
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, dün sosyal medya üzerinden bir video paylaştı. Videoda dikkat çeken ifadeleri arasında,
“CHP bize bırakılmış bir miras değildir. Partimiz bizlere kutsal bir emanettir. Emanet kirletilemez, emanete kara çalınamaz. Kardeşlerim, hele ki bu ulu çınarın gölgesi haramın ve kirlenmişliğin sığınağı asla ve asla olamaz. Gerektiğinde arınmasını da bilir, iç muhasebesini yapmasını da. Ama yolundan asla dönmez.”
Kılıçdaroğlu’nun bu açıklaması, iktidarın hayalini kurduğu ‘CHP içinde iç savaşın başladığı’ algısını pekiştirmiş gibi görünüyor. Videoyu paylaşan vekillerin sayısının toplam 138 olduğuna dikkat çekmekte fayda var; şu an itibariyle bu sayının 22 olduğu belirtiliyor. Özgür Özel ile fotoğraf paylaşan vekiller ve durumu izleyen diğerleri, CHP’nin içinde bulunduğu durumu daha da karmaşık hale getiriyor. Ayrıca, CHP’nin 2024 Mart ayından bu yana anketlerde sürekli birinci çıkması, bu süreçte olumsuz etkilerle karşılaşabilir. 19 Mart’tan sonra elde edilen ivmenin zarar görmesi ihtimali de göz ardı edilmemeli. Halk, parti içindeki çatışmalara güven duymuyor ve bu durum, oy verme isteğini etkiliyor. Seçimlere 1,5 yıl kadar bir süre var; Özgür Özel ve ekibinin, durumun sadece parti içi bir mesele değil, iktidar ile bağlantılı bir mesele olduğunu anlatabilmesi, toparlanma açısından önemli olabilir. Ancak bu süreçte zorluklarla karşılaşacakları aşikar. Kılıçdaroğlu’nun açıklamaları, iktidara bir ‘butlan’ mesajı olarak da yorumlanabilir; yani Kılıçdaroğlu, yeniden partiye dönüş ve genel başkanlık görevini devralma konusunda istekli görünüyor. Bu durum, tartışmaları daha da alevlendirebilir. Ancak Kılıçdaroğlu’nun liderlik edeceği partinin adı ne olursa olsun, CHP’nin ruhu ve değeri her zaman korunmalıdır. Kılıçdaroğlu ve çevresindeki ekip, böyle bir yapı içinde seçime giderse, muhalefetin mutsuz ve iktidarın ise mutlu olacağı bir durum ortaya çıkabilir.
Kılıçdaroğlu’nun, kendi döneminde liderlik yaptığı partide ‘haramın ve kirlenmişliğin sığınağı’ ifadesini kullanması dikkat çekici. Bu bağlamda sorular gündeme geliyor:
– Bu ifadeyle kime atıfta bulunuyor? Kendi aday gösterdiği Ekrem İmamoğlu ve ekibine mi? Özellikle, etkin pişmanlıkla ilgili ifadelerde bulunan İBB davası sanıklarının henüz yeni ifadeler verdiği bir dönemde bu cümleler nasıl bir anlam taşıyor? Ekim 2024 itibarıyla birçok CHP’li belediye başkanına ve bürokrata yönelik yapılan baskılar ve tutuklamalar, bir tesadüf mü? Yoksa CHP’nin 2024 yerel seçimlerinde iktidarı devralma potansiyelini mi işaret ediyor?
– Diğer bir soru ise, mevcut yargının iktidardan bağımsız hareket ettiğine dair bir inanç taşıyor mu? Ortaya atılan iddiaların ve iddianamelerin tamamen hukuksal metinler olduklarını mı düşünüyor?
– Hala devam eden ve sonuçlanmamış davalar varken ‘haram ve kirlenmişlik’ iddialarına nasıl ulaştı? Kendi bildiği ve kamuoyuna açıklamadığı özel bilgiler mi var?
– Devam eden davalar varken bu çıkış, tutuklu olan eski arkadaşları ve partidaşları için olumsuz bir algı yaratmayacak mı?
Dün, Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu çalkantılı açıklamasının ardından Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, ‘çözüm sürecinde daha hızlı adımlar atmaktan’ bahsediyordu. İktidar ortağı MHP Lideri Devlet Bahçeli ise sürecin geleceğine dair yol haritasını gündeme getirerek şu ifadeleri kullandı:
“En büyük eserlerimizden biri olarak gördüğümüz Terörsüz Türkiye sürecimizi ortak akılla, samimiyetle, sağduyuyla menziline ulaştırmakta kararlıyız. İlgili kurumlarımız örgütün tasfiye sürecini hızlandıracak farklı modaliteler üzerinde yoğun bir şekilde çalışıyor. İttifak ortağımızla da siyasetin çözüm kapasitesini artıracak yeni yol, yöntem ve hamleleri etraflıca istişare ediyoruz. Hayırlı işlerde çabuk olunması gerektiği inancıyla bir an önce bu meseleyi milletimizin gündeminden çıkarmak istiyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ana muhalefetteki karmaşayı görerek bir baskın seçime gitme kararı alabilir mi? Seçim sürecinde, AYM ve AİHM kararlarının uygulanmaya başladığı, çözüm sürecinin toplumsal barış ve mutluluk için kurulduğunu vurgulayarak yeni bir söyleme geçiş yapabilir mi? Ayrıca, şu an itibarıyla partilerinin ana yönetiminden farklı bir noktada bulunan vekillerin desteğiyle yeni bir yol haritası oluşturma çabası içinde olabilir mi? Seçimlere az bir süre kala muhalefet içinde ortaya çıkan bu durum, sadece CHP için değil tüm partiler için yeni hesapların yapılacağı bir dönemin habercisi. Mevcut durumda en mutlu ismin Cumhurbaşkanı Erdoğan olduğu söylenebilir. Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu ve özellikle Mansur Yavaş’ın alacağı tutum, sürecin gidişatı açısından kritik bir öneme sahip. İzlemeye devam edeceğiz…
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



