
(ANKARA) – Birleşik Kamu İş Konfederasyonu, Hazine ve Maliye Bakanlığı önünde bir eylem gerçekleştirdi. Genel Başkan Orhan Yıldırım, tüm kamu çalışanlarının şu an itibarıyla alacaklı durumda olduğunu belirterek, “Ocak ayında TÜİK önünde yaptığımız açıklamada emekçilerin alın terinin TÜİK eliyle çalındığını ifade etmiştik. Bu açıklamamızın ardından dava açıldı ve iftira attığımız iddia edildi. Ancak bugün görüyoruz ki Ocak ayında yüzde 16 olarak açıklanan enflasyon tahmini, kısa süre içinde yüzde 26’ya yükseldi. Kamu çalışanlarına ise bu tahmine göre zam yapıldı” dedi.
Birleşik Kamu İş Konfederasyonu, Hazine ve Maliye Bakanlığı önünde yaptığı eylemde, “İnsanca yaşamak istiyoruz”, “Bu daha başlangıç mücadeleye devam”, “Açlık yoksulluk kader değildir”, “Zam, zulüm, işkence işte AKP”, “Saraylara değil emekçiye bütçe”, “Çetelere değil halk için bütçe” gibi sloganlar atıldı. Eylemde Genel Başkan Orhan Yıldırım, bir basın açıklaması gerçekleştirdi.
Yıldırım, “Sarayın atadığı ekonomi yönetimi tarafından kamu çalışanlarına, memurlara, memur emeklilerine, asgari ücretlilere ve tüm emekçilere yönelik zam oranları 2026 yılı Ocak ayı için açıklandı. Ancak 2025 yılındaki sekizinci dönem toplu sözleşme sürecinde, iktidarla ilişkisini sürdüren yetkili konfederasyonlar, tüm uyarılarımıza rağmen hakem heyetine başvurarak mevcut yoksulluğun ve memurların enflasyon karşısında ezilmesinin yolunu açtı. O gün yaptığımız uyarılar bugün de devam etmektedir” dedi.
Yıldırım, hükümetin enflasyonu savaşlarla ilişkilendirdiğine dikkat çekerek, “Öncelikle Rusya-Ukrayna savaşını bahane göstererek Türkiye’deki enflasyonun nedeninin savaş olduğunu söylediler. Ancak bugün bu ülkelerdeki enflasyon oranlarının Türkiye’nin çok altında olduğunu görüyoruz. Rusya ve Ukrayna’da yıllık enflasyon, Türkiye’nin üçte biri kadar. Gıda fiyatlarındaki artış için de aynı gerekçeler sunulmakta. Ancak savaş yaşayan ülkelerde gıda fiyatları bile Türkiye’deki kadar yükselmemiştir. Bu durum, ülke ekonomisini yönetenlerin halkı yanıltmaya çalıştığını ortaya koymaktadır” ifadelerini kullandı.
Türkiye ekonomisinin savaş içinde olan ülkelerden daha kötü durumda olduğunu vurgulayan Yıldırım, sözlerine şöyle devam etti:
“Ocak ayında TÜİK önünde yaptığımız açıklamada emekçilerin alın terinin TÜİK eliyle çalındığını söyledik. Buna karşılık bize dava açıldı ve iftira attığımız iddia edildi. Ancak bugün görüyoruz ki Ocak ayında yüzde 16 olarak açıklanan enflasyon tahmini birkaç ay içinde yüzde 26’ya tırmandı. Kamu çalışanları şu anda alacaklı durumdadır. Hükümet ‘savaş var’ diyor; evet, savaş vardır ama bu savaş emekçinin, asgari ücretlinin, çiftçinin ve işsizin hayatta kalma savaşıdır. İnsanlar ev geçindirme, ekmek alma ve yaşam mücadelesi vermektedir. Sarayda ise ne tasarruf var ne de enflasyonun etkisi hissedilmektedir. Sarayın harcamaları artarken, emekçiler geçim sıkıntısıyla boğuşmaktadır.
Emekliler yaklaşık 20 bin lira, asgari ücretliler 28 bin lira maaş alırken, memurlar kira, gıda ve çocuklarının eğitim masraflarını karşılamakta güçlük çekmektedir. Türkiye’de kişi başı milli gelirin 18 bin doları geçtiği söylenmektedir; ancak çalışanların büyük çoğunluğu bu gelirden faydalanamamaktadır. Buna karşın bankaların yalnızca 3 ayda 288 milyar TL kâr açıkladığını görüyoruz.”
Yıldırım, Türkiye’de hak arayan herkesin soruşturma, gözaltı ve tutuklamalarla karşı karşıya kaldığını belirterek, “Ormanlarını, toprağını ve emeğini savunan insanlar baskı görüyor. Ancak biz gerçekleri söylemekten vazgeçmeyeceğiz. Susmayacağız, korkmayacağız. Ocak ayında verilen yüzde 11 zam, nisan sonunda yüzde 14 küsurla tüm memur ve emeklilerin alacağıyla sonuçlandı. Açıklanan yüzde 26’lık enflasyon oranı, memur ve memur emeklilerinin cebine girmesi gereken on binlerce liranın kaybedildiği anlamına gelmektedir. Her bir memurun ve memur emeklisinin bir yıl içerisinde cebine girmesi gereken ortalama 30 bin TL’nin hükümet tarafından Hazineye aktarılması demektir. Yani hükümet, memur ve memur emeklilerinin cebine girecek olan 30 bin TL’yi çalıyor ve Hazine’ye aktarıyor.”
Yıldırım, gerçek enflasyonun açıklanan enflasyondan daha yüksek olduğunu belirterek, “Bugün Hazine ve Maliye Bakanlığı önünde olmamızın nedeni, masa başında üretilen sahte başarı hikâyelerine karşı halkın gerçeklerini dile getirmektir. Merkez Bankası’nın enflasyon tahminini birkaç ay içinde yüzde 16’dan yüzde 26’ya çıkarması, ekonomi yönetiminin başarısızlığını göstermektedir. Buna rağmen yılın geri kalanında aylık enflasyonun yüzde 1 civarında gerçekleşeceği söylenmektedir. Ancak halk, pazarda ve markette her ay çok daha yüksek fiyat artışlarıyla karşı karşıya kalmaktadır.
Bugün Türkiye’de en yüksek banknot olan 200 lira ile pazardan bir kilo biber bile alınamamaktadır. İnsanlar nakit para kullanamaz hale gelmiş, temel ihtiyaçlarını dahi kredi kartıyla karşılamaya başlamıştır. Sorunun kaynağı yanlış ekonomi yönetimidir. Bu nedenle kamu çalışanları, emekliler ve asgari ücretliler için derhal ek zam yapılmalıdır. Açıklanan yeni enflasyon oranının altında hiçbir zam kabul edilemez.”
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



