
27 Ağustos 2026 14:20
Güncelleme: 27 Ağustos 2026 14:59
iahaber Haber Merkezi
2017 yılından bu yana Gezi davası nedeniyle cezaevinde bulunan iş insanı ve sivil toplum aktivisti Osman Kavala, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Daire’nin kendisiyle ilgili ikinci kararının ardından bir açıklama yaptı. Kavala, AİHM’nin son kararında, mahkemelerin olaylar hakkında genel değerlendirmeler ve niyet okuma içeren akıl yürütmelerle mahkûmiyet kararı vermesinin kabul edilemez olduğunu vurguladığını ifade etti. Ayrıca, yasalarca suç sayılmayan bir eylemde bulunmayan bireylerin özgürce yaşama haklarının kısıtlanamayacağını temel bir insan hakkı ilkesi olarak dile getirdi.
AİHM Büyük Daire, Kavala’nın ikinci başvurusunda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) ihlal edildiğine hükmetti. Mahkeme, Türkiye’nin AİHS’nin 3 (işkence yasağı), 5 (özgürlük ve güvenlik hakkı), 6 (adil yargılanma hakkı), 10 (ifade özgürlüğü), 11 (toplantı ve dernek kurma özgürlüğü) ve 18 (haklara getirilecek kısıtlamaların sınırlandırılması) maddelerini ihlal ettiğini belirtti. Kararında, Kavala’nın Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı başvurunun karar sürecinin uzaması nedeniyle AİHM’e başvurmadan önce bu sürecin tamamlanmasını beklemesinin gerekli olmadığını ifade eden mahkeme, yerel mahkemelerin “kötü niyetli olarak Kavala’yı özgürlüğünden mahrum bıraktığını” ve Gezi Parkı protestolarının barışçıl olduğunu vurgulayarak düşünce özgürlüğü ile toplantı ve gösteri özgürlüğünün ihlal edildiğini kaydetti. Ayrıca, Kavala’nın en kısa sürede serbest bırakılması gerektiğini vurguladı.
BU HABERİ, iahaber ABONELERİNİN DE
SAĞLADIĞI KATKIYLA OKUYORSUNUZ.
iahaber’E ABONE OL,
BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞİ DESTEKLE!
ABONE OL
Zaten abone misiniz?
Üye girişi yapın
TIKLAYIN – AİHM Büyük Daire, Osman Kavala dosyasında verdiği nihai kararda Türkiye’yi altı maddeden mahkûm etti: En kısa sürede serbest bırakılmalı!
Kavala, hakkındaki ikinci kararın açıklanmasının ardından yaptığı açıklamada, AİHM’in kendisiyle ilgili aldığı Büyük Daire kararının mahkûmiyet sürecinin incelenmesine dair olduğunu belirtti. Bu kararda, önceki iki AİHM kararında olduğu gibi, suç işlendiğine dair ikna edici somut delil olmadan özgürce yaşama hakkının kısıtlanamayacağına dikkat çekildi. İlk Gezi davasında, 2020 yılında verilen beraat kararında da suç işlediğine dair bir delil olmadığı ortaya konulmuştu.
“AİHM, niyet okuma içeren akıl yürütmelerle mahkûmiyet kararı verilemeyeceğini belirtmiştir”
AİHM, son kararıyla mahkemelerin olaylarla ilgili genel değerlendirmeler ve faaliyetlerin amacı hakkında niyet okuma içeren akıl yürütmelerle mahkûmiyet kararı veremeyeceği anlayışının kabul edilemez olduğunu ifade etti.
“Özgürce yaşama hakkının korunması, hukuk devletinin yurttaşlara karşı yükümlülüğüdür”
Yasal olarak suç sayılmayan bir eylemde bulunmayan bireylerin özgürce yaşama haklarının kısıtlanamayacağı temel bir insan hakkı ilkesidir. Bu hakkın korunması, kamusal alanlarda bu ilkeye kesinlikle uyulmasının sağlanması da hukuk devletinin yurttaşlara karşı bir yükümlülüğüdür.
AİHM kararlarına uyulması, bu yükümlülüğün yerine getirilmesi açısından son derece önemlidir.
TIKLAYIN – Türkiye AİHM’nin Osman Kavala kararına uymazsa ne olur?
TIKLAYIN – Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Uçum’dan Osman Kavala kararı tepkisi: Belli ki Türkiye AİHS’e taraf olma durumunu ve AİHM’e bireysel başvuru imkânını gözden geçirmeye zorlanıyor.
TIKLAYIN – AP Türkiye Raportörü Amor’dan Kavala kararı yorumu: AİHM, en sert yanıtı verdi, Akın Gürlek’in “yargının bağımsız olduğu” açıklamalarını reddetti.
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



