
Haber: Ahmet ÜN – Kamera: Mehmet Mucahit CEYLAN
(DİYARBAKIR) – Dicle Üniversitesi kampüsünde kadın cinayetlerine karşı seslerini yükselten üniversite öğrencileri, “Etkin yürütülmeyen soruşturmalar, karartılan deliller, geciken süreçler ve sessizlik; toplumsal adalet ve vicdan duygusunu zedelemektedir. Oysa yaşam hakkı kutsaldır ve her kayıp, her şüpheli ölüm, her faili meçhul dosya titizlikle araştırılmak zorundadır” diyerek önemli bir çağrıda bulundu.
Öğrencilerin, Fen Fakültesi’nden Eğitim Fakültesi’ne kadar süren yürüyüşü, kadın cinayetlerine karşı duyulan tepkiyi bir kez daha gözler önüne serdi. Yürüyüşün ardından yapılan basın açıklamasında, şüpheli ölümler ile faili meçhul dosyaların derinlemesine araştırılması gerektiği vurgulandı.
Açıklama yapan Esra Pekür, bu eylemin sadece yürümek için değil, gerçeklerin açığa çıkması için yapıldığını ifade ederek, “Kadınlar kaybettiriliyor, çocuklar korunmuyor, gençler yaşamdan koparılıyor. Ardından dosyalar kapatılıyor, deliller karartılıyor, sorumlular korunuyor. Bu erkek egemen sistem, gerçeği ortaya çıkarmak yerine onu örtmekten beslenmektedir. Gülistan, İpek, Narin, Rojwelat ve Rojin gibi aydınlatılmamış dosyalar, sadece tesadüflerin ya da birkaç görevlinin hatalarının sonucu değildir. Bu durum, erkek egemen devlet aklının ve cezasızlık politikasının bir sonucudur; münferit değil, cezasızlığı besleyen ve erkek egemenliğini koruyan sistemin bir ürünüdür” dedi.
Pekür, cezasızlığın yeni acılara ve kayıplara yol açtığını belirterek, “Etkin yürütülmeyen soruşturmalar, karartılan deliller ve geciken süreçler, toplumsal adalet ile vicdan duygusunu zedelemektedir. Yaşam hakkı kutsaldır ve her kayıp, her şüpheli ölüm, her faili meçhul dosya titizlikle araştırılmak zorundadır” şeklinde konuştu.
“Ucu nereye giderse gitsin” ifadesine de atıfta bulunan Pekür, kayıp Gülistan Doku soruşturmasını gündeme getirerek, “Gülistan Doku dosyasının yıllarca aydınlatılmaması, devletin gücünün yetmediği anlamına gelmiyor; aksine, o gücün hakikati ortaya çıkarmaktan ziyade, hakikatin üstünü kapatan bir gölgeye dönüştüğünü gösteriyor. Bu nedenle, bu karanlığı üreten erkek egemen sistemi yıkmalıyız. Bu dosyada sorumluluğu bulunan herkes, valisinden emniyet müdürüne, rektöründen sağlık müdürüne kadar sorgulanmalıdır. ‘Ucu nereye giderse gitsin’ diyorsanız, o uç nereye gidiyorsa oraya kadar gidin. Gülistan ve kaybedilen, katledilen tüm kadınlar için adalet sağlanana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi.
Pekür, “Üstü örtülmeye çalışılan kadın cinayetlerine ve şüpheli kalan ölümlere sessiz kalmayacağız” diyerek, kadınların yaşamını hiçe sayan erkek egemen politikalardan hesap soracaklarını belirtti. “Yargıyı sarayın ve iktidarın aparatı haline getirenlerden hesap soracağız. Delilleri karartanlardan, soruşturmaları sürüncemede bırakanlardan hesap soracağız. Bizler, üniversiteli gençler ve genç kadınlar olarak özel savaş politikalarının karanlığına teslim olmayacağız. Üstü örtülmeye çalışılan kadın cinayetlerine ve şüpheli bırakılan ölümlere karşı sessiz kalmayacağız; kampüslerden sokaklara mücadelemizi sürdüreceğiz. Mücadelemizi her yerde daha da büyütüp kadın devrimi ile taçlandıracağız” ifadelerini kullandı.
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



