KADES Uygulaması: Kadın Cinayetleri Artıyor!

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
KADES Uygulaması: Kadın Cinayetleri Artıyor!

8 Mart 2026 19:59

Güncelleme: 8 Mart 2026 20:03

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İçişleri Politika Kurulu Başkanı Murat Bakan, İçişleri Bakanlığı’nın kadın güvenliği alanındaki en büyük eksikliğinin, verilen koruma kararlarının uygulamadaki yetersizliği olduğunu vurguladı. Bakan, KADES uygulamasının kadın güvenliği konusundaki en belirgin politika aracı olduğunu belirtti, fakat uygulamanın indirilme sayısındaki artışın, kadın cinayetlerindeki düşüşle örtüşmediğini ifade etti. İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmenin ardından son dört yılda 1.443 kadın cinayete kurban gitti. Kadın cinayetlerinin rekor seviyelere ulaştığı bir ortamda, uygulama başarısından bahsetmenin imkânsız olduğunu dile getirdi. “KADES bir reklam aracı mı, yoksa koruma mekanizması mı?” sorusunu yöneltti.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle yaptığı açıklamada, KADES uygulaması ve koruma kararlarının işlevselliğine dikkat çeken Bakan, “KADES mevcut ama etkili değil. Her gün kadınlar hayatlarını kaybediyor ve kimse sorumluluk almıyor. 23 kadın, koruma kararı olmasına rağmen katledildi. Eleştirilerimiz, somut verilerden kaynaklanıyor” dedi.

2024 ve 2025 yıllarında kadın cinayetlerinde kaydedilen yüksek rakamları hatırlatan Bakan, şu istatistikleri paylaştı: “2024 yılında Türkiye, veri tutulmaya başlandığından bu yana en fazla kadın cinayetinin yaşandığı yıl oldu; 394 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 258 kadın ise şüpheli şekilde hayatını kaybetti. 2025 yılı da benzer bir tablo sergiledi; 297’si doğrudan cinayet olmak üzere 391 kadın hayatını kaybetti. Bu kadınların 253’ü en güvenli yerleri olan evlerinde katledildi.”

İçişleri Bakanlığı’nın en önemli başarısızlığının, verilen koruma kararlarının sahada yeterince uygulanmaması olduğunu vurgulayan Bakan, “Devlet bir yandan kadının tehlikede olduğunu kabul edip tedbir kararı alıyor, diğer yandan bu tedbirleri uygulamak için gerekli mekanizmayı işletmiyor. 2024’te 28 kadın, aktif koruma kararına rağmen yaşamını yitirdi. Yalnızca 2024’ün ilk altı ayında 16 kadın, tedbir kararı sürerken öldürüldü. Uzaklaştırma kararlarının etkili bir şekilde denetlenmesi ve ihlallerin raporlanması için sistematik bir mekanizma mevcut değil. Karar ihlalleri çoğunlukla mağdurun şikayetine bırakılıyor; kolluk, ihlalleri re’sen takip etmiyor. Serpil Erfındık ve Hülya Şellavcı davaları, bu ihmalin sonuçlarını gözler önüne seriyor. Koruma kararlarını uygulamakla yükümlü kolluk görevlileri hesap vermelidir. Bu, bir tercih değil, devletin anayasal yükümlülüğüdür” şeklinde konuştu.

“Kadın cinayetlerinin en yüksek seviyesine ulaştığı tabloda uygulama başarısından söz edilemez”

KADES uygulaması, kadın güvenliği açısından İçişleri Bakanlığı’nın en görünür politikası olarak öne çıkıyor. Ancak uygulamanın indirilme sayısındaki artış, kadın cinayetlerindeki düşüşle paralellik göstermiyor. KADES, toplamda 8 milyon 900 binden fazla kez indirildi; fakat bu rakam, devletin güvenilirliğini değil, korunma ihtiyacının ne denli acil hale geldiğini ortaya koyuyor. İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmenin ardından geçen dört yılda 1.443 kadın öldürüldü, KADES uygulaması ise yaygınlaşmaya devam etti. İhbarların yarısı ‘asılsız’ çıktığı için kaynaklar verimli kullanılamıyor ve sistem tıkanıyor. Akıllı telefon bulundurmayan ya da telefonu elinden alınan kadınlar, bu uygulamaya erişim sağlayamıyor. Bu temel tasarım açığı 8 yıldır kapatılmadı. Müdahale süresi standart hale getirilmemiş, performans ölçümü yapılmamıştır. KADES, İçişleri Bakanlığı’nın attığı en somut adım olmakla birlikte, bu adımın etkisi, sonuçlarla değerlendirilecektir. Kadın cinayetlerinin en yüksek seviyeye ulaştığı bir tabloda uygulama başarısından bahsetmek mümkün değildir. KADES, bir reklam aracı mı, yoksa gerçek bir koruma mekanizması mı?

“Elektronik izleme zorunlu değil, istisna”

Elektronik kelepçe sistemi, uzaklaştırma kararlarının uygulanabilirliğini artıracak en etkili araçlardan biri olarak görülüyor. Ancak İçişleri Bakanlığı, bu sistemi yıllardır tanımlamakla birlikte, istisnai bir uygulama olarak bırakmıştır. Uzaklaştırma kararı verilen faillerin elektronik izlemeye alınması, kural değil; hâkim takdirine bağlı bir istisnadır. Faillerin ateşli silahlara erişimini engelleyici sistematik bir mekanizma da mevcut değildir. 2024’te kadın cinayetlerinde en sık kullanılan yöntem ateşli silahlar olmuştur. Elektronik izlemenin sağladığı caydırıcılığın yaygınlaştırılmadığı sürece işlevsiz kalacağı açıktır. Koruma kararı ve elektronik izleme uygulamasının zorunlu hale getirilmesi ise İçişleri Bakanlığı’nın yetkisi dahilindedir, ancak bu yetki kullanılmamaktadır.

Kolluğun tutumu: “Aile meselesi” yanılgısı

Mor Çatı ve Örgütlenme Hukuku Derneği gibi birçok sivil toplum kuruluşunun yaptığı saha araştırmaları, kolluğun kadına yönelik şiddete yaklaşımındaki yapısal sorunları ortaya koymaktadır. Kadınların kolluk birimlerine yaptıkları başvurular çoğu zaman ciddiye alınmamaktadır. Şiddet olayları, ‘aile içi mesele’ olarak değerlendirilip tarafların uzlaştırılmaya çalışıldığı görülmektedir. Bu durum, kadınların çeşitli baskılarla şiddet ortamına geri dönmeye zorlanmasına yol açmaktadır. Tehlike düzeyi, objektif kriterler yerine bireysel memurun öznel değerlendirmesine dayanarak belirlenmektedir. Bu durum, sadece bireysel memurların hatası değil, aynı zamanda iktidarın zihniyet ve politika tercihlerinin bir sonucudur.

“Veri olmadan hesap sorma olmaz; hesap sorma olmadan sorumluluk olmaz”

Kadın cinayeti verilerini sistematik olarak kamuoyuyla paylaşan kurumlar, İçişleri Bakanlığı değil; Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu ve Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu gibi sivil toplum kuruluşlarıdır. Bakanlık, bu verileri düzenli olarak tutmamakta ve kamuoyuyla paylaşmamaktadır. Aylık kadın cinayeti ve şüpheli ölüm verileri Bakanlık tarafından yayımlanmamakta, şüpheli kadın ölümlerinin soruşturma sonuçları da kamuoyuna açıklanmamaktadır. Koruma kararı uygulama oranlarına ilişkin resmi istatistikler de bulunmamaktadır. Veri olmadan hesap sorma mümkün değildir; hesap sorma olmadan da sorumluluk gereksiz hale gelir.

“İçişleri Bakanlığı, kadın cinayeti verilerini, şüpheli ölüm soruşturma sonuçlarını yayımlamakla yükümlü olacak”

Koruma kararlarının denetimi zorunlu hale getirilmelidir. Uzaklaştırma kararı verilmesi ile aktif kolluk denetiminin başlaması birbiriyle bağlantılıdır. Her aktif koruma kararını bir memura atayacak ve ihlal bildirimini otomatik olarak harekete geçirecek dijital takip sistemini kurmayı planlıyoruz. Elektronik izlemenin kural haline gelmesi için çaba sarf edeceğiz. Uzaklaştırma kararı verilen ve tekrarlayan şiddet geçmişi olan her fail için elektronik kelepçe uygulamasını otomatik hale getireceğiz. Faillerin ateşli silah ruhsatlarının, koruma kararı ile eş zamanlı olarak askıya alınması sistemin standart bir uygulaması haline getir

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın