
ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik gerçekleştirdiği saldırılar, kısa sürede Ortadoğu’daki birçok bölgeyi etkisi altına aldı; bu durum, özellikle Körfez ülkeleri üzerinde belirgin bir etki yarattı.
İran, bu süreçte misilleme amacıyla Kıbrıs’a saldırarak, adada bulunan iki İngiliz üssünü hedef aldı.
1 Mart itibarıyla, Kıbrıs Cumhuriyeti’ne Yunanistan’ın ardından Fransa, İtalya ve İngiltere gibi ülkeler hava ve deniz kuvvetleri ile destek sağladı.
Türkiye ise, Kıbrıs’taki artan askeri hareketliliği dikkatle takip ediyor.
9 Mart’ta Milli Savunma Bakanlığı, KKTC’ye 6 adet F-16 savaş uçağı ve hava savunma sistemlerinin konuşlandırıldığını duyurdu.
Açıklamada, bu kararın “son gelişmeler ışığında KKTC’nin güvenliğini sağlamak” amacıyla alındığı ifade edildi.
Deniz kuvvetleri ile ilgili yeni bir konuşlanma bilgisi verilmezken, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de rutin görevler için savaş gemileri bulundurduğu biliniyor.
Türkiye’den dengeleme adımı
İran’dan fırlatılan füzeler ve Lübnan’dan havalanan SİHA’ların Doğu Akdeniz’i hedef alması, Türkiye’nin bu adımı atmasında önemli bir etken olarak öne çıkıyor.
Ankara, böylelikle Kıbrıs’ı hedef alan saldırılara karşı, savaş uçağı ve savunma sistemleri olmayan Kıbrıs’ın kuzeyindeki Türk yönetiminin ve toplumunun güvenliğini sağlama yönünde bir önlem almış oluyor.
1983 yılında kurulan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC), yalnızca Türkiye tarafından tanınmaktadır.
Uluslararası alanda Kıbrıs Cumhuriyeti tarafından temsil edilmektedir.
Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluşunu öngören 1960 anlaşmaları, Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’yi adanın garantör ülkeleri olarak belirlemektedir.
Türkiye, 1974’te gerçekleştirdiği “Barış Harekatı”nı, garantör ülke olarak tanınan görev ve sorumlulukları çerçevesinde gerçekleştirdiğini belirtmiştir.
O tarihten bu yana Türkiye’nin Kıbrıs’ta asker bulundurması, Kıbrıs Cumhuriyeti ve Yunanistan’ın tepkisini çekmektedir.
Bu iki ülke ve uluslararası toplum, Türkiye’nin askeri müdahalesini “işgal” olarak nitelendirmektedir.
Türkiye’nin son kararı, Yunanistan’ın Kıbrıs Cumhuriyeti’ne destek amacıyla savaş uçağı gönderme kararına bir yanıt niteliği taşımaktadır, böylece adanın korunmasında Türkiye’nin söz sahibi olduğunu göstermek istemektedir.
Ankara, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin son dönemde silahlanmaya artan yatırımlar yapmasını ve bölgesel ittifakları kullanarak adayı askeri bir bölge haline getirme çabalarını endişeyle izlemektedir.
Coğrafi yakınlık nedeniyle kalıcı savaş uçağı konuşlandırmaya gerek görmeyen Türkiye’nin bu adımı, Kıbrıs’taki askeri dengeleri dengelemek açısından önemli bir gelişme olarak değerlendirilmektedir.
Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias ve Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis
Ankara, Yunanistan Savunma Bakanı Dendias’a tepkili
Ankara, Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias’ın 3 Mart’taki Kıbrıs Cumhuriyeti ziyaretinde Türkiye ve Türk askerinin adadaki varlığına dair yaptığı açıklamalara tepki gösterdi.
Dendias, ziyareti sırasında Yunanistan’ın Kıbrıs’a savaş uçağı göndermesinin, Türk askerinin adadan çekilmesi için bir fırsat sunduğunu belirtmişti.
Ayrıca, savaş uçaklarının ve gemilerin tüm adayı korumak için kalıcı olarak gönderildiğini de ifade etti.
Milli Savunma Bakanlığı kaynakları, Dendias’ın açıklamaları sonrası Kıbrıs Türk toplumunun güvenliğinin her zaman öncelik olduğunu ve garantörlük haklarını kullanmaktan çekinmeyeceklerini belirtti.
Ayrıca, Türkiye’nin yanı sıra Kıbrıs’ın kuzeyindeki Türk yönetimi de Dendias’a tepki gösterdi.
Atina, Ege Adaları’na Patriot konuşlandırmayı gündemine aldı
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, Ege adalarının silahsızlandırılmış statüsüne dair Yunanistan’dan yapılan son açıklamalara yanıt olarak bir basın bildirisi yayımladı.
Keçeli, “Türkiye’yi revizyonizmle suçlayan bu çevrelerin ul
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



