
İki ülke arasında halkların yararlanabileceği bir geçiş kapısı oluşturulması, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ile gerçekleştirilen müzakerelerin önündeki en büyük engellerden biri olarak ortaya çıktı. GKRY, daha önceden reddettiği “federasyon” modelini görüş önerisi olarak sunmasına rağmen, bu konuda anlaşma sağlamadaki isteksiz tutumu, aslında bu modelin Rum kesimiyle uygulanmasının mümkün olmadığını gösteriyor. Özellikle Mart ayında yapılacak olan toplantı öncesinde yaşanan bu gerilim, Rum tarafının Kıbrıs konusunda ciddiyetinin olmadığını bir kez daha gün yüzüne çıkardı.
Bu bağlamda, geçiş kapısının açılması önerisi, GKRY’nin sadece bir geçiş noktasından çok daha fazlasını hedeflediği için büyük bir tartışma konusu haline geldi. KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Ekim ayında gerçekleşen Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in ev sahipliğindeki gayriresmi yemekte, yeni sınır kapıları açılması yönünde önerilerde bulundu. Guterres de bu öneriyi olumlu bir fikir olarak değerlendirip gerekli çalışmalara başlanması gerektiğini ifade etti. Bu süreçte 20 Ocak 2024’te Tatar ve GKRY lideri Nikos Hristodulidis arasında bir toplantı gerçekleştirildi. KKTC tarafı, ticari ve turistik geçişlere olanak sağlayacak öneriler sundu ve kapılara yakın alternatif geçişlerin oluşturulmasını savundu. Ancak Rum tarafı, bu toplantıya, Erenköy bölgesinden açılacak güneyden güneye bir koridor önerisiyle katıldı. Burada askeri bölgeden transit geçiş talep etmesi, GKRY’nin bölgedeki askeri varlığını sorgulatacak bir niyet taşıdığını gözler önüne serdi. Türk tarafı ise bu öneriyi kesin bir dille reddetti, çünkü böyle bir geçişin ancak KKTC ile GKRY arasında bir kapı açılması durumunda mümkün olabileceğini belirtti.
Toplantının ilerleyen kısımlarında, Rum tarafı daha da iddialı bir yaklaşım sergileyerek kapı açılmasıyla ilgili olmayan başka taleplerde bulundu. Bu talepleri kabul edilmeyecek olursa, Türk tarafıyla herhangi bir konuda uzlaşmaya gitmeyeceklerini belirtti. Bu durum, GKRY’nin müzakere süreçlerini yürütmekteki kararlılığını ve katı tutumunu sergileyen bir politika olarak değerlendirildi.
Kıbrıs adasında 2000’li yılların başından bu yana var olan geçiş kapıları, Kıbrıslı Türkler için önemli bir yangın iletişim noktası oluştururken, Rum tarafı içinse Kuzey’in ayrı bir konumda olmasını kabullenmekte yaşanan zorlukları gösteriyor. Halihazırda adada toplam dokuz geçiş kapısı bulunmakta. Özellikle yaz aylarında Metehan kapısında ciddi bir yoğunluk yaşanana kadar, bu kapılar halklar arasındaki ticaret ve turistik faaliyetlerin gelişmesine olanak tanımaktadır. Ancak GKRY, kuzeydeki mal ve hizmetlerin daha cazip olması dolayısıyla, Avrupa Birliği’nden gelen turistler ve kendi vatandaşlarının kuzeye geçiş yapmasını istememekte, bu durumu bir gelir kaybı olarak görmekte ve KKTC’ye ek bir gelir kaynağı oluşacağını düşünmektedir. Ayrıca, KKTC’ye geçiş olduğunda, “işgal altında” algısının da zayıflayacağı kaygısı taşımakta.
Mart ayında gerçekleşecek olan Kıbrıs konulu toplantının, önceki konferanslardan farklı bir formatta yapılacağı ve müzakerelerin yeniden başlamasının hedeflenmediği bilgisi alındı. İki taraf, Kıbrıs sorununun çözümü noktasında görüş alışverişinde bulunarak hangi yolda ilerleyebilecekleri üzerine tartışma yapmayı planlıyor. Ancak Rum tarafının üstlendiği tutum, bu çabaların ne denli verimli olabileceğini şüpheli bir hale getiriyor. Zira daha önceki toplantılarda ortaya konan önerilerin anlaşmaya varmak yerine yalnızca zaman kaybına neden olduğu sık sık gözlemlenmişti.
Sonuç olarak, Kıbrıs sorununun çözümü için atılması gereken adımlar, özellikle GKRY’nin tutumu ve Kıbrıs Türk tarafının önerileri ç
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



