuriyetimize karşı girişilen büyük bir kalkışmadır!” ifadelerini kullandı.

TBMM’de tarihi bir gün yaşanıyor: Çerçeve yasa, bir yıllık çözüm süreci komisyonunun çalışmaları sonrasında Genel Kurul’da oylanmak üzere bekliyor.

iahaber’E ABONE OL,
BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞİ DESTEKLE!

ABONE OL

İktidarın “Terörsüz Türkiye” olarak tanımladığı yeni çözüm süreci çerçevesinde, Türkiye’nin beklediği tarihi yasa teklifi olan ‘çerçeve yasa’, 140’a yakın kişinin dinlendiği ve birçok görüşmenin gerçekleştirildiği bir yıllık süreç sonunda bugün (10 Ağustos) TBMM Genel Kurulu’nda oylanacak.

Oylama öncesi kürsüde yer alan Dervişoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Devlet, bir binaya benzer. O binanın harcı adalet, kolonları Anayasa, çatısı ise millî egemenliktir. Bugün bu kürsüden bir kez daha ifade ediyorum: Bu iktidar, elinde tuttuğu yetkiyi, bir yapım ruhsatı gibi değil, devleti içten içe çürüten bir tadilat ruhsatı gibi kullanmaktadır. Bu süreç boyunca olanları millet çok iyi gördü. Biz, ilk günden itibaren, haftalar süren komisyonculuk oyununu, süslü kelimelerin ve kirli propagandaların arkasındaki iç ve dış emelleri Türk milletine her fırsatta anlattık.

Bu kanun teklifi, İmralı’daki terör hükümlüsünün onayına sunulurken, Türk milletinden gizlendi ve imzalayanlar dahi içeriği bilmemektedir. Şimdi, bu teklifin TBMM tarafından hazırlandığı iddia edilemez; Meclis, sürecin başında olduğu gibi sadece bir tescil makamına dönüştürülmüştür. Türk milletinin iradesi, onun bilgisi ve rızası dışında kullanılmıştır.

Dünyada silahlı örgütlerle sona erdirme süreçleri, uluslararası literatürde “DDR” olarak bilinen bir sıralama ile yürütülmektedir. Öncelikle silahların doğrulanabilir bir şekilde toplanıp imha edilmesi, ardından komuta kademesinin çözülmesi ve en son hukuki adımların atılması gerekmektedir. Kolombiya, Kuzey İrlanda, İspanya ve diğer örneklerde yasal düzenlemeler, silahsızlanmanın doğrulanmasından önce yapılmamıştır. Denetimi sağlayan organlar, bağımsız yargı ya da yarı-yargısal kuruluşlardır. Yasal adım bir ödüldür; önce hak edilir, sonra verilir.

Silahsızlanma-Dağılma-Entegrasyon sıralaması, bu yasal düzenlemede tersine çevrilmiştir. Öncelikle hukuki kazanımlar sağlanmakta, belirsiz bir gelecekte silahsızlanma vaat edilmektedir. Bu yöntem devleti, örgüt karşısında eşit bir “sözleşmeci taraf” konumuna getirmiştir. Meselenin sosyolojik, jeopolitik ve tarihsel boyutlarına girmeyeceğim. Biz, bir terör örgütünün silahsızlandırılmasını ve tasfiyesini destekliyoruz; ancak sizin yaptığınız bu değildir. Meclis’in itibarının bu süreçte bilerek yerle bir edilmesi, devletin asla sarsılmaması gereken konumuna zarar vermektedir. İmza atanlara ve oy verenlere soruyorum: Denetleyemeyeceğiniz, yürürlüğe girmesini sağlayamayacağınız bir yasayla, tek bir kişiye daha fazla yetki ve daha az sorumluluk verdiğinizi görmüyor musunuz? Bu konuda herhangi bir endişeniz yok mu?

Bu Meclis’in bu süreçteki yeri nedir? Bu vesileyle, sadece komisyonda değil, sürecin başından itibaren milletimizin onurunu, gururunu, hukukunu koruyan dava arkadaşlarıma, İyi Parti Parlamento Grubu’na teşekkür ediyorum. Onlarla iftihar ediyorum. Ben onlardan razıyım, Allah da onlardan razı olsun!

Büyük Türk milleti bilmelidir ki; bugün tüm laf cambazlıklarının geldiği noktada, 50 yıllık terör örgütü PKK’nın Avrupa’daki uyuşturucu baronları ve Kandil çevresindeki kiralık katillerin affedilerek siyasete kazandırılması hedeflenmektedir. Bu sürece kim ne isim verirse versin; bizim için bunun adı, millî kimliğimize ve Cumhuriyetimize karşı girişilen büyük bir kalkışmadır!

Bu neden bir kalkışmadır, açıklayayım: Sürekli ‘Kürt sorunu’ dediğiniz ama içini dolduramadığınız mesele, sizin Kürtleri PKK ile eşitlemeye çalıştığınız için bir kalkışmadır! Milletimiz, o eşsiz ferasetiyle bu oyuna gelmemişken, Kürt ile PKK’nın birlikte anılmasına asla müsaade etmemiştir. Çalakalem hazırladığınız bu metinle Kürt’ü ve PKK’yı yan yana getirmeye yeltendiğiniz için bir kalkışmadır! Terörsüz Türkiye diye yola çıkıp İmralı’daki müebbetlik hükümlüyü Kürtlere kayyum atamaya çalıştığınız için kalkışmadır.

Biz ‘Cumhuriyet’ dedikçe, siz imtiyaz heveslerinizle ona saldırdınız. O imtiyazlarınıza da ‘eşit yurttaşlık’ kılıfı taktınız. Derdiniz, etnik ayrımcılığın hukukileşmesinden başka bir şey değildir. Çünkü siz, Cumhuriyet’in kanunla eşitlediği Kürt’ün değil; o eşitlikle imtiyazlarını kaybeden zorba ağaların yoldaşısınız. Din ve kimlik bezirganlarının yoldaşısınız. Bu nedenle bu iktidarın kanatları altına giriyor, feodal özlemlerinizle onların hanedan heveslerine ram oluyorsunuz.

Amaç, Türk milletini güçsüz, çaresiz ve seçeneksiz hissettirmektir. Ayrıca, Erdoğan’ın ömür boyu Cumhurbaşkanı olabilmesinin önünü açmaktadır. Bu süreci her derde deva bir ilaç gibi sunmak için demokrasi, hukuk, dayanışma gibi kavramların yanı sıra, dünyanın ve bölgemizin değişen dinamiklerinden söz ediyorlar. Erdoğan’ın dünya liderliğinden, Trump’ın dostluğundan bahsediyorlar. Trump’ın başka bir dostu Netanyahu’nun emellerini anlatıyor, karşıym

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın