
2002 yılında Boğaziçi Üniversitesi’ndeki mezuniyet törenimizde, annem ve babam, yıllardır “Kadri Baba” diye andığımız hocamızın gerçek adının Kadri Özçaldıran olduğunu öğrendiklerinde büyük bir şaşkınlık yaşamışlardı. Bu duruma hep birlikte gülmüştük. Çünkü onun için her şeyden önce Kadri Baba’ydı.
Bugün Kadri Özçaldıran’ı, Kadri Babamızı kaybettiğimizi duyduk. Bu yazıyı sadece bir taziye metni olarak değil, Kadri Hoca’nın akademisyen-öğrenci ilişkisi ve bir bilim insanının üniversite, meslektaşları ve öğrencileriyle olan bağları hakkında çok şey anlatması nedeniyle yazmak istiyorum.
Kadri Hoca, 1986 yılında Boğaziçi Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü’nde öğretim üyeliğine başladı. Uzun yıllar süresince sistem ve kontrol teorisi alanında derin matematik bilgisi ile önemli dersler verdi ve pek çok öğrencinin zihninde kalıcı izler bıraktı. Yıllar sonra Boğaziçi Üniversitesi’nin seçimle gelen rektörlerinden biri oldu.
Kadri Hoca ile tanışmam, 1990’ların sonlarında Boğaziçi Üniversitesi’ndeki yemekhane ve Sodexo eylemleri sırasında gerçekleşti. Kuzey Kampüs’e çevik kuvvet polislerinin girmesiyle, öğrencilerin darp edilerek gözaltına alındığını gördüm. Olayların hemen yanındaki Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü’ne koştum. O sırada bölümde öğrenciydim ama hocalarla pek tanışmamıştım. Ancak, hocaların ofislerinin bulunduğu koridorda yardım istemek için bağırmaya başladım.
Bu benim için son derece doğal bir davranıştı. Çünkü bir akademisyenin, öğrencilerinin dövülmesine kayıtsız kalması mümkün değildi.
Kadri Hoca, sesimi duyduğu anda odasından çıktı. Tereddüt etmeden olay yerine doğru koştu. Polis amirleriyle sert bir şekilde tartıştı, bağırdı ve direndi. Nihayetinde, polisler kampüsten ayrılmak zorunda kaldı. Sonradan öğrendik ki Kadri Hoca, bu olaydan kısa bir süre önce kalp krizi geçirmişti ve olay sonrasında da bir süre rahatsızlanmıştı. Ama o an, öğrencilerinin yanında durmaktan başka bir şey düşünmemişti.
Kadri Özçaldıran
Kadri Hoca ile böylece uzaktan tanıştık. Daha sonra onun ne kadar özel ve kendine has bir insan olduğunu yakından öğrendik. Öğrencilerine sonuna kadar sahip çıkan, destek veren ve kol kanat geren bir öğretmendi. Bir sıkıntı yaşadığında yanına gidebilir, dinlenebilirdin; hatta çoğu zaman seni bir rakı içmeye götürürdü.
Kadri Hoca’nın ofisinde öğrencilerinin yaşadığı duygusal anlara tanıklık ettik. Babası hastalanan bir öğrenci ofisinde ağlarken, başka bir öğrenci sevgilisinden ayrıldığında ah vah ediyordu. O ofis, yalnızca bir akademisyenin çalışma odası değil, aynı zamanda öğrencilerin çat kapı girebileceği bir mekandı. Rektörlüğü döneminde, Boğaziçi’nin Rumelihisarüstü’ndeki meşhur kebapçısı Hazal Ana’nın sahipleri menülerini İngilizce’ye çevirmesi için ona ricada bulunmuşlardı. Mahallenin, Arnavutköy’ün esnafının Kadri Abi’siydi. Tam bir İzmir Karşıyakalıydı ama aynı zamanda gerçek bir İstanbul aşığıydı.
Günümüzde bir akademisyenin öğrencileriyle böyle dostane, kapsayıcı ve fedakâr bir ilişki kurması neredeyse uzak bir hatıra gibi görünüyor. Çoğu akademisyenin işlerini koruma veya akademik sistemde ayakta kalma mücadelesi verirken yayın makinesine dönüşmek zorunda kaldığı bir dönemde, kaç kişi öğrencilerine bu kadar zaman, emek ve özveri ayırabiliyor?
Kadri Hoca’ya yakın olan birkaç arkadaş, lisans yıllarımızdan itibaren onun yanında rakı ve meyhane adabını öğrenme fırsatı bulduk. Buna kendi aramızda “staj” derdik. O meşhur küfürlerinden de bolca nasibimizi aldık. Ama daha da önemlisi, bir hocanın sevilmesi, sahiplenilmesi ve değer görmesi durumu hakkında çok şey öğrendik. Belki onun ve kuşağının bu tavrı bugün bize de ilham verir.
2015 yılında bana, “Bu olay faşizme gidiyor Erdem,” demişti. O zamana kadar bu kadar net bir tespit yapan başka bir cümle duymamıştım. Kadri Hoca, tecrübesi, aklı ve tarihsel sezgisi ile önemli bir figürdü. ODTÜ ve Boğaziçi’nin güzel yanlarını kendinde birleştirmişti. 1970’lerin devrimci hareketinden geliyordu. Siyasi olarak birçok konuda farklı düşünsek de, her zaman tutarlı bir anti-faşist duruş sergiledi.
Kadri Hoca, yüzlerce öğrencisine ilham verdi, destek oldu ve halden anladı. Benim gibi birçok insanın hayatında önemli bir yer edindi. Çok erken kaybettik Kadri Baba’yı. Eksikliğini büyük bir özlemle hissedeceğiz.
Allah geride kalan herkese sabır versin.
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



