Klaros: Antik Kehanet Merkezi Yeniden Keşfediliyor

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Klaros: Antik Kehanet Merkezi Yeniden Keşfediliyor

Antik dünyanın üç büyük kehanet merkezinden biri olan Klaros, savaşlar, salgınlar ve depremler gibi konularda Apollon’dan yanıt aramak için başvurulan bir yer olarak binlerce yıllık tarihiyle dikkat çekiyor. İzmir’in bugünkü konumuna taşınmasına dair verilen kehanetin de bu kutsal alanda yer aldığı belirtilirken, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle yürütülen arkeolojik çalışmalar tarihin derinliklerinden gelen izleri gün yüzüne çıkarıyor.

İZMİR (İGFA) – İzmir’in Menderes ilçesinde, ilk bakışta sakin bir vadi gibi görünen bu alanda, binlerce yıl önce bir kentin, bir ordunun ve çok sayıda insanın geleceği hakkında sorular soruluyordu. Savaşların başlaması, salgınların sona ermesi ya da bir kentin kurulup kurulmayacağı gibi önemli konular, tanrı Apollon’a danışılıyordu. Günümüzde ise bu topraklarda kahinler yerine arkeologlar çalışıyor. Toprağın her katmanı, geçmişten gelen yeni soruların ve cevapların kapısını aralıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin desteklediği Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Onur Zunal liderliğindeki ekip, Klaros kazılarıyla alanın antik dünya üzerindeki etkisini gün yüzüne çıkarıyor.

Avrupa’dan Afrika’ya Klaros’a gelenler

Klaros’un, antik dönemin en eski kehanet merkezlerinden biri olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Onur Zunal, kutsal alanın önemini şöyle ifade etti:

“MÖ 13. yüzyılda kurulan Klaros, MS 4. yüzyılda Hristiyanlığın resmi din haline gelmesine kadar pagan bir kutsal alan ve kehanet merkezi olarak işlev gördü. İzmir ve İyonya için son derece stratejik bir konumda bulunuyor. Didim’deki Apollon Tapınağı ve Yunanistan’daki Delphi Tapınağı ile birlikte antik dünyanın üç büyük kehanet merkezinden birindeyiz. O dönemde kehanet, dini bir olgu olarak önemli bir yer tutuyordu. İmparatorlar, komutanlar ve kent yöneticileri, önemli kararlar almadan önce mutlaka Apollon’a danışıyordu. Bu nedenle Klaros, yalnızca Batı Anadolu’dan değil, İtalya, İspanya, Hırvatistan ve Romanya gibi pek çok Avrupa ülkesinden, hatta Afrika’daki Moritanya’dan ziyaretçi alıyordu. Böylece, Klaros antik dönemin en önemli kehanet merkezlerinden biri haline geldi.”

İzmir’in kaderi de Klaros’ta soruldu

Klaros’un sunduğu kehanetler arasında modern İzmir’in kuruluşuna dair bir öngörü de yer alıyor. Zunal, bu bağlamda İzmir’in kuruluş hikayesini şu şekilde aktardı:

“Büyük İskender, Kadifekale’de gördüğü bir rüyanın ardından ünlü komutanı Lysimakhos’u Klaros’a gönderiyor. Lysimakhos, kehanet ritüelini yerine getirdikten sonra İskender’in rüyasını kahine iletiyor. Apollon kahini, yeni kentteki insanların eski kenttekilere göre üç, hatta dört kat daha mutlu olacaklarını bildiriyor. Böylece, İzmir’in bugünkü yerine taşınmasına dair kehanet Klaros’tan verilmiş oluyor.”

Geçmişin izleri gün yüzüne çıkarılıyor

Günümüzde arkeologlar, geçmişin izlerini araştırmaya devam ediyor. 2026 yılı kazıları temmuz ayının ortasında başladı. Farklı disiplinlerden oluşan ekip, arkeolog, mimar, restoratör, konservatör, epigraf ve nümismatlarla birlikte çeşitli alanlarda çalışmalar yürüttü. Zunal, “İki farklı sektörde kazılar sürüyor. Bunlardan biri, kutsal alanın giriş yapısı olan propylonun doğusundaki alan. Bu bölgenin MS 1. ve 2. yüzyıllarda kutsal alana gelen ziyaretçilerin konakladığı bir alan olduğu biliniyor. Burada, ‘katagogeion’ adı verilen, günümüzün motel ya da pansiyon sistemine benzetilebilecek yapılar bulunuyor. Kutsal alanın ana kenti Notion’a doğru, güneyde yaklaşık 2 bin 500 metrekarelik çok büyük bir yapı birimini kazıyoruz. Bu yapı, Roma İmparatorluk Çağı’nda, MS 1. ve 3. yüzyıllar arasında kullanılmış. Kuzeyde yedi mekân var, güneyde de buna paralel yedi farklı mekân olabileceğini düşünüyoruz ve ortasında açık avlulu bir yapı bulunuyor. Ancak yapının işlevini henüz kesin olarak tespit edemedik. Günlük kullanım kapları ve sikkeler, tarihini belirlememize yardımcı oluyor. İlginç bir şekilde, yapının deprem etkisiyle sona ermiş olabileceğini düşünüyoruz. İlk evrenin bir yıkım gördüğünü ve ikinci evrenin bu enkaz üzerine kurulmuş olabileceğini bu yıl tespit ettik.” diye belirtti.

Devasa bir tapınak

Klaros’un merkezinde bulunan Apollon Tapınağı, antik dünyanın görkemini bugüne taşıyan yapılardan biridir. Zunal, yapının büyüklüğünü rakamlarla ifade etti: “Apollon Tapınağı, döneminin eşsiz eserlerinden biridir. MÖ 300’lerde inşasına başlanıyor ve Roma İmparatorluk Çağı’na geldiğimizde Augustus, Tiberius ve Hadrianus gibi imparatorların desteklerine rağmen tapınak bir türlü tamamlanamıyor. Yaklaşık 450 yıl süren bir inşaattan söz etmekteyiz. Tapınak 44 metre uzunluğunda ve 22 metre genişliğindedir. Uzun kenarlarında 11, kısa kenarlarında 6 sütun bulunuyor. Her sütunun 11 mermer tamburdan oluştuğu ve bu tamburların her birinin yaklaşık 6 ton ağırlığında olduğu biliniyor. Başlığıyla birlikte tek bir sütunun ağırlığı yaklaşık 75-80 ton gibi bir değere ulaşmakta. Üst yapısını da göz önünde bulundurduğumuzda, yaklaşık 13-14 metre yükseklikte devasa bir tapınaktan bahsetmekteyiz.”

Tonlarca mermer denizleri aşarak Klaros’a ulaştı

Klaros’un dış dünya ile bağlantısını ortaya koyan en somut kanıtlardan biri ise deniz altında bulundu. Zunal, kutsal alanda Marmara Adası’ndaki antik Prokonnesos taş ocaklarından ve Paros Adası’ndan getirilen mermerlerin kullanıldığını belirtti: “Özellikle Prokonnesos’tan, yani Marmara Adası’ndan Klaros’a gelen bir kargo gemisi, Kızılburun açıklarında, günümüzde Teos olarak bilinen bölgede batıyor. Geminin kazısı yapıldı ve taşıdığı kargonun Klaros’a gelmekte olan Dor düzeninde bir sütun başlığı ve bir sütuna ait olduğu tespit edildi. Bu durum, çevreden hayvanlar, arabalar ya da insan gücüyle getirilen mermer blokların yanı sıra, Klaros’a özel mermerlerin deniz yoluyla da taşındığını gösteriyor. Yaklaşık 75-80 ton ağırlığındaki bir taşıyıcı sütunun taşınması oldukça zahmetli ve maliyetliydi. Dolayısıyla, Klaros gibi kutsal alanların dönemin sponsorları olduğunu söylemek mümkün.” şeklinde konuştu.

Kaplumbağaya bakınca iki bin yıl öncesine tanıklık etmek

Klaros’ta hikâye yalnızca kazı alanlarında değil, bazen ağır ağır yürüyen bir kaplumbağanın kabuğunda da saklı. Günümüzde Klaros’u gezenlerin sıkça karşılaştığı kaplumbağalar, binlerce yıl önce de Apollon’un dünyasının bir parçasıydı. Zunal, antik çağ ile günümüz arasındaki bu şaşırtıcı bağı vurgulayarak, “Antik dönemden izlerini bildiğimiz bazı unsurları, bugün Klaros’a geldiğinizde net bir şekilde görebiliyorsunuz. Bunlardan biri kaplumbağalar. Apollon’un icat ettiği ve çald

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın