

Türkiye, deprem kuşağında yer alan bir ülke olması nedeniyle depremler konusunda ciddi bir risk taşımaktadır. 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen Kahramanmaraş depremleri, ülkede büyük yıkıma neden oldu ve bu durum depreme dirençli kentlerin inşa edilmesi gerektiğinin önemini bir kez daha vurguladı. İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Bengi Atak, İzmir’de meydana gelen 30 Ekim 2020 depreminde en çok zarar gören Bornova ve Bayraklı ilçelerinde yapılan envanter çalışmalarını değerlendirdi. Bu iki ilçede yapılan araştırmalar sonucunda, 60 bin yapının yüzde 35’inin ‘deprem dayanıksız olma ihtimali yüksek’ olarak raporlandığını belirtti.
İzmir, Türkiye’nin üçüncü büyük kenti olmasının yanı sıra, yapıların büyük bir kısmının deprem riski taşıdığı bir yer olarak dikkat çekiyor. 30 Ekim 2020’de yaşanan İzmir depreminde 117 kişi hayatını kaybetmiş ve bu olay sonrasında İzmir Büyükşehir Belediyesi ile İMO İzmir Şubesi tarafından kentteki yapı stokunun envanterinin çıkartılması amacıyla çalışmalar başlatılmıştır. Yapılan envanter çalışmaları sonucunda, Bornova ve Bayraklı ilçelerinde bulunan 60 bin yapının yüzde 35’inin deprem açısından dayanıksız olduğu tespit edilmiştir. Bengi Atak, İzmir’deki toplam yapılar arasında 950 bin 490 bina bulunduğunu ifade ederek, yapı stokunun yüzde 70’inin sorgulanabilir olduğunu belirtti.
‘ÖNCELİKLİ OLARAK İLERİ ANALİZ EDİLMESİ GEREKEN GRUPTA’
2020’de Samos’ta yaşanan deprem sonucu İzmir’de 12 binanın yıkıldığını hatırlatan Atak, “İzmir merkezli olası bir depremde binalarımızın ne ölçüde dayanıklılık göstereceğini anlamak için envanter çalışmaları yürütmemiz gerekiyor. 30 Ekim’de yaşanan depremde en fazla zarar gören yerler olan Bornova ve Bayraklı’da başlatılan çalışmalar neticesinde, yapıların yüzde 35’inin acilen ileri analiz gerektiren binalar arasında yer aldığı belirlenmiştir.” dedi. Bu yapıların önemli bir kısmının, 2000 yılı öncesinde inşa edilmesi nedeniyle depreme dayanıklı olmama ihtimali daha yüksektir. Bu durum, 1999 İstanbul depreminden sonra uygulanan inşaat yönetmelikleri ve beton kullanımıyla ilgili değişikliklerden kaynaklanmaktadır. Envanter çalışmaları, mevcut bütçeyle en fazla sayıda yapıyı korumayı amaçlayan bir önceliklendirme çalışması olarak değerlendirilmektedir.
‘BÜYÜK BİR FİKİR ELDE ETMİŞ OLACAĞIZ’
Atak, Karşıyaka’da da envanter çalışmalarının başlaması için belediye meclisinden karar alındığını ifade etti. “Karşıyaka’da yaklaşık 23 bin bina mevcut ve envanter çalışmaları yakında başlayacak. Bu yıl içerisinde tamamlanacak.” diyen Atak, diğer ilçelerdeki envanter çalışmaları bittiğinde İzmir genelindeki yapıların durumu hakkında büyük bir bilgi havuzuna sahip olacaklarını belirtti. Her ilçenin tamamlanmasını beklemeden, mevcut verilerle İzmir’e dair önemli bilgiler edineceklerini söyledi.
‘BİNANIN TAŞIYICI SİSTEMİNDE DEĞİŞİKLİK YAPMAK, CİNAYETLE EŞ DEĞER TUTULMALI’
İzmir’de, İmar Barışı ile affedilen yapıların sayısının net olarak bilinmediğine değinen Atak, bu yapıların mutlaka kontrol edilmesi gerektiğini dile getirdi. Yüksek ihtimalle bu yapıların çoğunun ‘riskli’ çıkabileceğinin altını çizen Atak, “Binalar tasarlanırken belirli bir yük taşıma kapasitesine göre inşa ediliyor.
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



