
Dünya genelinde 64 milyon insanı etkileyen kalp yetersizliği, Türkiye’de 2016-2022 yılları arasında 2,7 milyondan fazla bireye tanı konulmasıyla önemli bir halk sağlığı sorunu haline gelmiştir. Uzmanlar, hastalığın erken tanısı, tedaviye uyum ve düzenli takip süreçlerinin hayati öneme sahip olduğunu vurgulamaktadır.
İSTANBUL (İGFA) – Her yıl Mayıs ayının ikinci haftasında gerçekleştirilen “Kalp Yetersizliği Farkındalık Haftası” vesilesiyle uzmanlar, hastalığın erken teşhisinin ve tedaviye uyumun yaşam kalitesi ve sağkalım üzerindeki etkilerine dikkat çekmektedir.
Kalp yetersizliği, kalbin vücuda yeterli miktarda kan ve oksijen pompalayamaması sonucu gelişen ciddi bir sağlık problemi olarak tanımlanmaktadır. Bu durum, nefes darlığı, hızlı kilo artışı, halsizlik ve bacaklarda şişlik gibi belirtilerle kendini gösterir. HFSA 2025 raporuna göre, yalnızca ABD’de yaşam boyu kalp yetersizliği riski yüzde 24’e kadar çıkmaktadır. Türkiye’de ise TRends-HF çalışmasına dayanarak 2022 itibarıyla kalp yetersizliği görülme sıklığı yüzde 2,1 olarak belirlenmiş olup, her yıl 1000 kişiden 3-6’sında yeni vakalar ortaya çıkmaktadır.
Avrasya Kalp Yetersizliği Derneği Başkanı Prof. Dr. Ahmet Temizhan, hastalığın günlük yaşamı ciddi biçimde etkilediğini ifade ederek, “Yaşlanmanın doğal bir sonucu olarak görülen nefes darlığı ve bacak şişlikleri, kalp yetersizliğinin ön belirtisi olabilir. Erken tanı, düzenli takip ve kılavuzlara uygun tedavi, yaşam kalitesini artırmada kritik bir rol oynamaktadır” şeklinde konuştu.

AstraZeneca Türkiye Ülke Başkanı Dr. Münevver Gönenç, kronik hastalıklarla mücadelede toplumun bilinçlenmesinin önemini vurgulayarak, “Erken tanı, doğru bilgiye erişim ve hekim-hasta iletişimi, tedavi sürecinde başarıyı artırmaktadır” dedi. Roche Diagnostik Türkiye Genel Müdürü Nazlı Sahafi ise erken ve doğru tanının hem hastalar hem de sağlık sistemi için kritik bir öneme sahip olduğunu belirterek, entegre ve veri odaklı bir yaklaşımın gerekliliğine dikkat çekti.
Uzmanlar, farkındalığın artırılması, risk altındaki bireylerin erken dönemde tespit edilmesi ve hastaların tedavi süreçlerini sürdürülebilir bir şekilde yönetmelerinin, kalp yetersizliği yönetiminde başarı için hayati bir unsur olduğunu belirtmektedir.
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



