
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin, İZBETON A.Ş. aracılığıyla vatandaşların uygun fiyatlarla konut sahibi olabilmesi için destek sağladığı kooperatiflerde yaşanan bazı inşaat gecikmeleri üzerine açılan davanın dördüncü duruşması Aliağa Şakran Cezaevi’nde gerçekleştirildi. “İhaleye ve edimin ifasına fesat karıştırma, nitelikli dolandırıcılık” suçlamalarıyla tutuklu bulunan eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, savunmasında, “Bilirkişi raporu, dolandırıcılık yapmadığımızı kanıtlar nitelikte” dedi.
“PANDEMİ VE EKONOMİK KRİZİN ETKİSİ”
Soyer, “İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olarak, İZBETON’un gerçekleştirdiği projelere tam onayım var. Bu durum yazılı olarak da belgelenmiştir. İnşaatların tamamlanamaması suç teşkil etmez. Suçun oluşabilmesi için bir fiil ve kast gereklidir. İZBETON A.Ş’nin kamu zararına yol açtığı belirtiliyor. İnşaatlar durdurulmasaydı, mevzuata aykırılık tespiti yapılacak mıydı? Pandemi ve inşaat maliyetlerindeki artış olmasaydı bu durum yaşanmayacaktı” şeklinde konuştu.
“BİLİRKİŞİ RAPORU DOLANDIRICILIK SUÇLAMALARINI ÇÜRÜTÜYOR”
Soyer, “Görevde olmadığım bir dönemde kamu zararı iddiaları ortaya atılıyor. Bu durum insaf dışıdır. Bilirkişi, 27 milyon 963 bin 92 kuruş kamu zararı oluştuğunu belirtmiş. Ancak durum böyle değil. Eğer bilirkişi raporunu kabul ederseniz, haksız menfaat elde eden kişileri mahkemeye çağırmanız gerekecek. Bu rapor, dolandırıcılık yapmadığımızın kanıtıdır” ifadelerini kullandı.
“MECLİS ÜYELERİYLE ALINAN KARARLAR”
Soyer, bilirkişinin raporuna dayanarak tüm meclis üyelerinin sanık sandalyesine oturması gerektiğini vurguladı. “Bu kararları ben tek başıma almadım; oy birliğiyle alındı” dedi. Soyer, “Eğer bilirkişi heyeti, İzmir Büyükşehir Belediyesi ile İZBETON arasındaki sözleşme nedeniyle kamu zararının doğduğunu iddia ediyorsa, bu karar benim şahsi kararım olmayıp, Büyükşehir Belediye Meclis üyelerinin oy birliğiyle alınmış bir karardır” diye ekledi.
“DİLERİM DAHA FAZLA CEHENNEMİ YAŞATMAZSINIZ”
Tunç Soyer, iddialara yanıt vererek savunmasını şu şekilde sonlandırdı:
“Ben beş yıl boyunca 110 milyar lira üzerinde bir bütçe yönettim. Ayrıca İzmir’e dışarıdan 1 milyar euro yani bugünün parasıyla 48 milyar lira finansman sağladım. İzmir’in hakkını kimseye yedirmedim. Bu kadar emek verdikten sonra adımın iftiralarla lekelenmesine asla razı olamam. Dilerim, hakkın ve adaletin yanında durur, çekilen bu zulmü ortadan kaldırır, vicdanı hakikatle buluşturmak için daha fazla beklemezsiniz. Dilerim, bu dünyayı herkes için cennete çevirmek isteyen birine daha fazla cehennemi yaşatmazsınız.”
KAYA: “İNSANLARA BU KADAR ZULMEDİLMEZ”
Tutuklu yargılanan İZBETON A.Ş. eski Genel Müdürü Heval Savaş Kaya, bilirkişi raporunun “kopyala-yapıştır” yöntemiyle hazırlandığını öne sürdü. Kaya, raporda lehte olan olgulara yer verilmediğini belirterek, “CMK açık. Bilirkişiler, taraf olan kurumlarda çalışamaz. Bu rapor davaya yenilik katmıyor. Yazık, bu kadar kağıda yazık. Bilirkişi görevi kötüye kullanmış. Duruşmada hala aynı şeyleri konuşuyoruz. Bu çaresizlik karşısında ceza verin, bitsin bu zulüm” dedi. Kaya, Sayıştay raporunda kamu zararı tespit edilmediğini ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin de aynı yönde bir yazı yazdığını belirtti.
ASLANOĞLU: “BU DAVANIN NESİ HUKUKİ?”
Temmuz operasyonunda tutuklanan ve Ekim ayında tahliye edilen eski CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu, “Günlerce anlattık ama bilirkişi anlattıklarımızdan hiçbir şey koymamış rapora. Mahkeme bilirkişiye bir şey soruyor; Allah aşkına cevap ver. Neden müşterisi olmayan bir muhasebeci tarafından denetleniyoruz? Bu davanın nesi hukuki?” diye sordu. Aslanoğlu, raporun tamamını okuyamadığını ve savunması için süre talep etti.
KOOPERATİF YÖNETİCİSİ: “KAMU ZARARI YOK”
Tutuksuz yargılanan kooperatif yöneticisi Çağlar Kalkan, süreci özetledikten sonra imzalanan protokollere değinerek, “İlk günden beri kooperatif yöneticisiyim. İZBETON yöneticilerini de kooperatif yöneticilerini de tanımıyorum. Bilirkişi raporundaki kamu zararı iddiasına katılmıyorum; kamu zararı yok” dedi.
AVUKATLAR VE HAKİM ARASINDA İLGİNÇ DİYALOG
Tunç Soyer’in avukatları Murat Aydın ve Özkan Yücel ile mahkeme başkanı arasında ilginç bir diyalog yaşandı. Aydın, Ekim ayında bilirkişi reddi talebine ilişkin hala karar verilmemesini eleştirdi. Mahkeme başkanının bilirkişi raporunu okuyacağını belirtmesi üzerine avukatlar tepki gösterdi. Yücel, bilirkişilerden birinin müşteki kurumda çalışabileceğine dair bilgi elde ettiklerini açıkladı. Aydın, “Bu bilirkişiler müşteki kurumda çalışıyorsa bu davada bilirkişilik yapamazlar” dedi. Mahkeme başkanı ise “Yapacak bir şey yok. Gideyim Ankara’da onların ne yaptığına mı bakayım?” yanıtını verdi.
“KAÇMA ŞÜPHESİ VARSA BENİ İDAM EDİN”
Dava kapsamında tutuksuz yargılanan İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi Başhekim Yardımcısı Dr. Gaffar Karadoğan, duruşma salonunda dikkat çekici ifadeler kullandı. Tutuklu sanıkların ve ailelerinin sağlık durumlarına dikkat çeken Karadoğan, “Bir ülkede toplum sağlığını bozan 10 etkenin başında ekonomi ve adalete güvensizlik gelir. Benim adalete güvenim zedelendi. Vicdan be biraz vicdan” dedi. Karadoğan, “Tutuklu sayısı azalsa da hala travma belirtileri görüyorum. Aileleri de travmatize olmuş durumda. Yargılayacaksanız yargılayın ama kaçma şüphesiyle itham etmeyin. Adalet varsa ancak uygulanmıyorsa mazlumların ahı gökyüzünü yakar. Ben hekim olarak en az 300 ölüm raporu düzenledim. İnsan son nefisinde en çok ‘keşke yapmasaydım’ diyor. Eğer bu insanların kaçma şüphesi varsa ve kaçarlarsa beni idam edin” şeklinde konuştu.
Duruşma devam ediyor…
www.sozcu.com.tr internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotoğrafların her türlü telif hakkı Mega Ajans
ve Rek. Tic. A.Ş’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



