
(ANKARA) – CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Sincan‘da gündelik ev işlerinde çalışan kadınlarla bir araya geldi. Kadınlar, sigortasız çalıştıklarını, aldıkları ücretin “fazla” görüldüğünü ve geçim sıkıntısı yaşadıklarını anlattı. Kılıçdaroğlu, “Siz ne anlatırsanız ben onun hepsini duyuracağım. Size söz veriyorum. Sizin bir anlamda sözcünüz olacağım” dedi.
Sorunların Dinlenmesi
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ankara’nın Sincan ilçesinde gündelik ev işlerinde çalışan kadınlarla bir araya gelerek sorunlarını dinledi.
Geçim Sıkıntısına Dikkat
Hayat pahalılığı nedeniyle artık tek maaşla bir evin geçindirilmesinin mümkün olmadığını belirten Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:
“Artık bir kişinin maaşı yetmiyor evi geçindirmeye. Kadın, erkek çalışıyor. Bazen bir evde birden fazla kişi çalışıyor. Bir kişinin maaşıyla bir kira ödenmiyor. Ancak ikinci kişinin desteğiyle, karı koca çalışarak bir evi geçindirebiliyorlar. Birisi kiraya ödüyorsa diğeri geçimini sağlıyor. Çocukların okul masrafı falan derken hayat pahalı. Giderek de pahalılaşıyor tabii. O açıdan biz zaman zaman bunları söylüyoruz ama bizim söylememizin bir önemi yok. Sizin söylemenizin önemi var. Çünkü olayı yaşayan sizsiniz, sıkıntıyı çeken sizsiniz. Sizin gibi aynı dertleri, aynı sorunları yaşayan binlerce kişi var.”
Yüksek Ücret Algısı
Gündelik temizlik işi yapan bir kadın, aldığı ücretin yüksek bulunduğunu belirterek, “Aldığımız para da bizlere çok görülüyor. Mesela ben gidiyorum, 4 bin lira alıyorum. Çok görülüyor. ‘Çok para’ diyorlar” dedi.
Dört yıldır temizlik işi yaptığını anlatan başka bir kadın ise, “Başta merdiven silmeyle başladı. Son zamanlarda da evlere gidiyorum. Bu şekilde başkanım. Sigorta yok” diye konuştu.
Sigortasız Çalışma Problemi
Bunun üzerine Kılıçdaroğlu, sigortasız çalışmanın kabul edilemez olduğunu belirterek şunları söyledi:
“21. yüzyılın Türkiye’sinde sigortasız insan olmaz, olmamalı. Siz yıllarca çalışıyorsunuz, alın teri döküyorsunuz, emek harcıyorsunuz. Sonuçta bir sosyal güvenliğinizin olması lazım. Kendi priminizi kendiniz yatıramazsınız. Çalıştığınız yerde işverenin bunu yatırması lazım veya buna ilişkin devletin bir önlem alması lazım. Aksi halde yarın öbür gün sizin de yaşınız ilerleyecek. Ciddi sağlık sorunlarıyla karşılaşacaksınız. Kim bakacak buna, nasıl bakacak buna sigortası olmadığı için? Bir anlamda devletin kişiyi ölüme terk etmesi gibi bir şey. Olmaz bu, doğru değil.”
Sağlık ve Sosyal Haklar
Herkesin sağlık hizmetlerine erişebilmesi gerektiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
“Hastanelerde herkesin kabul görmesi lazım, tedavinin yapılması lazım. Tedavi insan hakkı, sağlık insan hakkı yani. Başka bir şey değil. Ekmek gibi, su gibi bir şey. Hastalanmayan insan mı var? Herkes hastalanır şöyle veya böyle. Doktora gittiği zaman, bir sağlık merkezine gittiği zaman onun tedavi edilmesi, ona bakılması lazım. Anayasa diyor ki Türkiye Cumhuriyeti Devleti sosyal devlettir. Sosyal devlet, vatandaşa hizmet eden devlet demektir. Eğer bir devlet vatandaşına hizmet etmiyorsa kime hizmet edecek? Fakirdi, fukaraydı, zengindi; mevkisine, makamına değil, insan olarak bakacak ona. Eğer bir insan hastaysa ona bakacak, tedavi edecek, onun her türlü sağlık harcamalarını karşılayacak.”
Vatandaşların günlük hayatlarında yaptıkları harcamalar üzerinden vergi ödediğine dikkati çeken Kılıçdaroğlu, “Ekmek alırken vergi ödüyorsunuz. Su içerken vergi ödüyorsunuz. Elektrikte vergi ödüyorsunuz. Vergi ödemediğiniz hiçbir şey yok. Kefen bezi alırken bile vergi ödüyorsunuz. Ben devlete vergi ödüyorsam bu devletin bana bakması lazım. Ben bir ekmek yiyorsam zengin de bir ekmek yiyor. Ben de aynı vergiyi ödüyorum, o da aynı vergiyi ödüyor. Otobüse binerken yine vergi ödüyorum. O zaman ben devlete vergi ödüyorsam devletin de bana bakması, benim sosyal güvenliğimi sağlaması lazım” dedi.
Vatandaş Haklarının Savunulması
Kılıçdaroğlu, vatandaşların haklarını savunması gerektiğini belirterek, CHP’nin de sosyal devlet anlayışını anlatmak ve yurttaşların haklarına sahip çıkmakla görevli olduğunu söyledi.
Kılıçdaroğlu, “Ben herkesin hakkını, hukukunu savunurum. Onun inancına bakmam, inancı ne olursa olsun. Çünkü Allah’la kul arasındaki ilişkidir. Onun kimliğine de bakmam. Hangi kimlikten olursa olsun, bu ülkede yaşıyorsa ona hakkını teslim etmemiz lazım. Dolayısıyla hiçbir ayrım yapmadan kimin hangi derdi, hangi sorunu varsa bizim o sorunla ilgilenmemiz ve sorunu çözmemiz lazım” ifadelerini kullandı.
Devletin Görevi ve Sorumluluklar
Sosyal devletin vatandaşın sorunlarını gidermesi gerektiğini dile getiren Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:
“Devlet bana bakmıyorsa ben ne yapacağım? Devletin vatandaşın sorunlarını gidermesi lazım. İktidar sahiplerinin görevi de bu. İktidar sahipleri buna bakmak zorundadır. Kişiler saraylarda oturabilirler, lüks yerlerde oturabilirler, büyük paralar alabilirler. Ama o kişilerin de bir sorumluluğu var. Çünkü onlar bilmeli ki ‘Benim altımda çok düşük gelir elde eden milyonlar var ve o milyonların hakkını savunmak da bize düşüyor.’ Keşke hepimiz varlıklı olsak, keşke hepimizin durumu iyi olsa, keşke hepimiz çok güzel evlerde otursak. Olmayınca ne olacak? Sosyal devlet devreye girecek, hayat standardını yükseltecek. Devletin görevi budur.”
Türkiye’de insanların gelecek kaygısı yaşadığını ifade eden Kılıçdaroğlu, “Şimdi hepimiz dert sahibi olduk. Hepimiz ‘Acaba yarın ne olacak, önümüzdeki ay ne olacak?’ onu düşünüyoruz. Bu, 21. yüzyılın Türkiye’sine yakışmıyor. Türkiye’nin buradan çıkması lazım” dedi.
Kadınların Sesi Olma Sözü
Kadınlara sorunlarını kamuoyuna duyurma sözü veren Kılıçdaroğlu, “Siz ne anlatırsanız ben onun hepsini duyuracağım. Benim sözüm bu. Size söz veriyorum, duyuracağım. Sizin bir anlamda sözcünüz olacağım. Sizin dertlerinizi anlatacağım. Duymayanlar da duysunlar, görmeyenler de görsünler. Benim görevim o. Çünkü Anayasa, ‘Türkiye Cumhuriyeti Devleti sosyal bir devlettir’ der. Sosyal devlet, vatandaşına asgari gelir güvencesini sağlayan devlettir. Tıpkı asgari ücret gibi” diye konuştu.
Ekonomik Sıkıntı ve Talepler
Emekli annesinin teneke toplayarak geçinmeye çalıştığını anlatan bir kadın ise yaşadıkları ekonomik sıkıntıyı şöyle anlattı:
“Bizim istediğimiz sadece 5 bin lira fazla versin. Annem şu an çöp toplayarak, teneke toplayarak geçinmeye çalışıyor. Onlarla geçiniyorum. 17,5 bin lira kira verirken 20 bin lira nasıl fazla gelir? Böyle görünmesin. Çünkü biz bu ülkenin vatandaşıyız. Biz çalışarak emeğimizin gücünü almak istiyoruz. Kimseden yardım istemiyoruz. Sadece çalıştığımızın ücretini bize versinler. Fazla da görmesinler onu. Çünkü gerçekten emek sarf ediyoruz.”
Kılıçdaroğlu da kadına, taleplerini siyasetçilere doğrudan iletmeleri gerektiğini belirterek, “Politikacılara, milletvekillerine şunu söyleyin: ‘Sizin aldığınız aylıkla ben altı ay geçineceğim. Ama benim aldığım aylıkla sen bir hafta geçinebiliyor musun?’” karşılığını verdi.
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



