
İYİ Parti’nin 27 Nisan 2024 tarihinde gerçekleştirilen 5. Olağanüstü Kurultayı’nda genel başkan adayı olarak öne çıkan Mehmet Tolga Akalın, partisinden istifa ettiğini duyurdu.
Akalın, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, önemli ifadelerde bulundu:
“PARTİMİZİ KURULUŞ İDDİA VE HEDEFLERİNİN ÇOK UZAĞINA DÜŞÜRMÜŞTÜR”
“Türkiye Cumhuriyeti, milletimizin tarih boyunca yürüttüğü büyük mücadelenin görkemli bir eseridir. Bu eser, milletin derin ruhunun var ettiği devletimizin kimliğinde ebedi bir varlık olarak temsil edilmektedir. Bizler, bu ruhun, bu kimliğin ve bu muhteşem yolculuğun aşıkları, sevdalıları ve mensuplarıyız. Bu inançla büyüdük, milletimizin hizmetinde bulunduk. İYİ Parti, bu inancın ve görev bilincinin bir ürünü olarak, Erdoğan yönetiminin bozduğu devlet düzenini ve zedelenmiş millet birliğini, Cumhuriyet’in kurucu değerleri üzerinden yeniden tesis etmek için kurulmuştur. Her türlü engellemeye rağmen, Türk siyasi tarihinin en önemli mücadelelerinden biri sonucunda İYİ Parti var olmuştur. Kuruluş sürecinde büyük çaba gösteren binin üzerinde Türk milliyetçisinin desteği ve Türkiye’nin yurtsever, demokrat ve muhafazakâr insanlarının katkıları ile bu noktaya gelinmiştir. İYİ Parti, AKP ile CHP arasında sıkışan Türk siyasetine, Türk milliyetçilerinin bir iktidar yolu açma iradesi ile kurulmuştur. Ancak, kuruluşundan bu yana Erdoğan’ın baskın erken seçim tehditleri ve YSK üzerinden seçime katılma engeli gibi durumlarla karşılaşan parti yönetimimiz, 2018 yılında bu baskılara ve 2023 yılında da altılı masanın etkisine direnememiştir. Bu süreç, partimizin kuruluş iddia ve hedeflerinden uzaklaşmasına neden olmuştur. 27 Nisan 2024 tarihli olağanüstü kongremizden bu yana geçen süre zarfında, parti yönetiminin asgari nezaket kurallarına rağmen, partimizi yeniden kuruluş eksenine oturtacağına dair umudum nedeniyle koşulsuz destek verdim.
“YENİDEN BİR CAM TAVAN OLUŞMASINA MÜSAADE ETMEK DE ANLAŞILABİLİR DEĞİLDİR”
Geldiğimiz noktada, Sayın Genel Başkan ile Kasım ayından bu yana yaşanan bazı politik gelişmelere dair fikir ayrılıklarımızın derinleştiğini görmekteyim. Diğer partilere yapılan şantajı sorun edinip kendisine yapılan şantaja karşı sessiz kalmak doğru bir tutum değildir. Ayrıca, şantajcıyı yeniden baş tacı ederek partimizde cam tavan oluşumuna izin vermek de kabul edilebilir bir durum değildir. ‘İhanet hariç herkesle görüşürüz’ anlayışımız, Türklüğün anayasal hakimiyeti çerçevesinde Öcalan/DEM ile benzer görüş ve dile sahip partilerle derin istişarelerde bulunmaktan çekinmemektedir. Diğer yandan, ihanetin karşısında kararlı bir duruş sergileyen partilere aylardır nazik ziyaretlerde bulunulmaması, partimizin yeni rotasının izlerini göstermektedir. Bilinmektedir ki, bazen bir insanın yapmadıkları, ne yapmak istediğinin en açık göstergesidir. Ayrıca, AKP ile CHP arasında kurulan tahterevalli düzeninin bir benzerinin son dönemde MHP ile İYİ Parti arasında oluşturulma çabalarını da gözlemlemekteyim.
“ERDOĞAN’A DÜZ OVADA ENGELSİZ SİYASET YOLUNU AÇAN SİYASET TARZINI REDDEDİYORUM”
Bu, milliyetçileri marjinal bir alanda istihdam edip Erdoğan’a düz ovada engelsiz siyaset yolu açan bir siyaset anlayışını şiddetle reddediyorum. ‘Terörsüz Türkiye’ tahterevallisinde sadece cesedini çiğneten ‘piyade milliyetçiliği’ bizim kaderimiz değildir. Nihayetinde, Türk milliyetçiliğinin konvansiyonel dönem siyasetçileri tarafından bir mal gibi kullanılmasının sona ermesi ve sivil, demokratik milliyetçiliğin önünün açılması zorunludur. Tüm bu durumlar karşısında uzun süreli bir iç siyasi mücadele başlatmak bir seçenek olmasına rağmen, bunun kazananlarının, partinin kuruluş hikayesi ve mücadelesinde olmayan birkaç siyasetçi olabileceği açıktır. Ayrıca, geçmişe duyduğum saygı, dostlukları koruma sorumluluğu ve binlerce partili arkadaşımızın incinme ihtimali, beni böyle bir mücadeleye girişmekten alıkoymaktadır. Bunun yanı sıra, milletimize ve arkadaşlarımıza karşı kefil olduğumuz büyük bir hikâyenin ve iddianın öksüz kalmasına da sessiz kalabilmem mümkün değildir. Bu koşullar altında hem siyasi iddiamızı hem de dostluklarımızı korumak amacıyla uzun yıllardır mücadele ettiğim İYİ Parti ile hukuki bağımı koparmaktan başka bir yol kalmadığını üzülerek ifade ediyorum.
“MÜCADELE ARKADAŞIMIN HENÜZ HELALLİĞİNİ İSTEMİYORUM”
Cumhuriyetimizin kurucu lideri Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Egemenlik kayıtsız ve şartsız milletindir. Bu ilke, Cumhuriyet’in ruhudur ve bu ruhu yaşatmak her Türk evladının en mukaddes vazifesidir.” sözleri, siyasi mücadelemizin referansı ve özünü oluşturmaktadır. Tanıyanlar bilir ki, siyasi yaşamım; Türk milletinin özgürlüğünün ve egemenliğinin coğrafyamızda sonsuza dek hâkim olabilmesi için, Cumhuriyet’i kuran Türk milliyetçiliği fikrinin Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında yeniden hayata geçirilmesi gerektiğine inancım doğrultusunda şekillenmiştir. İnanıyorum ki, bu inançla devam edecektir. Bugün hiçbir mücadele arkadaşımın henüz helalliğini istemiyorum. Çünkü biliyorum ki, bir gün dereler ırmaklara, ırmaklar nehirlere ve nehirler de okyanuslara kavuşacak ve bizim hikâyemiz asla yarım kalmayacaktır. Önümüzdeki seçimde yalnızca yeni bir Cumhurbaşkanı ve hükümet seçmeyecek; aynı zamanda yeni bir gelecek inşa edeceğiz. Bu Cumhurbaşkanı ve hükümeti geçmiştir; biz birlikte yeni bir gelecek inşa edeceğiz.”
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



