Kasık Fıtığı: Riskler ve Tedavi Yöntemleri

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Kasık Fıtığı: Riskler ve Tedavi Yöntemleri

2017 yılında gerçekleştirilen bir araştırma, erkeklerin yaklaşık yüzde 27’sinin hayatlarının bir döneminde kasık fıtığı yaşama riski taşıdığını göstermektedir. Bu oran kadınlarda ise yalnızca yüzde 3 civarındadır. Yaş ilerledikçe kasık fıtığı gelişme riski artmakta olup, son yıllarda hastalığın görülme oranı azalmış olsa da, yaşlanan nüfus nedeniyle toplam vaka sayısı artmaya devam etmektedir.

The New York Times’tan David Dodge’nin haberine göre, Ohio State Üniversitesi Wexner Tıp Merkezi’nde görevli fıtık cerrahı Dr. Benjamin Poulose, kasık fıtığının bireyleri ciddi şekilde rahatsız edebileceğini ve günlük yaşamı olumsuz etkileyebileceğini belirtmektedir. Ancak çoğu durumda acil bir ameliyat gerekmemektedir.

Nadir de olsa kasık fıtığı bazı vakalarda ciddi tıbbi sorunlara yol açabilir. Bu tür durumlarda hızlı bir tıbbi müdahale gerekebilir ve hayati tehlikeler ortaya çıkabilir. Dolayısıyla, kasık fıtığının ne olduğunu ve hangi durumlarda tedavi edilmesi gerektiğini bilmek önemlidir.

TIKLAYIN | Ofiste Beş Gün

Fıtık nedir?

Birçok insan fıtığı cilt altında meydana gelen bir şişlik olarak fark eder. Fıtık, çoğunlukla ince bağırsak gibi iç organların karın boşluğundaki bir açıklıktan dışarı çıkmasıyla oluşur. Bazı durumlarda ise şişlik gözlemlenmeyebilir. Cerrahlar, fıtığı genellikle “vücutta olmaması gereken bir açıklık” olarak tanımlamaktadır.

Bu açıklıklar, karın duvarını oluşturan kas ve bağ dokularında farklı bölgelerde meydana gelebilir. Göbek çevresi veya eski bir ameliyat izinde görülebileceği gibi en sık kasık bölgesinde gelişir ve bu tür fıtıklar inguinal fıtık olarak adlandırılır. Bu çıkıntılar bazı bireylerde hafif hisler yaratırken, bazı kişilerde yoğun bir ağrı veya yanma hissi oluşturabilir.

Columbia Fıtık Merkezi’nin direktörü Dr. Yuri Novitsky, karın boşluğunun duyusal sinirler bakımından oldukça zengin olduğunu vurgulamaktadır.

Yaygın bir yanlış anlamanın aksine, kasık fıtıkları genellikle ağır kaldırma nedeniyle oluşmamaktadır. Genellikle ağır kaldırma, zaten mevcut olan bir fıtığın fark edilmesine yol açar. Dr. Yuri Novitsky, bu durumu şu şekilde ifade etmektedir: “Eğer ağır kaldırmak fıtığa yol açsaydı, bekleme salonum vücut geliştiricilerle dolu olurdu.”

Kasık fıtıkları ne kadar ciddi?

Kasık fıtığı vakalarının yaklaşık üçte birinde herhangi bir belirti görülmemektedir veya belirtiler oldukça hafif seyretmektedir. Ancak zamanla genellikle ilerleme göstermektedir.

Dr. Yuri Novitsky, belirtileri çok hafif olan hastalarda acil ameliyat gerektiren bir duruma hızla ilerleme olasılığının düşük olduğunu belirtmektedir. Bu nedenle bazı hastalar için “bekleyerek izleme” yaklaşımı tercih edilebilmektedir. Bu yöntemle fıtığın durumu düzenli olarak takip edilmektedir.

Ancak birçok kişi zamanla ameliyat olmayı tercih etmektedir. 2006 yılında yapılan kapsamlı bir araştırmada, erkeklerin yaklaşık yüzde 25’i iki yıl içinde ameliyat olmayı tercih etmiştir. Beş yıl içinde bu oran yüzde 60’a kadar çıkmaktadır.

Bazı kasık fıtıkları acil durumlara dönüşebilmektedir. Dr. Yuri Novitsky, bağırsağın bir bölümünün fıtık içinde sıkışması ve kan akışının kesilmesi durumunda ciddi bağırsak hasarının meydana gelebileceğini ifade etmektedir. Bu tür durumlarda acil cerrahi müdahale gerekmektedir.

Novitsky, bu tür durumlarda genellikle belirgin uyarı işaretlerinin ortaya çıktığını belirtmektedir. Ani ağrı artışı, mide bulantısı ve hızla büyüyen ya da sertleşen bir şişlik bu belirtiler arasında yer almaktadır.

Kadınlarda kasık fıtığı daha az görülse de, kadınlar femoral fıtık adı verilen bir kasık fıtığı türüne erkeklere göre daha yatkındır. Bu fıtık türü, uyluğun üst kısmında meydana gelmekte ve ani komplikasyonlara daha açık kabul edilmektedir. Dr. Yuri Novitsky, bu tür fıtıkların izlenmek yerine tedavi edilmesinin daha uygun olduğunu vurgulamaktadır.

Kimler daha fazla risk altında?

Uzmanlar, kasık fıtığının nasıl oluştuğunu bilse de, neden geliştiğini tam olarak açıklayamamaktadır.

Erkeklerde kasık fıtığı olma olasılığı daha yüksektir ve bunun en önemli nedenlerinden biri anatomik yapıdır.

Dr. Yuri Novitsky, erkeklerde testislerin doğumdan önce karın bölgesinden skrotuma indiğini hatırlatmakta ve bu sürecin kasık bölgesinde kalıcı bir zayıflık bırakabileceğini belirtmektedir. Bu zayıf bölge, fıtık oluşumu için en uygun nokta haline gelmektedir.

Yaş da önemli bir risk faktörüdür. Karın duvarının zamanla zayıflaması nedeniyle ileri yaşlarda risk artmaktadır. Danimarka’dan elde edilen veriler, 70’li yaşlarının sonundaki erkeklerin kasık fıtığı ameliyatı geçirme olasılığının 40’lı yaşlardaki erkeklere göre yaklaşık yedi kat daha yüksek olduğunu göstermektedir.

Ayrıca, tam zamanında doğan bebeklerin yaklaşık yüzde 5’inde, erken doğan bebeklerin ise yaklaşık yüzde 30’unda fıtık görülmektedir. Bunun nedeni, karın duvarının yeterince gelişmemiş olmasıdır.

Genetik faktörler de risk üzerinde etkili olabilmektedir. Örneğin, Ehlers–Danlos sendromu gibi bağ dokusu hastalıklarına yatkın kişilerde fıtık gelişme riski daha yüksektir.

Kasık fıtığı nasıl onarılır?

Fıtık onarımında en yaygın kullanılan yöntem açık cerrahidir. Bu yöntemde cerrahlar, oluşan açıklığı dikişlerle ya da sentetik bir ağ ile kapatmaktadır.

Sentetik ağ kullanılarak yapılan onarımlar günümüzde daha fazla tercih edilmektedir. Çünkü bu yöntem genellikle daha kalıcı sonuçlar vermektedir. Mesh kullanılan ameliyatlarda fıtığın tekrarlama oranı yüzde 1 ile 4 arasında değişirken, dikişle yapılan onarımlarda bu oran yüzde 5 ile 10 arasında kalmaktadır.

Fıtık ameliyatının en sık görülen yan etkisi kronik ağrıdır. Mesh onarımında enfeksiyon riski oldukça düşüktür; yüzde 1’in altındadır. Ancak enfeksiyon gelişirse, ciddi komplikasyonlara yol açabilmektedir.

Son yıllarda laparoskopik cerrahi de giderek yaygınlaşmaktadır. Bu yöntemde cerrahlar, karın duvarında birkaç küçük kesi açarak fıtığı içeriden onarmaktadır. Bazı durumlarda robot destekli teknikler de kullanılmaktadır.

Laparoskopik cerrahi, uzun vadede açık ameliyat kadar etkili kabul edilmektedir. Bu yöntem genellikle daha küçük yara izleri bırakmak

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın